Dolar (USD)
30.99
Euro (EUR)
33.56
Gram Altın
2028.32
BIST 100
9374.2
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

05 Nisan 2023

​Urfa'da bir gönül adamı: Halil Manuş

Eskiler, mekân ve insan ilişkisini özetleyen o kadar hoş cümleler söylemişler ki hem bu sözlere hayranlık duyuyor hem de bu sözleri bugün de iştiyakla kullanıyoruz. Hatta bu sözler kimi zaman Arapça bir darbı mesel veya Farsça bir tamlama olsa dahi. Aynı medeniyetin çocukları olduğumuz, yüzyıllar boyu birlikte yaşadığımız için bu sözleri kendi sözlerimiz gibi benimsemişiz. İşte mekân ve insan ilişkisi üzerine söylenen en güzel sözlerden ikisi Arapça "Şerefü'l mekân bi'l mekîn" ve "Şerefü'l mekîn bi'l mekân" sözleridir. "Şerefü'l mekân bi'l mekîn" mekânın şerefi orada ikamet eden, yaşayanlar iledir demekken "Şerefü'l mekîn bi'l mekân" ise kişinin şerefi bulunduğu mekân iledir demektir.

Yaşadığı şehre değer katan o kadar çok kişi vardır ki o şehir telaffuz edildiğinde akla hemen o kişi gelir. Bazen de o şehir orada yaşayan insanların önüne geçer ve kişinin adı ile şehir özdeşleşir.

Bazen de o kadar mütevazı insanlar vardır ki kimse varlığından haberdar değil iken kıymetleri herhangi bir sebeple o şehri terk ettiklerinde ancak anlaşılır. Zira onların bilinmek, tanınmak gibi bir dertleri olmadığı gibi yaptıkları işleri ve vazifeleri rızaenlillah ve fisebilillah ifa ederler.

Çorum’da öğretmenlik yaptığı yıllarda tanıdığım ve şimdilerde Şanlıurfa’da yaşayan Halil Manuş hocamız da kendi hâlinde yaşayan ama on parmağında on marifet bir öğretmenimizdir. Kendisi Çorum’da yaşadığı yıllarda hem eğitim alanında hem de kültürel alanda hemen her faaliyetin içinde yer alır ve tanıyanlar tarafından takdir edilirdi. Örneğin milli ve manevi konularda ildeki yerel gazetelerde ve edebiyat dergilerinde köşe yazarlığı yapar, konferanslar düzenler, tiyatrolar yazar ve oynar, ebru yapar, şiir yazar, bağlama çalar, öğrencileri ile izcilik yapar, sergiler açar, Çanakkale ve Sarıkamış ile ilgili oratoryo yazar ve sahnelerdi. Musikiye özellikle de Halk Musiki ve Tasavvuf musikisine özel ilgisi olduğu için musikişinas kişilerle de dostluk kurmuştu. İlk şiiri de Çorumlu müzik öğretmeni Hakan Önsöz tarafından bestelenmişti.

Halil hocamız daha sonra Şanlıurfa’ya tayin oldu. Orada da yukarıda saydığım tüm faaliyetleri eksiksiz icra ediyor. Sanki kırk yıllık Urfalı gibi hemen her kültür ve irfan meclisinde onu görüyoruz. Öyle ki şiir meclislerinde ve sıra gecelerinde Halil hocayı halkadadır. Başta üstat Musa Kaldı olmak üzere Urfalı birçok bestekâr onun şiirlerini besteleyip sıra gecelerinde okuyorlar. Şanlıurfa yerel gazetelerinde yine köşe yazıları ile hocamız bulunduğu şehre değer katıyor.

Bu arada hemen belirteyim ki Halil Hoca, 1960 Yılında Kayseri ili Felâhiye ilçesi Karaşıh köyünde doğmuş. Ankara Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Teknoloji Bölümü İş ve Teknik Ana Bilim Dalından 1988 yılında mezun olmuş. Teknoloji ve Tasarım öğretmeni olarak görev yapıyor. Şimdilerde çalıştığı okulda idarecilik görevi de var.

Halil hoca Urfa’da yazdığı şiirleri, denemeleri de kitaplaştırdı. Bugüne kadar üç cilt “Dostça Yazılar” isminde denemelerini ve Can Parçam, Can Tanelerim, Sen ve Ben, Ey Aşk!, Vurgunum, Söz Ver Oğul, Deli Gönül, Aklımdasın ve Keder Ektim Yüreğimeisimli şiir kitaplarını çıkardığı gibi “50 Kelam 50 Kalem” isminde bir şiir antoloji çalışmasını da yayınladı. 10 kitapçıktan oluşan şiirleştirilmiş ve Murat Sevinç tarafından resimlenmiş Nasrettin Hoca Seti de hocanın diğer bir eseri.

Şunu da belirtelim ki o sadece yerel sıkışmış bir kalem değildir. Onun yazı ve şiirlerini ulusal düzeyde yayın yapan birçok dergi ve gazetede görmek mümkündür. Hatta şiirleri ilkokul ve ortaokul düzeyinde hazırlanan test kitaplarında sorulara konu oldu. Yine yazdığı eğitici şiirleri okulöncesi ve ilkokul öğrencileri için bestelendi ve bu şarkılardan animasyonlar yapıldı. Yine ülke çapında birçok bestekâr onun şiirlerinden türküler ve şarkılar besteledi ve bunların bir kısmı müzik albümlerinde yer aldı. Naçizane bendeniz de hocamızın birkaç şiirini besteleme şerefine nail olanlardanım.

Söz şiirden açılmışken onun şiirlerinin kadim şiir geleneğimizin sesini ve nefesini taşıdığını da söylemek gerekir. O, Yunus Emre, Dadaloğlu ve Karacaoğlan’dan başlayarak Abdürrahim Karakoç, Âşık Veysel ve Cemal Safi çizgisinde şiirler yazar.

İlk kitabı Can Parçam için yazdığım şu değerlendirmeyi de burada özetlemek istiyorum.

“Halil Manuş, Anadolu insanının saflığı ve mertliği ile lafı eğip bükmeden, doğru bildiğini en düz bir biçimde kaleme alan bir şairdir. Bir kısım çevrelerin artık dudak büktüğü, hece öldü dediği bir ortamda hecenin bu kadar güzel örneklerini yazmak ve muarızlarına “hece ölmedi” dercesine böyle bir kitabı vücuda getirmek takdire şayandır. Bana göre Halil Manuş bir hece şairidir. Onun şiirlerinde sağlam bir kurgunun yanında hece şiirinin olmazsa olmazı kafiye, ayak, durak gibi önemli unsurların hemen hemen hatasız denecek bir ustalıkta kullanıldığını görürsünüz. Yine birçok hece şairinin düştüğü zorlama kafiye, hece sayısı gibi şiiri matematikleştiren tuzaklara düşmediğini de müşahede ederiz.”

Hocamıza sağlıklı nice yıllar ve çalışmalarında başarılar diliyorum.

 
teknofest
Teknofest