Dolar (USD)
33.03
Euro (EUR)
35.92
Gram Altın
2503.25
BIST 100
10871.48
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

13 Ekim 2020

Yalan-iftira!

Bazı anlar vardır hafızalara kazınan. Bazı anlar vardır hafızaları zorlayan. Ömre bedel anlar vardır, ömrünce unutamadığın anlar. Bazı anlar vardır ömrünü uzatır, bazı anlar vardır ömür törpüsü. Keşke dediğin anlar vardır. Keşke olmasa. Keşke yaşanmasa diye.

İşte öyle anlardan biriydi benim için eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit’in ABD’ye düzenlediği ziyaret kapsamında Başkan Bill Clinton ile Oval Ofis’te yaptığı görüşme. Keşke olmasa, keşke yaşanmasa dediğim anlardan biri. Görüşme sırasında rahat tavırlarıyla dikkat çeken Clinton kanepeye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’i dinliyor, Bülent Ecevit ise ellerini önünde birleştirmiş bir şekilde ABD Başkanının önünde ayakta dikiliyordu. Uzun süre hafızalardan silinmeyecek olan o anlar fotoğraf karelerine de yansımış Türk kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştu. Utanmıştık. Mahcup olmuştuk. Kızmıştık. Hatta öfkelenmiştik. Ama ne çare ki muhtaçtık. Memur maaşlarını ödeyemez durumda olan bir Türkiye vardı. Karşımızda bizi maddi gücüyle ezmeye çalışan tek dişi kalmış bir canavar vardı.

O utanç verici karenin basına yansımasının üzerinden yirmi yılı aşkın bir zaman geçti. O günden bu güne köprünün altından da çok sular geçti. Çok şeyler değişti Türkiye’de ve dünyada.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Katar ziyaretinde çekilen bir fotoğrafını eleştirerek “Bakın bugün gazetede bir fotoğraf var. Erdoğan’ın Katar Emiri önünde nasıl eğildiğini görüyorsunuz. Niye eğiliyor? Para için” sözleri bir anda şok etkisi yaptı bende. Bir an yirmi yıl önceye gittim ve o utanç anlarını hatırladım birden. İnanır mısınız terledim o an. Benim ülkemin, Türkiye Cumhuriyetinin, değil Cumhurbaşkanı, hiçbir bürokratı, hiçbir iş adamı, hiçbir kişisi ne batının ve ne de doğunun karşısında eğilmemeliydi. Bir tek Yaradan’a, bir tek onun huzurunda eğilmeliydi başımız.

Bu nasıl olurdu. Olmamalıydı. Öfke ile mahcubiyet arasında gittim geldim bir an. Yine o eski günlere mi döndük diye hayıflandım birden. Yazılı ve görsel medyada haberi aradım doğru mu diye. Gördüm ki Katar Emiri Temim bin Hamed es-Sani’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı karşıladığı anlarda kameraya yansıyan görüntülerde herhangi bir eğilmenin olmadığı ortadaydı. Görüntülerde; Katar Emiri tarafından karşılanan Erdoğan, elini göğsüne götürüp gönül selamı veriyor ve yoluna devam ediyorlar. Acaba bu sözler bu karelerden mi çıktı diye de biraz daha dolaştım haberler arasında. Evet. Kemal Kılıçdaroğlu’nun o sözleri bu karelerden çıkmıştı.

Gönül dilinden anlamayanlar gönül selamını anlayamazdı. Ülkem ve cumhurbaşkanım adına sevindim ama ülkemdeki muhalefet adına üzüldüm. Bizdeki muhalefetin körlüğü, saldırganlığı, yalanı, sahtekârlığı, hainlerle işbirliği adına üzüldüm. Üstad Necip Fazıl’ın “Bugün bizdeki muhalefet iktidarı düşürmek için vatanı düşürmeye bile razıdır.” sözünü hatırladım. Üstadın bu sözü söylediğinden bugüne CHP’de değişen hiç bir şey olmadı. Nato kafa, nato mermer misali. Bu CHP, yalandan, iftiradan, saldırganlıktan, ihanet ortaklığından kurtulmadığı sürece bir arpa boyu mesafe kat edemeyecektir.

Yaradan Mevlâ yalandan, iftiradan sakınmamız için Kur’an’ı Kerimde çeşitli ayetlerde bizi uyarmaktadır. Yalancıları ve müfterileri zalim olarak nitelendirmektedir. Yalancıları kalpleri hasta olarak bildirmekte, müfterileri ise büyük bir azapla uyarmaktadır. Yalancıları suya batırıp boğduğunu haber vermekte, doğru söz sahiplerini de büyük bir kurtuluşla müjdelemektedir.

Yalan, insanların birbirine düşmesine, toplumdaki ahengin bozulmasına, ailelerin yıkılmasına, dostlukların bitmesine sebep olduğu için, tüm insanlar tarafından çok çirkin bir fiil olarak kabul edilmiştir. Atalarımız: “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar”, “Dünya tükenir, yalan tükenmez.” , “Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış”, “Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz” derken önemli bir gerçeğe işaret etmişlerdir.

Yalan, sahibini utandırır, rezil eder. Kişinin yalancı olduğu bir kere anlaşıldı mı, söylediği doğru sözlere de inanılmaz. Şimdi bu yalanın ve iftiranın sahibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun rezil olduğu ortada da utanır mı bilmem. Pek duymadık ama ezkaza doğru bir sözü de olsa artık inanılmaz.

Gün geçmiyor ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni bir yalanıyla karşılaşmayalım.

 
VF kat sağ