HABER: ÖZLEM DOĞAN
Sultan Abdülhamid Han’ın İslam coğrafyasının birliğini güçlendirmek, bağları sıkılaştırmak ve kutsal topraklara ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla inşa ettirdiği Hicaz Demiryolu Projesi, dönemin en büyük lojistik ve stratejik hamlelerinden biri olarak tarihe geçmişti. Temeli 1900 yılında atılan ve 1908 yılında hizmete açılan hattın en kritik duraklarından biri olan Şam Hicaz İstasyonu, günümüzde adeta zamana açılan bir kapı gibi ayakta duruyor. Zalim Esed rejiminin devrilmesinin ardından özgürlüğüne kavuşan Suriye’de Hicaz Şam Garı’nı gezdik.
Hâlâ ilk günkü gibi
İstasyon binasının içerisine adım atıldığında ziyaretçileri karşılayan yüksek tavanlar, el işçiliği ahşap korkuluklar ve pencereleri süsleyen rengarenk vitraylar, Osmanlı mimarisinin zarafetini gözler önüne seriyor. Dönemin 1. Sınıf ve 3. Sınıf mevkilerini belirten levhalarıyla bilet gişeleri dahi ilk günkü orijinalliğini koruyor. Garın koridorlarında yer alan muazzam büyüklükteki idari şeref levhasında, Osmanlı döneminden itibaren demiryolunun yönetiminde görev almış önemli şahsiyetlerin isimleri dikkat çekiyor. Bu isimler, projenin arkasındaki bürokratik ve askeri emeğin birer nişanesi olarak duvarda asılı duruyor. Ayrıca binanın iç kısımlarında yer alan nostaljik çevirmeli telefonlar ve santral hatları, o dönemin haberleşme teknolojisinin ulaştığı noktayı gösteriyor.
Hatt-ul Hudud’il Hicaziye
İstasyon binasının hemen önünde sergilenen ve üzerinde Osmanlıca ‘Hatt-ul Hudud’il Hicaziye’ (Hicaz Hat Sınırı) yazılı yeşil renkli tarihî lokomotif ve vagon, garı ziyaret edenlerin en çok ilgisini çeken objelerin başında geliyor. Başta Osmanlı padişahı ve İslam halifesi Abdülhamid Han olmak üzere İslam ülkelerinin maddi manevi fedakarlıklarıyla inşa edilen o muazzam yardımlaşma döneminin canlı anıtıyla ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun ‘Hicaz Demiryolu’nu Tekrardan Hayata Geçireceğiz’ şeklindeki açıklaması büyük önem taşıyor. Bu hamle, sadece bir ulaşım projesi olmasından ziyade, bölge coğrafyasında barış, ticaret ve kültürel köprülerin yeniden inşası anlamına geliyor.
Gönüllerde yaşayan büyük miras
Mısır’dan Hindistan’a, Cava’dan Sumatra’ya kadar tüm İslam coğrafyasından toplanan bağışlarla ve bizzat Sultan Abdülhamid Han’ın şahsi servetinden yaptığı büyük katkılarla tamamlanan Hicaz Demiryolu, sadece askeri ve lojistik bir hat değil; aynı zamanda Müslümanların birlik şuurunun simgesiydi. Bugün her ne kadar hatlar uzun süredir aktif olmasa da, Şam'ın kalbindeki bu abidevi yapı ve Türkiye'nin projeyi yeniden ihya etme kararlılığı, ecdadın bıraktığı eserlerin hem şehirlerin hafızasında hem de stratejik gelecekte yaşamaya devam edeceğini tüm dünyaya bir kez daha kanıtlıyor.
İlk kazma 2027'de
Gelecek yıl ilk kazmanın vurulacağı Hicaz Demiryolu Hattı, Kızıldeniz'i Türkiye üzerinden Avrupa ve Orta Asya'ya bağlayacak "Modern" vizyonuyla yeniden canlanıyor. Küresel deniz ticaretindeki güvenlik risklerine alternatif olarak geliştirilen projede Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan ulaştırma bakanlıkları tarihi bir iş birliğine imza attı.




