İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, 9 Haziran'da ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, Hristiyan Mahallesi de dahil Sur kentindeki mahalle ve mülteci kampları için tahliye uyarısı yayımladı.
Adraee, tahliye uyarısına gerekçe olarak söz konusu mahallede Hizbullah unsurlarının bulunmasını gösterdi.
Böylece, 2023'ten bu yana İsrail saldırılarının hedefi olmayan mahalle de tahliye emirleri listesine eklenmiş oldu.
Söz konusu emirin ardından çoğu Hristiyan aile evlerini terk ederken, bir kısmı savaşla hiçbir alakaları olmadığını söyleyerek topraklarında kalmakta ısrar etti.
'Yollarda sürünmektense evimizde ölürüz daha iyi'
İsrail saldırılarının hedefi olmadığı için civar köylerden pek çok kişinin sığındığı Hristiyan Mahallesi'nin de listeye alınmasıyla yeni bir göç dalgası başladı.
Sur Belediye Başkan Yardımcısı Alvan Şerefeddin AA'ya yaptığı açıklamada, İsrail'in saldırı tehdidi öncesinde mahallede 250 aile yaşadığını, şimdi geriye sadece 50 ailenin kaldığını söyledi.
Şerefeddin, pek çok ailenin Sur'dan ayrılmayı reddetmesinin ardında yatan sebebin, İsrail saldırılarının başladığı 2 Mart'tan bu yana yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden edilmesi ve barınma merkezlerinin dolup taşması' olduğunu belirtti.
Evlerini terk edenlerin yol kenarlarında ve parklarda kurdukları çadırlarda ya da arabalarında kaldığına değinen Şerefeddin, 'Bazıları, yollarda sürünmekten ve işkence çekmektense evimizde ölürüz daha iyi diyor ve ayrılmıyor.' dedi.
Antik kent uluslararası korumaya alınmalı
İsrail ordusunun, Sur kentine yönelik daha önce saldırı tehdidinde bulunmasına rağmen Hristiyan Mahallesi'nin ilk defa böyle bir tehdit aldığını belirten Şerefeddin, 'İsrail saldırıları ve tehditleri nedeniyle Sur'un yaklaşık yüzde 90'ı zaten boşalmıştı. Belki de bu tehdit kentin tamamen boşaltılması için yapıldı.' değerlendirmesinde bulundu.
Şerefeddin, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve binlerce yıllık tarihiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan antik kentin, hedef alınmaması ve uluslararası korumadan yararlanması gerektiğini söyledi.
Tehditlere rağmen evlerinde kalmayı tercih ettiler
Mahallesi sakinleri ise 2 Mart'tan bu yana kentteki dükkan ve iş yerlerinin kapandığını ve bunun da önemli ekonomik kayıplara yol açtığını ifade etti.
Lübnanlılar İsrail ordusunun son tehditlerinden sonra endişeye kapıldıklarını ancak birçok kişinin evlerinde kalmayı tercih ettiğini dile getirdi.
İsrail'in Lübnan'a saldırıları ve ateşkes
İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti.
Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.
ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla 'geniş kapsamlı ateşkes' konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu.
Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı. Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.


