Dolar (USD)
32.18
Euro (EUR)
35.00
Gram Altın
2499.16
BIST 100
10643.58
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

17 Nisan 2024

Yağmura özlem

Yağmurun yağması, kelimenin aslına rücu etmesidir. Kelimenin kökü olan “yağmak” eyleminin vücut bulmuş halidir. Yani yağmur, yağarak yapması gerekeni yapıyor. Yağmur dahi isim olarak kökündeki eylemin hakkını verirken biz ise onun güzelliğinde ıslanmak ve güzelliğini içimize çekmek yerine, sadece izlemeyi tercih ediyoruz! Lakin ne yağmurun güzel yağması ne güzel yağmurun yağması ne yağmurun yağışındaki güzellik sanırım bizi pek de ilgilendirmiyor. Bizi yağmur ile ilgili ilgilendiren tek şey onu uzaktan seyretmek ve güzelliği üzerinden eylemin edebiyatını yapmak. Eylemin lezzetinden ziyade söylemin etkisine kandık.

Biz biliyoruz ki, başımıza her ne geldiyse hepsi bizim yapıp ettiklerimizden ötürüdür. Bir kısmı da yapmamız gerekip de yapmadıklarımız nedeniyledir. İnsandır insana en büyük zulüm ve insandır insanın en büyük zalimi. İnsan sadece insana mı zulmeder? Ah insanoğlu, ah! Hem kendine hem de bütün evrene verdiğin zarara ne zaman dur diyeceksin? Allah’ın doğaya koyduğu mükemmel dengeyi kendi elimizle tarumar ettik. Şimdi bedel ödeme vakti!

Küresel ısınma, iklim değişikliği, orman yangınları gibi bahaneler arkasına sığınıyoruz. Buzulların erimesinin nedenleri üzerine teoriler üreterek kendimizi aklama çabasına girişsek de başımıza her ne geldiyse hepsinin de suçlusu biziz.

Bugün göllerimiz çölleştiyse denizlerimiz kirlendiyse ormanlarımız yandı bitti kül olduysa bizim dışımızdaki canlıların sırf sesleri çıkmadığı için yaşam haklarını ellerinden aldıysak adına kuraklık dediğimiz, dengesizlik dediğimiz illet elbet bizim başımızda bir akbaba gibi dolaşacaktır.

Bahaneler arkasında koca bir umarsızlık dağı biriktirdik ve “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” aldatmacasıyla kendimizi kandırmaktan öte bir tesellimiz kalmadı. Bugün gözlerimizi kapatıp görmezden geldiğimiz hatalar yarın başımıza çok çorap örecek. Bugün boşa akıtılan bir damla suyun faturasının bedelini yarın çok ağır ödeyeceğiz.

Dahası sistemin, özgürlük heykelleri arkasına gizlediği “Benden sonrası tufan” mottosu nedeniyle insanın kendinden başkasının özgürlüğüne tahammül edemediği çağlara erdik. “Ben kazanayım, kim kaybederse kaybetsin, altta kalanın canı çıksın.” kabilinden düşünceler etrafında şekillenen nesillerden yarına dair umutlar yeşertmek bir başka çağın hayali olarak kaldı. Herkes en teknolojik haliyle “Gününü kurtaran kahraman!” modunda yaşıyor.

Teknolojinin temel dişlilerinden birisi olan sanayiyi gelişmişliğin ve müreffeh hayatın göstergesi olarak gördüğümüz müddetçe doğanın kirlenmesine engel olamayacağız. Her ne kadar yeni yeni “yenilenebilir” kavramı ile durumu masumlaştırmaya çalışsak da hiçbir eski yenilenebilir olmuyor. Tek yenilen insanlık oluyor.

Allah’ın koyduğu dengeyi bozan insan, sadece doğanın değil kendi dengesini de bozdu. Sünnetullah’a uymadığımız müddetçe Gayretullah’a dokunup kendi sonunu hazırlayan topluluklar gibi olacağız. Sünnetullah’ı bozmak adına var gücümüzle çalışıyoruz. Yıkmak, yakmak kolaydır, lakin imar etmek zordur. Kendi hatalarımızın bedelini çocuklarımızın ödemesine sebebiyet vermeden bugünden tezi yok dengeyi korumak ve imar etmek adına kalıcı adımlar atmak gerekir.

Teknolojinin oluşturduğu enkazı temizlemek adına herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Bunun için başka âlemlerden kurtarıcı beklemek nafiledir. Çözüm, sorunun çıkış noktasındadır. Teknolojiyi insanlığa rağmen kullanmak yerine insanlık için kullanmaya başlamakla işe koyulmalıyız. Teknoloji için daha önce de dediğimiz gibi “açma düğmesiyle aynı kapatma düğmesi! Sen yeter ki duy içindeki sesi.”

Aksi takdirde yağmurun sesine dahi hasret kalırız. Sahi, bu aralar, farkında mısınız bilmiyorum ama yağmurlar da bize küstü! Eskiden bardaktan boşanırcasına yağan yağmurların yerini her yıl biraz daha geç gelen yağmurlar aldı. Nisan yağmurları yerini güneşli günlere bıraktı. Nisan yağmurları eskilerin kitaplarında bir isim tamlaması olarak kaldı.

Gelin, hala yağmur yağıyorken elimizdeki teknolojik kelepçelerden kurtularak onu evimizin içinde şemsiye açarak karşılamak yerine sokakta onunla şemsiyesiz dans edelim. Sonra da bir yağmur damlasıyla içimizden akıp gitsin tüm kötülükler ve arınsın ruhumuz. Biz biliyoruz ki Yüce Yaradan’ın rahmet tecellilerindendir bir yağmur damlası.

Bizi rahmetinden mahrum eyleme ve yağmursuz bırakma Allah’ım!