Yedi Başak
Diyanet Vakıf


Yurt dışına öğrenci göndermek (2)

Hatta Avusturya devleti işi daha da ileriye taşıyarak, öğrencilerin ‘daha barışçıl ve Muhammedî yola daha uygun’ olan ülkelerinin tercih edilmesi telkininde bile bulundu. Bu çerçevede İstanbul’da iki yıl kalmış, Türkçe bilen Albay Franz von Hauslab rehberliğinde öğrenciler, Viyana’ya gönderilir. 

Tanzimat’ın ilanından sonra Islahat Fermanı’yla yurt dışına öğrenci gönderilmesine devam edilir. Her şeye rağmen Cumhuriyet döneminde de bu uygulama sürmüştür. Hatta Islahat Fermanı’nın ilanından (1856) sonra, gayr-i müslim öğrenciler de yurt dışına gönderilmiştir. 

1851 yılında Maarif-i Umumiye Nazırı Kemal Bey, bir rapor hazırlayarak askerî eğitim alanları hariç, öğrencilerin durumunun kötü olduğunu belirterek onların sorumluluklarını yerine getirmediklerini ifade eder. Askerî öğrenciler dışında tüm öğrencilerin İstanbul’a dönmelerinin sağlanması gerektiği önerir. Öğrencilerin verimsiz ve başıboş istenilmeyen hareketler içinde olduğunu söyleyen Nazır Bey, ayrıca bu öğrencilerin, yeni gelen talebelere kötü örnek olduğu ikazında bulunur.

Olumsuzluklara karşı bir çare olarak Paris’te 1857 yılında Mekteb-i Osmanî ismiyle bir okul hizmete başlar.  Mekteb-i Osmanî’nin öğrencilerine din dersi vermek için elçilikteki göreviyle birlikte Hoca Tahsin Efendi ve dil dersi vermek için de Selim Salim Efendi görevlendirilir. 

Ermeni cemaatinden gelen talep üzerine, Paris’te Mekteb-i Muradyan isimli bir okul daha açılır. Ders müfredatı ve okutulacak kitaplar, Osmanlı Maarifince belirlenir. Ermeni öğrenciler, kendilerinin din dersi alamadıkları şikayetinde bulunurlar. Bunun üzerine İstanbul’dan Ermeni Gregoryan Patriği’nden papaz talep edilir.

Mekteb-i Osmanî bünyesinde Hıristiyan öğrenciler için bir ibadet yeri hazırlanır ve İstanbul’dan maaşı Osmanlı devletinden karşılanmak üzere bir papaz gönderilir. Onların Türkçe dersini de Mekteb-i Osmanî’nin hocası Selim Salim Efendi verir.

Gerçekte Avrupa’ya ilk öğrenci gönderen Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dır. Osmanlı’dan on yedi yıl önce 1813 yılında, Mehmet Ali Paşa, İtalya’nın Milano, Floransa ve Roma şehirlerine askerlik, harp gemileri inşası, matbaacılık, hendese ve diğer yeni teknikleri öğrenmeleri için, -ilk on yıl içinde- yirmi sekiz öğrenciyi, gözetmenleriyle birlikte gönderir. Böylece kontrollü bir öğrenci gönderilmesi gerçekleşir.

Mısır’dan 291 öğrenci Paris’te eğitim almıştır. Paris’te bir de Mısır Okulu açılır. Gönderilen öğrencilerin başında, Mehmet Ali Paşa’nın Fransızca’dan Arapça’ya, Arapça’dan Fransızca’ya tercümeler yapan Ezher mezunu tabur imamı, Şeyh Rufaa Efendi bulunmaktadır. 

Tanzimat’ta (1830-1875) 362, Abdülhamid döneminde (1880-1908) 315 ve Meşrutiyet döneminde (1909-1922) ise 550 öğrenci yurt dışına gönderilir. (Daha geniş bilgi için bkz. Aynur Erdoğan, Osmanlı’da Yurt Dışı Eğitim ve Modernleşme, Büyüyenay yay., İstanbul 2016). 

Atatürk döneminde (1923-1938) 892 (Ayşen İçke, Atatürk Dönemi Yurt Dışı Eğitimi, AAM, 2018) ve 1940-1970 arasında ise 1279 öğrenci yurt dışına gönderilir (Seyfi Yıldırım, Eğitim Amacıyla Yurt Dışına Gönderilen Öğrenciler (1940-1970), HÜAİİTÜ, 2005).

Şu halde, ülke dışına gönderilecek öğrencilerin eğitim süreçleri esnasında, birtakım hususların göz önünde bulundurulmasında faydalar vardı. Örneğin; yurt dışına gönderilen öğrencilerin kendi köklerine yabancılaşmamaları için millî ve dinî değerlere sahip olması gerekmektedir. Bununla birlikte, donanımlı danışmanların rehberliğinde sıkı gözetim altında bulunmaları ve uzun süre kalmadan kısa sürede dönmeleri sağlanmalıdır.

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement