Dolar (USD)
18.8192
Euro (EUR)
20.4726
Gram Altın
1168.03
BIST 100
5134.55
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

27 Kasım 2022

Ergani Sempozyumu-1

Geçtiğimiz hafta içinde perşembe ve Cuma hatta Cumartesi de devam edecek olan Ergani sempozyumuna davetliydim. Bu sempozyumun varlığından Mayıs 2012'de Sezai Karakoç sempozyumu dolayısıyla haberdar olmuştum.

Sempozyum toplantılarını bilen bilir. Sempozyumlar iki şekilde duyurusu yapılır.

Birincisi çağrılı sempozyumlardır. Sempozyum bilim heyeti ilmi bir alanda o konuda hangi akademisyenlerin çalışmalarını daha doğrusu hangi yazarların da çalışmaları olduğunu bilir ve ona göre davetname gönderirler.

İkincisi de yaygın olarak yapılan belli bir konuda duyuruya çıkılan ve gönderilen özet bildiriler içerisinde en uygun olan bildiri özeti kabul edilir. Bu bildiri özeti sahibine “bildiriniz-tebliğiniz kabul edilmiştir.” şeklinde duyurularak sempozyum süreci başlatılır.

Sempozyumlarda eskiden konuşmacı tebliğini sunardı. Şimdi ise daha çok bildiri sunuyor. Yanlış anlamayın. Sempozyum ile bildiri aynı şey. Ben sadece aralarındaki nüans farkını belirtmek için bunu söylüyorum. Ve aslında bildiri kelimesine neden dönüştüğünü merak ettim doğrusu. Sonuç: Şehir kelimesi yerine kent kelimesini geçirmeye çalışanların işi olduğunu öğrendim. Şehir-kent tartışması da yaşandı sempozyum kulislerinde. Bendeniz “kent” kelimesinin eski Farsçada Soğutçada köy anlamına geldiğini, bugün Azerbaycan’da Bakü’de insanlar kent denilince köy anladığını söyledim. Dr. Şakir Diclehan Hocamız da bunu teyit etmek için Bakülü bir hocaya telefon açtıydı. Bakülü hoca da “kent” kelimesini teyit etmişti.

Bildiri kelimesinin kendine has bir söylemi daha önce Türkçede oluştuğunu söyleyelim. Birleşmiş Milletler bildirisi, Möntro Bildirisi, Londra bildirisi, Çevre bildirisi hatta illegal bildirilerinin de olduğunu söyleyelim. Bildiri kelimesi de görüldüğü gibi siyasi ve biraz da olumsuz anlamlar yüklenmiş bir vaziyette Türkçedeki yerini almıştır. Bu sebepten ötürü ilmi bir toplantının ya da ilmi bir şubenin bu kelimeyle anlatılması yakışık kalır mı? Yorumu okuyucularıma bırakıyorum.

Sempozyumun ilk gününde hasta olduğum sebebiyle katılamadım hâlbuki tebliğim de bu ilk gündeydi ikinci gün sempozyumun yapıldığı Dicle Üniversitesi 15 Temmuz kongre merkezindeydim bu merkez daha önce de birkaç tarihi kongreye sempozyuma şöleni ev sahipliği yapmıştı.

Sempozyumun sonuç bildirgelerinin açıklanacağı Ergani oturumu da cumartesi günü olacaktı oraya da mazeretimden dolayı katılamadım. İşin ilginç yanı genelde sempozyumlarda akşam vakti kalınan otellerde hocalar, yazarlar kuliste fikir alış verişi yaparlar. Dostluklar kurulur, bilgi alış verişi yapılır. Ben, bunlardan da mahrum kaldım. Akrabalarım ben otele varmadan otogarda beklemişlerdi. Çaresiz, otelden ve oradaki hocaların sohbetinden mahrum kaldık. Sempozyumun ilk günü benim de geleceği haber almış olan Diyarbakırlı yazar M. Ali Abakay beni aramıştı. İstanbul’dan gelen Dr. Şakir Kurtulmuş hocamız beni aramıştı. Yine Malatya’dan Dr. İsmail Söylemez hocamız da beni aramış, muhakkak görüşelim, demişti.

Bir sonraki yazımda, İnşaAllah, devem ederiz.