21 Ocak 2021

Bize göre birlik (2)

“Bunları nerede barındıracağız? Sütlerini nasıl sağacağız ve sağdığımız sütleri nerede toplayıp nerede işleyeceğiz? Ayrıca bütün bu ürünleri piyasaya nasıl arz edeceğiz?

Bunların hepsi de sorun.”

Bütün bunları yaparken karşımıza bir sürü yeni sorun daha çıkacak. Bunlardan bir tanesi, zağanos hastalıklar dediğimiz sorundur. Süt ve süt ürünleriyle et ve et ürünleriyle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar. Dolayısıyla bunlarla ilgili tedbirleri de almak zorundayız.

Mesela piyasaya sütü çiğ olarak mı vereceğiz? İşlenmiş, yarı işlenmiş.. ne şekilde vereceğiz? Peynir olarak verilecekse ne tür peynir çeşitlerine çevireceğiz? Türkiye’nin bu konudaki süt üretme kültürü nedir?

Bunları çok iyi hesaplamak, iyi planlamalar yapmak durumundayız.

Acaba yeni süt ve süt ürünleri çeşitlerine ihtiyacımız var mı? Eğer varsa bunları düşünmek zorundayız. Acaba çağımızın vebası kabul edilen kanser gibi hastalıklarda süt ve süt ürünleri kanseri önleyen bir ürün müdür? Yoksa tam tersine bu hastalığı azdıran bir ürün müdür?

Bunlarla ilgili çalışmaların yapılması lazım. Halkın buna göre aydınlatılması lazım. E bunlar da yetmez. 

Bu süt inekleri için yem temin etmeniz lazım. Hangi coğrafya, hangi yemi ne kadar üretebilecek? Yem tüm ineklere yetebilecek mi?

Bunların hepsi çok önemli ve işin sadece çok küçük bir kısmı. Henüz daha süt birliği kurmak konusunda meselenin kağıt üzerinde on binde birine bile giremedik?

Örneğin bu hayvanlar ne zaman süt üretimine başlayacaklar? Maksimum verimlilik süresi hangi yaştan kaçıncı yaşına kadar ya da hangi aydan kaçıncı ayına kadar sürecek? Çünkü sadece ineklerden süt almayacaksın. Koyundan, keçiden ve diğerlerinden de süt alacaksın. Dolayısıyla bu sağılan sütler ekseri ne kadar olacak?

Süt verimliliği düşen bu hayvanları kesecek, et olarak piyasaya sunacaksın. On iki yaşındaki bir süt ineğinin etiyle, iki yaşındaki bir erkek dananın et kalitesi aynı mı olacak? Kesinlikle aynı olmayacak.

Acaba sütten kesilmiş olanlar piyasaya doğrudan et ürünü olarak mı sürülmesi lazım? Yoksa işlenmiş et olarak mı piyasaya vermemiz lazım? Ekstra ne kadar et ürettik? Türkiye’nin et ihtiyacının fazlası çıkarsa ne olacak? O zaman ihracat kanallarını açmamız lazım. Yeni bir değerlendirme yapıp bu açıdan da bir çalışma yapmamız lazım.

Kendi ülkemizin dışına ne kadar süt ve süt ürününü ihraç edebiliriz? Bunların çalışmasını yapmak lazım.

Çevremizdeki ülkeler bizimle rekabet mi edecekler, yoksa bizden talep mi edecekler? Bunları da bilmemiz, hesaplamamız lazım.

Yani bütün bunları yapıp da biz süt birliğini kurduk ve yeterlidir demek.. eğer dersek dünya bize ağzıyla değil başka türlü güler. Çünkü henüz daha bu süt birliğinin, üstelik masa üzerinde binde biri, beş binde biri, on binde biri bile değil.

Dünya kadar hayvan hastalıkları olacak. Süt üretimiyle ilgili, fiyat dengeleri ile ilgili, ulusal ve uluslararası ticari rekabet ile ilgili başka problemler çıkacak. Buna benzer daha çok problem oluşacak. Bu bizim gibi bu işlerden uzman olarak hiç anlamayan insanların bir çırpıda ortaya koyduğu şeyler.

Anlatılması, çalışılması gereken binlerce şeyden birini, sadece “süt ineği hangi tür olmalı” sorusunun cevabını üstelik sadece bir yönüyle anlatmış olduk.

Nerede kaldı süt ineği ve süt birliğinin cevap bekleyen diğer binlerce soru ve sorunları?