Karanlık bir geceden aydınlık bir sabaha ulaştığımız, milletimizin kahramanlık destanı yazdığı o günün ardından üç yıl geçti.
Devletimizin kılcal damarlarına kadar sızmış olan hain FETÖ üç yıl önce milletimize ait olan silahları yine milletimize karşı kullanarak büyük bir ihanet ve küresel güçler adına işgal girişiminde bulundu.
Geçen üç yıl boyunca Türkiye bir yandan FETÖ terör örgütüyle mücadele ederken diğer yandan DAEŞ, PKK ve DHKP-C gibi uluslararası silahlı terör örgütleriyle kapsamlı bir mücadele başlattı.
Bu mücadelede başarılı olduğumuz ölçüde küresel baskılar artmaya başladığını hep birlikte gördük ve yaşadık.
Türkiye'nin yeni bir küresel aktör olmaması için ekonomik ve diplomatik baskılar artsa da Türkiye, kararlı adımlarla akıllı hamleler gerçekleştirdi.
Nereden nereye…
On beş yılda savunma sanayindeki yerlilik oranını %15'lerden %70'lere çıkaran Türkiye, bu alanda dışa bağımlılığını büyük oranda azalttı.
Bunun yanında üretimin olmazsa olmazı olan enerjide dışa bağımlılığı azaltacak projelerde de önemli adımlar attı.
Nükleer santraller, yenilenebilir enerji kaynakları gibi yeni enerji üretim kaynakları yatırımları yapan Türkiye, TANAP ve Türk Akımı ile uluslararası enerji geçiş merkezi haline gelmeye başladı.
Diğer yandan ise Doğu Akdeniz Gazı'ndan Türkiye'nin hakkını korumak için de büyük güç mücadelesi verildiğini görüyoruz.
Türkiye, 15 Temmuz sonrası artan ekonomik saldırılardan önemli dersler çıkararak dış müdahalelerden etkilenmeyecek güçlü bir ekonomik sistem kurmak için alt yapı çalışmalarını hızlandırdı. En çok ithal edilen ürünleri tespit ederek yurt içinde üretilmesi için teşvik mekanizması oluşturdu.
Türkiye, gelecekte daha güçlü bir küresel aktör olmak için kaliteli ve eğitimli genç nüfus oluşturma yönünde de adımlar atmaya başladı.
Kalkınma Planı
Küresel sistem büyük bir dönüşüm süreci yaşarken sürecin sonunda daha güçlü olmak için adımlar atılıyor.
Bunlardan en önemlisi de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk kalkınma planı olan 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı…
Plana göre;
GSYİH'nın 1 Trilyon doların üzerine çıkarılacak.
Son yıllarda içine düştüğümüz orta gelir tuzağından kurtularak kişi başına milli gelir 12 bin 484 bin dolar seviyesine çıkarılacak.
Yıllar ihracatımız 226,6 milyar dolar seviyesine çıkarılarak ihracata dayalı bir büyüme stratejisi izlenecek.
Yeni yatırımlar artırılarak büyüme sağlanırken 4,3 milyon ilave istihdam ile işsizlik oranı da %9,9 seviyelerine düşürülecek.
Cari açığın milli gelire oranı %0,9'a düşürülecek. Böylece dövize olan bağımlılık azaltılarak ekonomimiz dış müdahalelerden etkilenmeyecek hale getirilecek.
Yıllık turist sayısı 75 milyona çıkarılarak hem de gelen turistlerin niteliği artırılarak 65 milyar dolarlık turizm geliri elde edilecek.
Ekonomide sanayinin payı artırılarak %24,2 seviyesine çıkarılacak ve sanayi sektörü yıllık ortalama 5,7 büyümeye ulaştırılacak. Bu da 38 adet Organize Sanayi bölgesi, liman ve serbest bölge ile 36 adet üretim tesisine yönelik toplam 294 kilometre uzunluğunda iltisak hattı kurularak yapılacak.
Büyümenin kalitesini artıracak yüksek katma değerli üretime geçiş için Ar-Ge yatırımlarının GSYİH'ya oranı %1,8'e çıkarılacak. Bu da son yıllarda yüksek öğretimdeki nicelik artışına nitelik artışı da eklenerek sağlanacak.
Tüm bunları yaparken de merkezi bütçeden taviz vermeyerek merkezi yönetim bütçe açığının GSYİH'ya oranının %2'de kalması sağlanacak.
Bu üretim ve yatırımlar artırılırken enflasyon ile mücadele sürdürülecek ve Merkez Bankasıyla koordineli bir şekilde enflasyon oranı kademeli olarak %5'e düşürülecek.
Büyüme için yatırımlara, yatırımlar için tasarruflara ihtiyaç var.
Merkezi bütçe kontrol altında tutularak 2018'de %1,8 olan kamu tasarrufu %2,4'e yükseltilecek.
Karasal yük taşımacılığında demir yolunun payı %5,15'ten %10'a çıkarılarak ulusal ve uluslararası ulaşım rahatlatılacak.
Sonuç Yerine
Hedef belli, şimdiye kadar gelinen nokta belli...
Önümüzdeki seçimsiz süreçte bizim de millet olarak bu hedefi gerçekleştirmek için canla başla çalışmamız gerek. Hadi kolları sıvama ve çalışma vakti.