Dolar (USD)
32.74
Euro (EUR)
35.03
Gram Altın
2440.73
BIST 100
10471.32
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


​Yargı harcı çilesi

Bilindiği üzere, ülkemizde yargıya başvurulduğunda bir miktar harç peşin olarak alınır, bir kısmı da karardan sonra alınır. Peşin alınanlar dava açılırken veya icra takibi yapılırken tahsil edilir. Karar ilam harcı da karar verilince alınır. Bu harçlar maktu (yani sabit bir rakam) olabileceği gibi nisbi (yani davadaki talep miktarı ile orantılı) da olabilir. Özellikle nisbi harçların çoğunluğu karar verildikten sonra alınır.

Mevcut hali ile ülkemizde yargıya erişimin maliyetinin düşük veya yüksek olması yazımızın konusu olmamakla birlikte, dünya ülkelerine ve özellikle de AB ve ABD ülkelerine bakıldığında yargı harçlarının düşük kaldığını söylemek doğru olur. Özellikle, bazı Avrupa ülkelerinde yargıya erişim o kadar maliyetlidir ki, sadece bu maliyetler bile uyuşmazlıkların yargıya götürülmeden veya sulh ile sonuçlanmasını sağlamaya yetmektedir. Bizde yargıya erişim maliyetleri yüksek değildir.

Yargılama sonunda mahkeme kararı verince bir de karar ilam harcına hükmeder. Bu harcın miktarı ilk başvuruda alınandan çok daha yüksektir. Başvuruda nisbi harcın 1/4'ü alınır, 3/4'ü gibi bir oranı da karardan sonra ödenir. Bu harcın tahsili için de Maliye’ye yazı yazılır. Maliye de harcı ödemesi için davayı kaybeden taraf aleyhinde işlem başlatır. Gerekirse haciz bile yapar.

Buraya kadar, ilk bakışta, sıkıntı yokmuş gibi görünüyorsa da işte bu noktadan sonra sıkıntı başlıyor. Şöyle ki, yerel mahkeme kararı verince karar ilam harcının tahsili için Maliye’ye yazı yazıyor. Sonra taraflar kararı istinafa/temyize götürse de bu harcın tahsili süreci durmuyor. Maliye bunun tahsili için çalışıyor. Tarafların başvurusu üzerine karar istinaftan veya temyizden geri dönerse, ne oluyor? Karar hukuk aleminden kalkmış oluyooooor. Eeee peki Maliyenin başlattığı işlem ne oluyor? O devam ediyor, para tahsil edilmiş ve tahsil sürecinde oluyor. Bu harcı ödemekle yükümlü olan kişi maliyenin işlemine karşı hukuki yollara başvurarak harcı ödemekten kurtulmaya veya ödemişse geri almaya çalışıyor. Yalnız konuyu doğru anlayalım, ilk verilen ve hatalı olduğu için istinaf veya temyizden dönmüş bulunan mahkeme kararından bahsediyoruz. Yani, adliyede yanlış karar veriliyor, istinafta karar kaldırılıyor, ancak harç için maliyenin işlemi devam ettiği için vatandaş buna da ayrıca dava açmak zorunda kalıyor. Yerel mahkeme kararı kaldırıldığı için vatandaş süresi içinde dava açmış ise maliyenin istediği harç ile ilgili çoklukla iptal veya iade kararı çıkıyor İdari Yargıdan (Vergi Mahkemesinden).

Bu iptal/iade durumunda, vatandaş hatalı verilmiş ilk mahkeme kararı ile bir kere mağdur iken bir de harç ile ilgili davayla uğraştırılıyor. İki kere mağdur oluyor. Bu sorunun çözüme kavuşturulması lazım. Karar kesinleşmeden harç tahsili süreci başlatıldığı zaman, bu işlem aleyhinde dava açılırsa bu davanın yargılama masrafı ve vekalet ücretini de Maliye ödemek zorunda kalıyor. Dava açılmazsa, Maliye, kişiden ödememesi gereken bir harcın tahsilini yapmış oluyor. Ayrıca bu gereksiz işlem ile uğraşmak zorunda kalıyor. Vatandaşımız da her türlü haksız ve hukuka aykırı işlem ile ayrı ayrı uğraşmak zorunda kalıyor.

Bu durumda ortaya çıkan mağduriyetin önlenmesi için karar ilam harcının karar kesinleştikten sonra haksız çıkan taraftan alınmasına karar verilmesi düzenlemesi mevzuata getirilmesi gerekiyor. Bu küçük düzenleme haksız ve hukuka aykırı uygulamaların önüne geçilmesini sağlayacak, maliyenin de gereksiz işlemlerle uğraşmasını önleyeceği gibi bu harcın tahsili işlemine karşı açılan davalardan doğan yargılama gideri ve vekalet ücretleri ödemelerinden de kurtulmasını sağlayacaktır. Bundan daha da önemlisi, ülkemizin hukuk sisteminin toplumsal huzura hizmet etmesini sağlayacaktır. İnsan odaklı ülke yönetimi olabilmek ve vatandaşın da kamuya güveninin artması açısından bu tarzdaki küçük düzenlemelerin etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. İnsanımıza insanlığa yakışır şekilde muamele edilmesini sağlayacak bir sistemin kurulması önemlidir.