Dolar (USD)
31.02
Euro (EUR)
33.56
Gram Altın
2020.35
BIST 100
9312.12
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

29 Kasım 2023

İsrail kendisini ez(dir)di

İsrail devleti ile Filistin arasında devam eden savaş, her bakımdan insanlık dersleri vermeye devam ediyor. Orantısız güç kullanımından, insani hiçbir değere riayet etmeksizin Filistin’e saldırmaya kadar İsrail’in geldiği nokta bir iflas olmuştur.

Geçen Cuma günü İsrail ile Hamas arasında esir değişimleri gerçekleşti. Değişim sırasında yaşananlar, bir yandan insanlık dramını faş ederken diğer yandan zor ve çaresiz halde bile Filistinlilerin (bu işi icra eden Hamas’ın) insanlık değerlerini ne derece gözettiğini ortaya koydu ki, bundan sonra İsrail’in işi gerçekten çok zor.

Bir kere İsrail esir değişimlerini saat olarak bile geciktirdi. Dünya kamuoyu ile dalga geçer gibi keyfi davranışlarda bulundu. Salt bu sebeple bile İsrail’e destek veren Batılı ülkelerin halkları nezdinde savunma yapmaları gittikçe zorlaşıyor. Dünyanın farklı coğrafyalarında ve bilhassa batılı ülkelerde halkların insanlık onuru adına ayağa kalktıkları düşünüldüğünde, bunun geleceğe doğru umut verici bir gelişme olduğu söylenebilir. Bir başka deyişle, insanlık “insanlık” dramına bigane kalmıyor.

Diğer önemli bir nokta, İsrailli esirler teslim ederken hepsinin yüzünde tebessümler ve Hamaslılara yönelik el sallamalar dikkatlerden kaçmadı. Bu, kendilerine iyi muamele yapıldığı anlamına geliyordu. İsrail hapishanelerinden getirilen esirlerin kıyafetleri ve yüz ifadeleri ise çok farklı dramı göstermekteydi. İçlerinde yıllardır İsrail’de hapis olan insanlar bulunmaktaydı. Mutlu İsrailli manzaralarının İsrail televizyonlarda yasaklandığı haberleri de yayıldı.

Filistinliler orada bir halk olarak bulunmaktadırlar. Filistin halkının bir devleti yok. 1993 yılında Oslo antlaşmasına İsrail uymadı. Orada Filistin ve İsrail iki ayrı devlet olarak belirlenmişti. Filistinliler yıllardır evlerine, işlerine, tarlalarına İsrail’in keyfi olarak uyguladığı izinlerle gidip geliyorlar. Birçok temel ihtiyaçlarına ulaşımları ise söz konusu değil.

Fakat tüm bunlara rağmen Filistinliler İslam’ın “insanlık” teorisini esir değişimlerindeki pratikleri ile gösterdiler. Doğrusu yıllardır müslümanları birçok bakımdan eleştirdim. Hatta batılı hegemonya ile başa çıkabilmek açısından gayretlerini yetersiz buldum. Sistematik olarak bir çalışma içinde olmadıklarını dile getirdim. Ancak Filistinliler insanlık değerlerini içkin İslam’ın böyle bir durumda nasıl hayat bulduğunu pratiğe döktüler; hem de böyle zor bir zamanda. Küresel bir dünyada, ekranların her gün oradan tüm küreye yayın yaptığı bir zamanda, bu durum İslam’ın tüm dünyaya açık mesajını net bir şekilde iletmek demektir.

İsrail’in işi bundan sonra gerçekten zor. En fazla zorlanacağı şey de meşruiyet krizi olmaya devam edecek. Mutlak gücün bir uygulaması olarak günlerce bombalar yağdırmak, her yeri yıksanız da sizin galibiyetinizi garantilemiyor. Tam tersine bu mutlak güç “insanlık” denilen bir güce takılıp orada kalıyor. Öyle ki, artık İsrail’in kendi halkını ülkesinde tutması bile oldukça zorlaşacak. Bir yerli filmde herkesin bildiği üzere Yaşar usta tüm zorluklara göğüs gererken insanlığını hiç bırakmıyor; fakat patron kızı tarafından terkedilerek yalnızlaşıyor. Yaşar Usta patrona soruyor; “Sen mi büyüksün yoksa ben mi?” diye.

Diğer yandan İsrail’in içinde ya da dışında yaşayan milyonlarca Yahudi vatandaş kendi vicdanlarında İsrail’i eminim yargılayacaktır. Batılı devletler halklarına rağmen, İsrail’i ne kadar tolere edecekler? Çünkü dikkatle bakıldığında dünyadaki yüreklerden “Filistin” yükseliyor; “insanlık” yükseliyor.