Üniversite rektörlüğünün, kampüs mescidinde gerçekleştirilen ve fikir dünyasının dev isimlerinden Aliya İzzetbegoviç’i konu alan kültürel bir sohbeti "suç" sayarak disiplin soruşturması açtığı ortaya çıktı. İfadelere çağrılan öğrenciler; burs kesme, okuldan atılma ve savcılıkla tehdit edilerek sistematik bir psikolojik harbe maruz bırakıldı. Depremzede ve yetim öğrencilerin dahi bu rızık tehdidiyle sindirilmeye çalışılması, yönetimin vicdan eşiğini de sorgulattı.
YÖK kararını tanımayan derebeylik sistemi
Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) "Cuma namazı saatine ders ve sınav koymayın" talimatı, Yeditepe Rektörlüğü tarafından açıkça çiğneniyor. Onlarca talebe rağmen ders programlarını kasten Cuma namazı vaktine sabitleyen yönetim, öğrencileri "inanç mı, eğitim mi?" ikilemine hapsediyor. Rektör Yardımcısı’nın "Burası bilim yuvası, namazın burada ne işi var?" şeklindeki aşağılayıcı ifadeleri, kurumsal bağnazlığın ulaştığı boyutu kanıtlıyor.
Tozlu elektrik odalarında ibadete zorluyorlar
On binlerce öğrencinin bulunduğu devasa kampüste ibadet alanı kasten kampüsün en ücra köşesine hapsedilirken 10 dakikalık teneffüste mescide ulaşamayan öğrenciler, namazlarını toz ve kir içindeki tehlikeli elektrik santral odalarında kılmaya mahkum ediliyor.
Okulun sahibi Bedrettin Dalan’ın, yeni mescit taleplerine "Kazaya bırakın, yolda kılın" diyerek sergilediği kibirli tavır, dindar öğrenciye bakış açısını net bir şekilde özetliyor.
Çifte standart ve ideolojik ambargo
Yeditepe yönetimi, LGBT ve sol fraksiyonların faaliyetlerine alan açıp "özgürlükçü" pozu keserken YİMED (Yeditepe İslam ve Medeniyet Topluluğu) gibi 300 üyeli dini toplulukların resmiyet kazanmasını "dini faaliyete izin yok" diyerek hukuksuz şekilde engelliyor. Filistin eylemlerini polis ve disiplinle tehdit ederken, diğer siyasi eylemlere kapıları sonuna kadar açıyor. Mescitteki sohbetleri engellemek için, normalde hiç yapılmayan bir uygulama ile tam sohbet saatinde hoparlörden yüksek sesle yayın yaparak fiziki sabote uyguluyor.
Mezuniyete ramak kala fikir infazı
Hukuk Fakültesi’ni bitirmek üzere olan bir öğrencinin, sosyal medyadaki ironik paylaşımları bahane edilerek cezalandırılması, yönetimin "intikamcı" yüzünü bir kez daha gösterdi. "Yaptıklarının bir faturası olacaktı" itirafıyla verilen cezalar, hukukun değil, şahsi kinin hüküm sürdüğünü tescilledi.
YÖK VE KAMUOYUNA ÇAĞRI: BU ZULME DUR DEYİN!
Müslüman öğrencilere "parmak sallayan" bu zorba yönetim anlayışına YÖK ve denetleme mekanizmalarının harekete geçmesi bekleniyor. Mağdur öğrenciler, anayasal bir hak olan ibadet özgürlüğünü engelleyen ve öğrencilere mobbing uygulaması yapan üniversite yönetimi hakkında acilen soruşturma başlatılmasını istiyor.