0

Şiddeti kendi tekelinde bulundurmak, modern devletin ontolojik vasıflarından birisidir. Sosyoloji ilminin kurucu babalarından Max Weber, bu konuda oldukça açık sözlüdür, açıklayıcıdır; "Modern devlet, bütün siyasal birlikler gibi, sosyolojik olarak ancak kendine özgü somut araçları açısından tanımlanabilir: o da fiziksel güç ve şiddet kullanımıdır."

Weber'e göre modern devlet, "Belli bir arazi içinde fiziksel şiddetin meşru kullanımını tekelinde bulunduran insan topluluğu"dur. Modern devletin bizatihi kendisi, şiddet merciidir. Ancak modern devletin şiddet aygıtlarını, yani, polisini, jandarmasını, ordusunu, kısacası, silahlı unsurlarını denetim altında tutan hukuktur. Devletin şiddeti ve enstrümanları, hukukun denetimi altındadır.

Devlet Düzeni Tesis Etmeli

Devletin bir diğer özelliği de kamu güvenliğini tesis etmektir. Güvenliği tesis edemeyen, adaleti sağlayamayan bir devlet veya devlet aygıtının yönetiminden sorumlu olan hükümet meşruiyetini kaybeder. Kamu düzeninin sağlanması, neredeyse, güvenliğin sağlanması ile doğru orantılıdır. Düzenin tesis edilmediği ve güvenliğin sağlanamadığı bir yerde ne bireysel özgürlük kalır, ne de toplumsal huzur… Bireysel özgürlüğünün güvencesi, hukukun gölgesinde yaşayan devletin bizatihi kendisidir. Devlet çoğu zaman, kamu düzeni ve güvenliğini sağlayarak kendini ifşa eder.

Tüm bunları neden söylüyorum? Türkiye, son dönemde şiddetin ve terörün farklı yüzleri ile karşı karşıya… Savcı Mehmet Kiraz'ın şehit edilmesi, DHKP-C örgütünün Vatan Emniyet'e saldırması ve son olarak Ağrı'da yaşanan trajik olaylar… Terör ve şiddet, kanlı yüzünü yeniden göstermeye başladı. Toplumda kaotik yapı ve korku atmosferi meydana getirmeyi amaçlayan terör ve şiddet, en temelde siyasi iktidarı itibarsızlaştırmayı amaçlar. Son dönemde yaşanan olayların, siyasal anlamı budur. İktidarın itibarsızlaştırılması…

HDP, seçimi yapmalı; ya siyaset ya siyaset!

Son olarak Ağrı'da yaşanan hadiselere bakalım. KCK Yürütme Konseyi eş başkanı Bese Hozat söylediklerine inanacak olursak "Tendürek dağında gerilla noktasına yapılan baskını, bazılarının yaptığı gibi şaşkınlık numaraları içerisine girerek karşılamak veya PKK'yi suçlayarak ucuz değerlendirmelere gitmek PKK'ye en büyük haksızlık olur"muş. Şu kısma dikkatinizi çekmek isterim: "Tendürek dağında gerilla noktasına yapılan baskın"… Tendürek dağı, Türkiye sınırları içindedir. Ülke sınırları içinde olan bir noktada güvenliği tesis etmek, hükümetin ve devletin görevidir. Yapılan operasyonu, "HDP'yi zayıflatmanın bir provokasyonu" olarak değerlendirmek, yeniden silaha sarılma kurnazlığı ve çabasıdır.

Artık, burada, söz söyleme sırası HDP'dedir. Sorumluluk, hükümet kadar HDP'dedir. HDP, seçimini yapmalı; ya siyaset, ya silah. Doğu ve Güneydoğu'da PKK'nın, Batı'da Beyaz Türklerin ve majinal solcuların gölgesinde siyaset yapmaya çalışmak, HDP'ye oy kazandırmaz; bilakis meşruiyetini ve özgül ağırlığını kaybettirir. Artık HDP, Janus yüzlü bir parti olmaktan vazgeçmeli, yüzünü siyasete dönmeli.