Fevzi AKARGÜL / İSTANBUL

Türk siyasi geleneğinde "aksakal", yalnızca yaşlılığı değil; hikmeti, tecrübeyi, adalet duygusunu ve toplumsal rehberliği temsil eden saygın kişiyi ifade eder. Kırgız bozkırlarından Anadolu'ya uzanan bu kadim anlayış, bugün Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde kurumsal bir kimlik kazanarak Aksakallar Konseyi adıyla faaliyet göstermektedir. Üye devletlerin eşit temsil edildiği Konsey, teşkilatın daimî istişare organı olarak çalışmakta; stratejik konularda hazırladığı tavsiye kararlarını devlet başkanlarına sunarak Türk dünyasının ortak aklını temsil etmektedir. Hukuken bağlayıcı olmayan bu kararlar, diplomatik süreçlerde önemli bir yönlendirici niteliği taşımaktadır. Böylece sözlü kültürde yaşayan aksakallık geleneği, uluslararası düzeyde kurumsallaşmış ender örneklerden biri hâline gelmiştir.

Fotoğraf 1. Osmanlı Danışma Meclisi Geleneği Jpeg

TOY'DAN KURULTAY'A: BOZKIRIN İSTİŞARE GELENEĞİ

Aksakallık kurumunun kökeni, Hunlardan itibaren görülen Toy, Kurultay ve Kengeş meclislerine kadar uzanmaktadır. Devlet yönetiminde önemli kararların alınmasında hükümdarın yanı sıra tecrübeli devlet adamlarının görüşüne başvurulması, Türk devlet geleneğinin temel unsurlarından biri olmuştur. Selçuklularda Nizamülmülk'ün temsil ettiği istişare anlayışı, Osmanlı'da Divan-ı Hümayun aracılığıyla devam etmiş; Türk mitolojisinde Dede Korkut ise "bilge kişi" tipinin en güçlü simgesi olmuştur.

Ziya Gökalp'in "ak" rengini bilgelik ve itibarla özdeşleştirmesi de aksakallık kavramının kültürel temelini ortaya koymaktadır. Bu nedenle aksakallık yalnızca saygı ifade eden bir unvan değil, töreyi, adaleti ve toplumsal dengeyi koruyan bir danışma kültürünü temsil etmektedir. Yusuf Akçura'nın Türk topluluklarının ortak töre etrafında birleşmesine yönelik düşünceleri ile Kutadgu Bilig'de vurgulanan adalet anlayışı da günümüzde Aksakallar Konseyi'nin temsil ettiği ortak yönetim anlayışına tarihî zemin hazırlamaktadır.

BAĞIMSIZLIKTAN KURUMSALLAŞMAYA: NAHÇIVAN'IN MİRASI

Modern Aksakallar Konseyi'nin ortaya çıkışı, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan Türk cumhuriyetleriyle Türkiye arasında gelişen iş birliği sürecine dayanmaktadır. İlk adım, 1992 yılında Ankara'da düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi ile atıldı. Bu süreç, 3 Ekim 2009'da Nahçıvan Anlaşması'nın imzalanmasıyla hukuki bir çerçeveye kavuştu ve Türk Konseyi resmen kuruldu.

Gaspçılar vurdu, askerler izledi: Filistinli sivile kanlı saldırı
Gaspçılar vurdu, askerler izledi: Filistinli sivile kanlı saldırı
İçeriği Görüntüle

17 Kasım 2010'da yürürlüğe giren anlaşmayla Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi, İstanbul'daki Sekretarya ve Aksakallar Konseyi teşkilatın temel organları olarak belirlendi. İlk Aksakallar Konseyi toplantısı aynı yıl Astana'da yapıldı; sonraki yıllarda İstanbul, Bakü, İzmir, Bişkek, Eskişehir, Almatı ve Gebele'de gerçekleştirilen toplantılarda kültür, eğitim, ekonomi ve tarih alanlarında çok sayıda tavsiye kararı alındı.

Bu kurumsallaşma süreci yalnızca siyasi yapıyla sınırlı kalmadı. TÜRKSOY ve Türk Akademisi gibi kuruluşların faaliyete geçmesiyle Türk dünyasında kültürel, bilimsel ve akademik iş birliği de güç kazandı. 2021 yılında teşkilatın adının Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirilmesiyle birlikte Aksakallar Konseyi'nin görev alanı ve işleyişi de güncellenerek daha etkin bir yapıya kavuşturuldu.

Fotoğraf 3-4

ÜYE DEVLETLER VE YENİ KİMLİK

İstanbul'da gerçekleştirilen 2021 Zirvesi, Konsey açısından yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Türkiye'nin 27. Başbakanı ve TBMM'nin 28. Başkanı Binali Yıldırım, "Türkiye Aksakalı" sıfatıyla Konsey Başkanlığı'na getirildi. Güncel yönetmeliğe göre başkanlık görevi dört yıllık sürelerle yürütülüyor ve üye ülkeler arasında alfabetik sırayla devrediliyor. Böylece geleneksel aksakallık anlayışı ile modern diplomatik eşitlik ilkesi birlikte uygulanıyor.

Bugün Konsey; Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'ın temsilcilerinden oluşurken, Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gözlemci statüsünde çalışmalara katılıyor. Düzenli olarak gerçekleştirilen toplantılarda hazırlanan tavsiye kararları, üye devletlerin ilgili makamlarına resmî protokoller hâlinde iletilerek ortak politika üretimine katkı sağlıyor.

