Gündem

Libya'da oyunu MİT kuruyor

Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın’ın Trablus’ta Başbakan Abdulhamid Dibeybe ile, Bingazi’de ise Saddam Hafter ile görüşmesi, Ankara’nın Libya dosyasında artık sadece Batı Libya merkezli değil, ülkenin tamamını kapsayan bir denklem kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor.

Haber: Erdal Şimşek

Libya’da son günlerde yaşanan yoğun istihbarat trafiği, ülkenin yalnızca diplomatik değil, güvenlik mimarisi açısından da yeniden şekillendiğini gösteriyor.

Bu temasların merkezinde Libya’nın doğu ve batı olarak bölünmüş askeri ve siyasi yapısının tek otorite altında birleştirilmesi hedefi yer alıyor. Anadolu Ajansı’na göre Kalın ile Saddam Hafter arasındaki görüşmede Libya’da barışın korunması, doğu ve batı yönetimlerinin ve askeri güçlerin tek çatı altında birleştirilmesi ele alındı.

Trablus hattında ise Dibeybe, Türkiye’nin istihbarat başkanıyla Libya-Türkiye ortaklığının güçlendirilmesini ve istikrarı destekleyecek ortak koordinasyon başlıklarını görüştü. Bu görüşmede Kalın’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın selamlarını ilettiği ve Türkiye’nin Libya ile iş birliğini derinleştirme iradesini vurguladığı bildirildi.

Bu tablo, MİT’in Libya’daki rolünün klasik istihbarat temaslarının ötesine geçtiğini gösteriyor. Ankara, sahadaki askeri aktörleri, siyasi yönetimleri, güvenlik kurumlarını ve dış güçlerin Libya planlarını aynı masada okuyarak yeni bir denge kurmaya çalışıyor.

Türkiye’nin Libya’daki ağırlığı yeni değil. Ankara, 2020’den itibaren Trablus merkezli hükümete askeri eğitim ve destek verdi; bu destek, Hafter güçlerinin Trablus’a yönelik baskısının kırılmasında kritik rol oynadı. Reuters, Türkiye’nin NATO üyesi olarak Trablus hükümetine askeri destek verdiğini ve Kalın’ın geçmiş ziyaretlerinde Libya’nın birliği ve istikrarı mesajı verdiğini aktarıyor.
Ancak bugünkü fark şu: Türkiye artık sadece Trablus’un güvenlik sponsoru olarak değil, Bingazi ile de konuşabilen bir güç olarak sahada. Bu, Ankara’nın Libya politikasında daha geniş, daha esnek ve daha stratejik bir döneme geçtiğini gösteriyor.

Bingazi temasları bu nedenle çok önemli. Çünkü Libya’da kalıcı çözüm, yalnızca Dibeybe hükümetiyle değil, doğudaki Hafter ailesi ve Temsilciler Meclisi çevresiyle de ilişki kurmadan mümkün değil. Kalın’ın Saddam Hafter ile görüşmesi, Türkiye’nin doğu cephesinde de kendine alan açtığını gösteren dikkat çekici bir hamle oldu.

Bu süreç aynı zamanda ABD’nin Libya’da yeni bir birleşme planı hazırladığı iddialarıyla da kesişiyor. Türkiye Today’in aktardığına göre Libya Temsilciler Meclisi’nden 104 üye, ABD danışmanı Massad Boulos tarafından gündeme getirildiği belirtilen ve rakip yönetimleri Dibeybe liderliğinde birleştirmeyi hedefleyen plana destek verdi.
Bu noktada MİT’in rolü daha da belirginleşiyor. Eğer Libya’da yeni bir siyasi düzen kurulacaksa, Ankara bunun dışında kalmak istemiyor. Aksine Türkiye, askeri birleşme, güvenlik koordinasyonu ve siyasi geçiş sürecinde belirleyici aktörlerden biri olmak istiyor.

