0
Süleyman Şah saygı karakolunun, tereyağından kıl çeker gibi yerinin değiştirilmesi basiretle yapılmış devlet aklının üstün bir başarısıdır.
Bazılarının henüz bu gelişmeleri uygun bir zemine oturtamamalarının asıl nedeni Ortadoğu'da oynanan gizli planların arkasını iyi okuyamadıklarındandır.
Gündelik okumalarla yön tayin etmeye çalışanlar bu stratejinin hakikatini anlayamazlar.
Ortadoğu'da cirit atan sinsi aktörler, gizli hedeflerine ulaşmak için piyonlarını kullanarak bütün Arap dünyasını ateşin ortasına atmaktan çekinmemişlerdi. Uzun vadede başarılı olamayacaklarını anlayan bu aktörler yeni oyunlar denediler, ve her yenilgide yeni projelerle sahaya çıktılar.
1980 sonrası ve 1990'lı yılları hatırlarsak, Ortadoğu'da modern silahlarla donanımlı güçlü bir Irak devleti varlığını göstermeye başlamıştı. İran'la yaptığı savaşlardan edindiği tecrübe ile bütün petrol gelirlerini silaha yatırmış, Araplar'ın lideri olmaya namzetti.
Batılı güçler 1990 yılında Saddam'a Kuveyt'i işgal ettirerek hem Ortadoğu'nun hem de diğer İslam ülkelerinin kaynaklarını sömürmeye başladılar. 25 yıl aradan sonra bu oyunlarının yeniden sürdürülebilir kılınması için yeni stratejilere ihtiyaç duydular.
Kuveyt tuzağı ile Saddam bir anda dünyanın gözü ününde saldırgan bir terörist ilan edilerek yeni işgallerin yolu açılmıştı. Arkasından bir on yıl sonra 11 Eylül 2001'de Afganistan'a kadar varacak bütün İslam ülkeleri'nin doğal kaynaklarını hedef alan Müslüman avı başlatılmıştı.
Ne 2010 yılında başlayan Arap Baharı'nın, ne 2014 yılında ortaya çıkartılan Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) hesaplarının, ne de son koz olarak kullanılmak için bekletilen Fetullah Gülen güdümlü Paralel Örgüt'ün işe yaramadığını gören Batılı güçler şimdi yeni planlar kurmak zorundalar.
Bu Coğrafya'nın kotrolünün her zaman olduğu gibi Türkiye merkezli olabileceğinin bilinmesi ile, Türkiye üzerinden operasyonlara girilmesi gerektiğinin de farkındalar.
Bütün çabalarına rağmen Türkiye'yi Suriye ile karşı karşıya getiremediler, ne taciz atışları, ne Kobani, ne Esed, ne başka komplolar işe yaramadı. Türkler'in can damarı olan, manevi değerlerine yapılabilecek bir saldırıda sessiz kalmayacağımızın sosyolojik tahlilini de iyi yaptılar.
Süleyman Şah ile hedeflerine ulaşabileceklerinin planları yapılmaya başlandı. Bunun işaretlerini de zaten IŞİD Eylül 2014'te Süleyman Şah türbesine saldırı girişiminde bulunarak göstermişti. 36 Türk askerinin etrafını sararak taciz etmesi hafife alınacak bir tehdit değildi. Son günlerde yaşanan tahrik amaçlı canlı canlı insan yakma cinayetleri, planları görebilmek için, anlayana, yeterli sebeptir.
Feraset sahibi bir toplumun üst aklı konumundaki ülkemizin stratejik beyni bu hassas konuyu önceden görmüş ki acil bir tedbir planı ile bütün dünya'yı şaşkına çeviren bir askeri deha ile gizli oyunu bozmuştur. Allah Rasulü (sav) bize önceden bildirmemiş miydi? "Mü'min'in ferasetinden korkun çünkü o Allah'ın nuru ile bakar".
Allah'ın nuru ile baktığına inandığımız milletimizin ve ümmetin selametini düşünen basiretli devlet adamlarımızın bu kurulan oyunu boşa çıkartan derin stratejilerinden dolayı alınlarından öpmek lazım.
Dün Irak ordusunun, IŞİD kuvvetlerine silah ve mühimmat taşıyan ABD liderliğindeki koalisyon uçaklarından iki İngiliz savaş uçağını düşürmesi, stratejik aklın basiretli yaklaşımını haklı çıkarmaya yeter de artar bile.
Doç Dr. Saim KAYADİBİ