İtalya ve Malta'yı ocak ayının son günlerinde etkileyen "Harry" fırtınası, Sicilya ve Kalabriya'daki sahil yerleşimlerinde çok sayıda caddenin sular altında kalmasına, yolların çökmesine ve kıyı yapılarında ciddi hasara yol açtı.
Akdeniz'de son yıllarda sayısı ve şiddeti artan bu tür fırtınalar, İngilizcede Akdeniz anlamına gelen "Mediterranean" kelimesinin ilk 4 harfi ile, kasırga anlamına gelen "hurricane" kelimesinin son 4 harfinin birleştirilmesinden türetilen "medicane" olarak adlandırılıyor.
"Atmosferde ve denizlerde düzenli bir sıcaklık artışı yaşanıyor"
Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Turan Beşiktepe, deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın bu tür aşırı hava olaylarını doğrudan beslediğini söyledi.
İklim değişikliğinin etkisiyle hem atmosferde hem de denizlerde düzenli bir sıcaklık artışı yaşandığını belirten Beşiktepe, Akdeniz genelinde deniz suyu sıcaklıklarının 1980'lerden bu yana belirgin biçimde yükseldiğini ve yıllık ortalama 0,04 derece arttığını kaydetti. Beşiktepe, sözlerini şöyle sürdürdü:
"1980'den sonra Akdeniz'in tamamında 2025'e kadar yaklaşık 1,6 derecelik bir ısınma söz konusu. Akdeniz'in ortalama deniz yüzey suyu yaz sıcaklığı normalde 21 ile 24 derece arasında değişir. Denizin tamamında yıllık ortalama normal kabul edilen deniz yüzey suyu sıcaklığı ise 18,5 derecedir. Ancak iklim değişikliği etkisiyle tüm Akdeniz'de 2025, ortalama 21 derece deniz yüzey suyu sıcaklığıyla en sıcak ikinci, 2024 ise 21,32 derece ile tüm zamanların en sıcak yılı olarak kayıtlara geçti. Bu sıcaklık değerleri 2023 yılında 20,97 derece, 2010 yılında ise 20 derece olarak kaydedilmişti."
Ortalama deniz yüzey suyu sıcaklığının 26,9 derece olarak ölçüldüğü Temmuz 2025'in, Akdeniz'de kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana en sıcak ay olduğu bilgisini paylaşan Beşiktepe, Akdeniz'de deniz suyu sıcaklıklarının küresel ortalamaya göre yaklaşık yüzde 20 daha hızlı arttığını vurguladı.
Bazı bölgelerde deniz ısı dalgalarının etkisiyle deniz suyu sıcaklıklarının haftalarca 28 derecenin üzerinde seyrettiğini anlatan Beşiktepe, "Yaz aylarının olağanüstü sıcak geçmesi ve kış aylarında deniz suyunun yeterince soğuyamaması, atmosfer ile deniz arasındaki enerji alışverişini güçlendiriyor. Bu da Harry gibi denizden beslenen fırtınaların daha kolay oluşmasına ve daha şiddetli hale gelmesine neden oluyor" dedi.
"Batı Akdeniz'de oluşuyor, doğuya doğru hareket ediyor"
Akdeniz'de son 20 yılda daha önce görülmeyen şiddette fırtınaların oluşmaya başladığına dikkati çeken Beşiktepe, bu sistemleri, tropikal kasırgalara benzeyen ancak daha kısa süreli ve görece daha zayıf yapılar şeklinde nitelendirdi. Beşiktepe, şöyle devam etti:
"Medicane olarak adlandırılan bu fırtınalar, tropikal siklonlara benzer şekilde denizden enerji alarak gelişiyor. Deniz suyu sıcaklıkları ne kadar yüksekse, soğuk hava kütlesi ile birleşince o oranda güçlü bir hava sistemine dönüşüyor. Tropik bölgelerde rüzgar hızları 200-300 kilometreye ulaşırken, Akdeniz'de bu sistemlerde rüzgar hızları saatte 150 kilometre seviyelerine çıkabiliyor."
Bu fırtınaların özellikle kuzeyden gelen soğuk hava kütlelerinin, mevsim normallerinin çok üzerinde sıcaklığa sahip Akdeniz sularıyla karşılaşması sonucu güçlendiğinin altını çizen Beşiktepe, söz konusu sistemlerin çoğunlukla Batı Akdeniz'de oluştuğunu, ardından doğuya doğru hareket ederek Sicilya, Malta, Adriyatik'in güneyi ve Yunanistan'ın batısında etkili olduğunu aktardı.
"Harry" fırtınasının, bugüne kadar Batı Akdeniz'de gözlenen en güçlü olaylardan biri olduğunu dile getiren Beşiktepe, "Yapılan ölçümlerde dalga yüksekliğinin 16 metreye, rüzgar hızının saatte 130-140 kilometreye ulaştığı rapor edildi. Akdeniz'de normalde 8-10 metrelik dalgalar yüksek kabul edilir. 16 metre Akdeniz için sadece rekor değil, olağanüstü bir değer. Bu büyüklükteki dalgalar deniz taşımacılığı, balıkçılık ve kıyı yerleşimleri açısından ciddi risk oluşturur" diye konuştu.
"Uyum sağlamayı öğrenmek zorundayız"
Beşiktepe, bu tür fırtınaların yalnızca rüzgar ve dalga etkisiyle sınırlı kalmadığı, aşırı yağış, taşkın ve heyelan risklerini de beraberinde getirdiği uyarısında bulundu.
Medicane tipi fırtınaların görülme periyodunun genişlediğine de değinen Beşiktepe, "Eskiden eylül-ocak arasıyla sınırlıydı. Ancak mevsimlerdeki kaymayla birlikte bu dönem şubat ayına kadar uzayabilir" dedi.
İklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca sera gazı azaltımıyla sınırlı olamayacağını, aynı zamanda uyum politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Beşiktepe, sözlerini şöyle tamamladı:
"Kıyı yapılaşması, turizm, deniz ticareti ve yerleşim planlamaları bu yeni gerçekliğe göre yapılmalı. Erken uyarı sistemleri ciddiyetle işletilmeli. Avrupa meteoroloji ağının parçasıyız ve bu fırtınaların oluşumunu ve izlediği yolu takip etmek mümkün. Denizcilerden kıyı sakinlerine kadar herkesin bu uyarıları dikkate alması hayati önem taşıyor."