Fotoğraf 4

ORTAK ALFABEDEN YAPAY ZEKÂYA

Aksakallar Konseyi, yalnızca tarihî ve kültürel mirasın korunmasına odaklanan bir danışma organı değildir. Türk dünyasının ortak geleceğini ilgilendiren eğitim, ekonomi, ulaştırma ve teknoloji alanlarında da stratejik vizyon geliştirmektedir. Ortak Türk Alfabesi, Ortak Türk Tarihi ders kitapları, Orhun Değişim Programı, Dünya Göçebe Oyunları, Türk Yatırım Fonu ve Orta Koridor (Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Koridoru) gibi projeler, Konsey'in desteklediği başlıca girişimler arasında yer almaktadır.

Bu vizyonun en önemli adımlarından biri, 22 Haziran 2026'da Almatı'da gerçekleştirilen 19. Aksakallar Konseyi Toplantısı'nda atıldı. Türk Akademisi'nin uzun yıllara yayılan çalışmaları sonucunda hazırlanan 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi üzerinde geniş mutabakat sağlandı. Bu gelişmenin, 1926 Bakü Türkoloji Kongresi'nin yüzüncü yılına denk gelmesi, kararın tarihî önemini daha da artırdı.

Aynı toplantıda yapay zekâ çağında Türk dillerinin korunmasına yönelik "Büyük Türk Dil Modeli" önerisi gündeme taşınırken, "Türk Dünyası Aksakallar Ödülleri", "Model Türk Devletleri Teşkilatı" programı ve "Türk Dünyası Akil İnsanlar Platformu" gibi yeni projeler de değerlendirildi. Önceki yıllarda alınan kararların uygulanması da yakından takip edilerek Ortak Türk Tarihi ders kitabı ve diaspora merkezleri gibi projelerde ilerleme sağlandı. Böylece Konsey, yalnızca tavsiye üreten değil, kararların uygulanmasını izleyen kurumsal bir yapıya dönüştüğünü ortaya koydu.

Fotoğraf 5-1

BÖLGESEL KRİZLERDE TDT VE AKSAKALLAR

Aksakallar Konseyi, kültürel iş birliğinin ötesinde bölgesel gelişmeler karşısında ortak siyasi duruşun oluşmasına da katkı sağlamaktadır. Konsey Başkanı Binali Yıldırım'ın çeşitli toplantılarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulaması ve uluslararası izolasyonun kaldırılması yönündeki çağrıları, Konsey'in ortak milli meselelerde üstlendiği rolü göstermektedir. Benzer şekilde Orta Koridor projesi de yalnızca ekonomik bir ulaşım hattı değil, bölgesel istikrar ve refahı güçlendirecek stratejik bir girişim olarak değerlendirilmektedir.

Dünya siyasetinde Nelson Mandela'nın öncülüğünde kurulan "The Elders" topluluğu da bilgelik diplomasisine dayalı bir yapı olarak öne çıkmaktadır. Ancak Aksakallar Konseyi'ni farklı kılan temel özellik, hükümetlerden bağımsız bir girişim yerine Türk Devletleri Teşkilatı'nın resmî organı olarak faaliyet göstermesi ve hazırladığı tavsiyeleri doğrudan devlet başkanlarına sunmasıdır. Özellikle Karabağ Zaferi sonrasında oluşan yeni jeopolitik süreçte Konsey'in üye devletlerarasında siyasi ve stratejik eşgüdüm sağlayan bir istişare mekanizması olarak öne çıktığı görülmektedir.

Fotoğraf 6-1

GELENEKTEN GELECEĞE BAKIŞ: İSTİŞARE DİPLOMASİSİ

Aksakallar Konseyi'nin önündeki en önemli hedef, "Türk Dünyası 2040 Vizyonu" ile "TDT 2022-2026 Stratejisi"nde belirlenen amaçları somut projelere dönüştürmektir. Bu doğrultuda sivil toplum kuruluşları, akademi ve iş dünyasıyla iş birliğinin geliştirilmesi, dijital dönüşüm ve yapay zekâ alanındaki çalışmaların hızlandırılması ile bölgesel krizlerde arabuluculuk kapasitesinin güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında yer almaktadır.

170 milyonu aşan nüfusuyla Türk dünyasının ortak geleceğinde önemli bir misyona sahip olan Aksakallar Konseyi, yalnızca tarihî mirası yaşatan sembolik bir kurum değil; ortak akıl üreten, güven oluşturan ve stratejik yön belirleyen bir diplomasi platformu niteliği taşımaktadır. 2027 yılında Kırgızistan'da yapılması planlanan 20. toplantının da bu kurumsal gelişime yeni katkılar sunması beklenmektedir.

Geçmişin hikmetini bugünün diplomasi anlayışıyla buluşturan Aksakallar Konseyi, Türk devlet geleneğinin istişare kültürünü çağdaş uluslararası ilişkilere taşıyan özgün bir model olarak varlığını sürdürmektedir. Kurumun gelecekteki başarısı ise, sahip olduğu ortak aklı yeni nesillere aktarabilmesine ve Türk dünyasının ortak hedefleri doğrultusunda etkin biçimde kullanabilmesine bağlı olacaktır.

Kaynak: Haber Merkezi