İtalya’nın aynı günlerde Trablus’a istihbarat düzeyinde temas kurması da tesadüf değil. Dibeybe, İtalya’nın dış istihbarat servisi AISE Başkanı General Giovanni Caravelli ile Libya’daki siyasi ve güvenlik gelişmelerini, bölgesel durumu ve istikrarı destekleyecek ortak koordinasyon başlıklarını görüştü.

İtalya’nın Libya dosyasında temel öncelikleri göç, enerji, güvenlik ve Akdeniz’de nüfuz alanını korumak. Decode39’un analizine göre Roma, Libya’da Trablus ve Bingazi ile paralel güvenlik angajmanı kurarak hem göç kontrolünü hem de enerji yatırımlarını merkeze alan yapısal bir varlık inşa etmeye çalışıyor.
Bu nedenle Libya sahasında Türkiye ile İtalya arasında açık bir çatışma değil, kontrollü rekabet ve zorunlu koordinasyon süreci görülüyor. Ankara güvenlik mimarisini ve askeri denklemi şekillendirirken, Roma enerji ve göç dosyaları üzerinden Libya’da kalıcı pozisyon almaya çalışıyor.

Libya’daki asıl mesele ise milis yapılarının geleceği. Dibeybe daha önce milislerin tasfiyesinin devam eden bir proje olduğunu açıklamış, Trablus’taki çatışmaların ardından “milislerden ve yolsuzluktan arındırılmış Libya” hedefini vurgulamıştı. Reuters’a göre bu açıklamalar, başkentte yaşanan ölümcül çatışmalar ve ateşkes sonrasında geldi.

Bu bağlamda “ordunun birleştirilmesi” sadece teknik bir savunma reformu değildir. Libya’da orduyu birleştirmek, milisleri disipline etmek, petrol gelirlerinin güvenliğini sağlamak, sınırları kontrol altına almak ve dış aktörlerin vekil ağlarını sınırlamak anlamına gelir.

Türkiye’nin burada en güçlü kartı askeri eğitim, istihbarat koordinasyonu ve sahadaki operasyonel tecrübedir. MİT’in hem Trablus hem Bingazi hattında temas kurması, Libya’da yeni güvenlik denkleminde Ankara’nın merkezde kalmak istediğini gösteriyor.

Bu tablo aynı zamanda Doğu Akdeniz açısından da okunmalı. Libya’da kurulacak her yeni siyasi ve askeri denge, Türkiye’nin deniz yetki alanları, enerji hatları ve Akdeniz jeopolitiği açısından doğrudan sonuç üretir. Ankara için Libya yalnızca Afrika’da bir kriz ülkesi değil, Doğu Akdeniz denkleminde stratejik bir kilit taşıdır.

Libya’da MİT’in yürüttüğü temaslar, görünürde “barış, birlik ve askeri bütünleşme” başlıklarıyla ilerliyor. Fakat derin planda mesele, Libya’nın gelecekte hangi eksene oturacağıdır: Türkiye ile stratejik ortaklık mı, İtalya-Avrupa göç ve enerji güvenliği hattı mı, ABD destekli yeni birleşme planı mı, yoksa doğu-batı arasında yeniden parçalanma mı?

Bugün görünen tablo, Ankara’nın oyunu tribünden izlemediğidir. Türkiye, Libya’da sadece geçmiş kazanımlarını korumaya çalışmıyor; yeni dönemin siyasi ve askeri mimarisini şekillendirmeye çalışıyor.
Sonuç olarak “MİT, Libya’yı dizayn ediyor” ifadesi, sahadaki gelişmeleri anlatan güçlü bir siyasi okuma olarak değerlendirilebilir. Kalın’ın Trablus ve Bingazi hattında yürüttüğü temaslar, Türkiye’nin Libya’da parçalanmış yapıyı tek bir güvenlik mimarisine bağlama, doğu-batı hattında konuşabilen merkez aktör olma ve Akdeniz’deki stratejik kazanımlarını kalıcı hale getirme hedefini ortaya koyuyor.