'Barış için AB personeli' girişimiyle düzenlenen bir ortak çağrı metni, AB kurumlarına ve üye ülke hükümetlerine gönderildi.
Eski Avrupalı büyükelçiler ve üst düzey yetkililerden oluşan 404 kişinin imza attığı ortak çağrıya göre, uluslararası düzenin benzeri görülmemiş sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde AB ve üye devletlerin Birleşmiş Milletler'in (BM) uzun süredir benimsediği ilke ve kararlar ile uluslararası hukuk çerçevesinde İsrail-Filistin meselesine barış getirilmesi amacıyla ilgili tüm taraflarla tam anlamıyla angaje olması gerektiği belirtildi.
AB ve uluslararası toplumun öncelikli odağının Gazze'de sahada yaşanan mevcut ağır koşulların tersine çevrilmesi ve güvenlik durumunun giderek kötüleştiği Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki gelişmeler olması gerektiği ifade edildi.
AB ve üye ülkelerin, barışı baltalayan eylemleri bugüne kadar istikrarlı biçimde kınadığı, ancak bu kınamaların somut tedbirlerle desteklenmediği aktarıldı.
Barışı teşvik etmeye yönelik yeni girişimlerin eşiğinde, AB'nin Filistinlilerin devredilemez kendi kaderini tayin hakkını tehdit eden ve iki devletli çözümü zayıflatan ilhakçı gündemler izleyen tüm aktörlere karşı kararlı adımlar atması gerektiğinin altı çizildi.
'Barış Kurulu'na dahil olunmaması ve Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) ilgili kararları ve görüşleri doğrultusunda, İsrail'e yönelik tüm askeri desteğin durdurulması çağrısı yapıldı.
Yasa dışı yerleşimlerle yapılan ticaretin etkin biçimde yasaklanması gerektiği belirtilirken, benzer görüşlü ortaklarla ortak tutumlar belirlenmesi ve barışı teşvik edecek girişimler geliştirilmesi çağrısı yapıldı.
'Güçlü ve sürdürülebilir adımlar atılmalı'
Girişimi düzenleyenlerden AB'nin Filistin nezdindeki temsilcisi eski Büyükelçi Sven Kühn von Burgsdorff, AA muhabirine yaptığı yazılı açıklamada, 'AB ve üye devletlerin, başta Gazze olmak üzere Batı Şeria'da ve Doğu Kudüs'te Filistin halkını etkileyen mevcut felaket tablosunu tersine çevirmek için güçlü ve sürdürülebilir adımlar atmasının zamanı gelmiştir.' vurgusunu yaptı.
İsrail üzerindeki baskının artırılması gerektiğini belirten von Burgsdorff, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Küresel Güney'deki benzer görüşlü ortaklarla, özellikle Orta Doğu'daki ülkelerle ittifaklar kurulması gerektiğinin altını çizdi.
Von Burgsdorff, 'Bu çabalar, Filistin halkının devredilemez siyasi kendi kaderini tayin hakkının ve barış, güvenlik ve onur içinde yaşama hakkının korunmasını hedeflemelidir.' ifadelerini kullandı.