üNeden hayal kuralım ki? Hayal kurmak çocukların işi, biz büyüdük hayalle ne işimiz olabilir? diye düşünenlerimiz vardır belki. Oysa bütün gelişmelerin temelinde hayal kurmak vardır.
Türkiye'mizi örnek olalım. Bir zamanlar Orta Asya'nın steplerinde İslam'ı kabul ettikten sonra atalarımız yaşlarının büyüklüğüne bakmadan hayaller kurmuşlar. Peygamber efendimizin (sav) müjdesine ulaşabilmek için hayallerini sayigayretle güçlendirmişler. O hayaller onları Anadolu topraklarına çekmiş, oraları İslamlaştırmışlar, sonra kendilerine yurt edinip insanlığa hak ve adalet getirmişler.
Yetmemiş, Avrupa'nın içlerine, ta Viyana'ya kadar götürmüşler hayallerini. Asırlarca hayallarini yeni gelişmelerle süsleyip devam ettirmişler. Bir zaman sonra ne yazık ki, hayallerinden vazgeçip, sadece gerçeğe dönüştürdükleri hayalleriyle yetinmeye başlamışlar, böylece duraklama dönemine girmişler.
Hayal kurmayı unutmuş bir toplum haline getirilmiş olduğumuzdan, yeni hedeflere odaklanmak şöyle dursun, geçmişimizden gelen kahramanlıklarımızla beslenen şan ve şöhretimizi hakkıyla temsil edebilecek öz güvenimizi de yitirmişiz bir zaman sonra...
Gel gitler, ve büyük sarsıntılardan sonra yeni yeni kendimize gelmeye başlıyoruz. Yeniden hayaller kurmaya, hayallerimizi gerçekleştirecek yeni hedeflere kilitlenmeye ihtiyacımız var.
Eski bir düşünürün dediği gibi, "Gençler, gelecekleri olduğu için hayaller kurarlar; yaşlılar ise bir geleceğe sahip olmadıkları için hayal kurmazlar".
İstisnalar müstesna tabiki. Vizyonu geniş, misyonu genç kalmaya devameden, yaşta büyük ama hayal kurmada gençlere taş çıkartan nice büyüklerimiz var. Yine de, ruhen ve bedenen hem yaşlılarımızın hem de gençlerimizin topyekün bir ruh silkinmesine ihtiyaçları var.
Bu ihtiyacın giderilmesine yönelik çalışmalar devletimizin desteği ile güçlü bir şekilde devam ediyor. Şimdi gençlerin olduğu kadar yaşça büyüklerin de gençler gibi hayal kurmaya başlaması gerekir. Sadece bir kaç devlet büyüğünün büyük hayaller kurması yeterli değil. Toplum olarak, hep birlikte yeni hayaller kurmaya odaklanmalıyız.
Bizler hem geçmişiyle övgüye layık, hem de geleceği parlak olan bir toplumuz. Bir kaç on yıllık dönemde Türkiye'nin sadece yerel bazda değil, aynı zamanda küresel bazda büyük hayaller kurmaya başladığı yapılan çalışmalarda görülebilir.
Akkuyu Nükleer Güç Santrali, İstanbul Hava Limanı, Malezya'da ortak silah üretim araçları projesi, THY'nin marka haline gelmesi gibi, iki gün önce Rusya ile Türkiye arasında gerçekleştirilen Türk Akımı Boru hattı projesi bunlara örnek olabilir. 13 yıl önce Mavi Akım projesi olarak başlayan bin yüz km uzunluğundaki bu projenin deniz kısmının inşası tamamlandı. Asya'nın özellikle Rusya'nın Enerjisi Türkiye'nin üzerinden Batı'ya akacak olan en uzun boru hattı projesi.
Hayali kurulmadan gerçekleşmesi mümkün olmayan birçok projelerimiz var. Önce hayali kuruldu, sonra gerçeğe dönüştürülmesi için çalışmalara başlandı.
Günümüz Müslümanlarının büyük çıkmazlarından birisi, hala geçmişte yaşıyor, bir türlü geleceğe tam dönük hayaller kuramayışlarıdır. Eskiden olduğu gibi yeniden geleceğe dönük hayallerin kurulma vakti gelmiştir. Cinsiyet ayrımı yapmadan, toplumun her ferdi, kendi kabiliyet ve imkanlarına göre geleceğe dönük hayaller kurmalı.
Peygamber efendimiz (sav) bize nice gelecekle ilgili mucizeler göstermiş, müjdeler vermiş... İran'ın fethi, İstanbul'un fethi, Roma'nın fethi... geçmiş kavimlerden, yaşantılardan bahsederek geleceğe daha iyi hazırlanmamız için sürekli yaşam koçu olmuştur...
Kur'an geçmişten bahseder geleceğe hazırlık yapmamız, Cennet ve Cehennemden bahseder dünyanın geleceğe yatırım yapmak için var olduğunu göstermek için...
Sayın Cumhurbaşkanımız gibi toplumunun can damarını oluşturan Bilgeler de farklı sahalarda hayaller kurup, bu hayallerini projelere dönüştürmekteler, ama sadece bir kaç kanaat önderinin hayallerinin olması yeterli değildir...
Oysa bizler ufku bu dünya ile sınırlı insanlar değiliz. Olmamalıyız da zaten. Sonsuzluğu kucaklayan, zaman ötesine odaklanmış bir ümmetiz. Muhammed ümmetine yaraşır bir şekilde geleceğe odaklanmalı, üzerimize düşenleri yapmalıyız...