Milyonlarca evde bayram sofraları kuruldu. Çocuklar yeni elbiselerini giydi, evlerin kapıları misafirlere açıldı, tekbirler yükseldi. Anneler kazanların başında, babalar bayram telaşında, insanlar birbirine “Bayramınız mübarek olsun” dedi.

Ama aynı saatlerde Gazze’de başka bir bayram yaşandı…

Gazze’de anneler, çocuklarının parçalanmış bedenlerini kucakladı.

Babalar, açlıktan dudakları çatlayan evlatlarının gözlerinin içine çaresizlikle baktı.

Kundaktaki bebekler kefensiz toprağa verildi.

Çocuklar bayram sabahına tekbirlerle değil, bombaların altında uyandı.

Ve dünya sustu…

Sadece dünya değil…

Ümmet sustu…

Gazze yalnız bırakıldı.

Mescid-i Aksâ uğruna bir halk göz göre göre kurban edildi.

Bugün tarihin en ağır utançlarından biri yaşanıyor. İnsanlığın gözü önünde bir şehir açlıkla boğuluyor. Hastaneler vuruluyor, camiler yerle bir ediliyor, yardım bekleyen insanlar hedef alınıyor. Ekmek kuyruğundaki çocukların üzerine bombalar yağıyor.

Ve bütün bunları yapan terör rejimi İsrail, yıllardır olduğu gibi yine “güvenlik” yalanının arkasına saklanıyor.

Ama artık hiçbir vicdan bu vahşeti savaş diye adlandıramaz.

Bu bir savaş değildir.

Bu; kadınların, çocukların, yaşlıların, masumların sistemli şekilde katledildiği bir vahşettir.

Bu; insanlığın ölüşüdür.

Gazze’de sadece binalar yıkılmadı…

İnsanlığın bütün maskeleri düştü.

Birleşmiş vicdan masalları çöktü.

İnsan hakları nutukları enkaz altında kaldı.

Medeniyet dedikleri şey, çocuk cesetlerinin yanında sustu.

Fakat Gazze’yi yalnızca İsrail vurmadı…

Gazze’yi ümmetin sessizliği de vurdu.

Bir zamanlar Kudüs uğruna ordular hazırlayan ümmet, bugün birkaç kınama cümlesinin arkasına saklandı. Meydanlarda öfke dolu sloganlar yükseldi ama zalimlerle yapılan ticaret kesilmedi. Petrolün, paranın, makamların ve koltukların gölgesine sığınan yöneticiler; birkaç yardım tırıyla vicdanlarını susturabileceklerini sandılar.

Oysa Gazze’de çocuklar açlıktan ölüyordu…

Anneler un bulamadığı için çocuklarına sıcak su içiriyordu…

Babalar, evlatlarının cansız bedenlerini battaniyelere sararak taşıyordu…

Ve ümmet bunları ekranlardan izliyordu.

İşte bu yüzden bugün Gazze’de sadece bir halk kurban edilmedi.

Gazze’de ümmetin vicdanı kurban edildi.

Aksâ’nın özgürlüğünden söz edenler, Aksâ’nın çocuklarını koruyamadı.

Kudüs için nutuk atanlar, Gazze’nin yetimlerini ölümün ortasında yalnız bıraktı.

Bir ümmet, kendi çocuklarının çığlıklarını duyduğu hâlde sessiz kalmayı tercih etti.

Kurban Bayramı’nın ruhu kayboldu…

Hz. İbrahim’in teslimiyeti anlatıldı ama çağın Firavunlarına karşı susuldu.

Hz. İsmail’in sadakati konuşuldu ama Gazze’nin çocukları göz göre göre ölüme terk edildi.

Bayram sofralarında etler dağıtılırken, Gazze’de çocuklar günlerce kuru ekmek bulamadı.

Dünyanın dört bir yanında bayram tekbirleri yükselirken, Gazze semalarında savaş uçaklarının uğultuları yankılandı.

Bayramlık elbiseler giydirilen çocukların olduğu saatlerde, Gazze’de çocuk bedenleri beyaz kefenlere sarıldı.

Ve tarih bütün bunları yazdı…

Sadece katilleri değil…

Susanları da yazdı.

Çünkü bazı zamanlarda zulmü yapan kadar, zulme sessiz kalanlar da tarihin karanlık sayfalarına gömülür.

Belki bir gün Gazze yeniden ayağa kalkacak…

Belki yıkılan şehirler yeniden kurulacak…

Belki enkazların yerinde yeniden ezanlar yükselecek…

Ama ümmetin bu büyük sessizliği, hafızalardan silinmeyecek ağır bir utanç olarak kalacak.

Çünkü Gazze’de kurban edilen sadece bir halk olmadı.

Gazze’de merhamet kurban edildi.

Kardeşlik kurban edildi.

İnsanlık kurban edildi.

Ve en acısı…

Gazze’de ümmetin vicdanı kurban edildi.

Bugün bayram…

Ama Gazze’de bayram yok.

Bugün tekbir günü…

Ama Gazze’de anaların feryadı göğe yükseliyor.

Bugün sevinç günü…

Ama Gazze’de çocuklar toprağa veriliyor.

Bu yüzden ey Müslümanlar…

Bayramı sadece sofralarda aramayın.

Bayramı mazlumun yanında durabildiğiniz yerde arayın.

Gazze’yi unutmayın.

Çünkü Gazze sadece bir şehir değildir.

Gazze, ümmetin imtihanıdır.

Gazze, vicdanın son kalesidir.

Gazze düşerse, sadece bir şehir düşmeyecek…

İnsanlığın son kırıntıları da toprağa gömülecek.

Bu bayramda dualarımız Gazze’nin şerefli halkıyla olsun…

Direnişiyle ümmete izzet öğreten o sabırlı annelerle olsun…

Enkazların altında bile teslim olmayan o yiğit çocuklarla olsun…

Mescid-i Aksâ uğruna can veren şehitlerle olsun…

Ve Allah’ın yardımı, Gazze davasına sahip çıkan, mazlumun safında duran, zalime karşı susmayan bütün Müslümanların üzerine olsun.

Bayramınız mübarek olsun…

Ama unutmayın:

Gazze özgür olmadan hiçbir bayram tam değildir.