Dolar (USD)
16.7832
Euro (EUR)
17.4971
Gram Altın
976.05
BIST 100
2443.77
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

16 May 2022

Dördüncü Sanayi Devrimi: Ruhumuzu istiyorlar

Küresel totaliter ideolojinin asıl hedefi insanın doğasının, fıtratının dönüştürülmesidir. Tam da bu noktada Klaus Schwab, “Dördüncü Sanayi Devrimi’ adlı kitabında; "İnsanlığın dönüşümünden’ bahsediyor.

Dördüncü sanayi devrimi, “...insan olmanın ne anlama geldiğini ve kim olduğumuzu değiştiriyor” diyor. Bu konular artık günlük üretilen politik gündem kadar ilginizi çekmiyor olabilir.

Oysa insanlığın asıl gündemi bu olmalıdır. Ekonomik kriz, Rusya-Ukrayna çatışması üzerinden planlanan küresel kaos ve genetiğimize yapılan korkunç müdahale. Yani asıl gündem insanın bizzat kendisidir. Bu yüzden sizi oyalamalarına, dikkatinizi dağıtmalarına fırsat vermeyin.

Gelecek nesillerin genetik kodlarını değiştirmek söz konusu olduğunda, insan olmanın ne anlama geldiğine dair yeni sorularla ve sorunlarla karşı karşıya kalacağız” demeye getiriyor Schwab.

Şimdi bunları biz söylediğimizde komplo teorisi diyerek burun kıvıran çok oluyor. Oysa bakın WEF Başkanı Klaus Schwab kitabında nelerden bahsediyor.

İstediğimiz bedenleri yaratabileceğimiz bir dünya hayal edin. Bu dünyada bizimle birlikte yaşayan bitki ve hayvanları da tasarlayabilir ve yeniden tasarlayabiliriz. Organizmaları değiştirebilir ve onları istediğimiz gibi şekillendirebiliriz. ... Ve bu yarının dünyası değil. Herhangi bir hayal gücüne ihtiyacınız yok. Bugünün dünyası bu!”

Belki buna da “bilim” deyip geçebilirsiniz ancak ortada bir tasarım söz konusu, yeryüzünü ve insanı yeniden tasarlamayı planlıyorlar.

Dördüncü sanayi devrimini de tüm beyinlerimizi ve zihinlerimizi daha iyi donatmak olarak ele alıyorlar.

Nöroteknoloji aracılığıyla dördüncü sanayi devrimine olumlu bir şekilde uyum sağlayacağız ve sonra uzaktan kontrol edilmenin davranışsal olarak optimize edilmenin ne demek olduğunu deneyimleyeceğiz.

Kısacası bizim ne istediğimizin, ne düşündüğümüzün veya hissettiğimizin bir önemi kalmayacak. Cihazlarımız giderek kişisel ekosistemimizin bir parçası haline gelecek, bizi dinleyecek, ihtiyaçlarımızı tahmin edecek ve gerektiğinde bize yardım edecek.

Sıklıkla bahsettikleri "bedenlerin interneti" aynı zamanda bir "ruhların interneti" veya "akılların internetidir. WEF’in kurguladığı sisteminde hiçbir şey şansa bırakılmaz hiçbir şey kontrolsüz kalmaz!

İnsanlar, mühendisler tarafından kontrol edilen ve iyi işleyen bir sistemin iyi işleyen parçaları haline gelir.

WEF’in danışmanlığını yapan Harari, bunun insanlık tarihinden beri biyolojideki en büyük devrim olduğunu söylüyor. İnsanların bir ruha sahip oldukları, özgür iradeleri olduğu ve içinde neler olup bittiğini kimsenin bilmediği fikri dönemi bitti diyor.

Kısacası dört milyar yıllık doğal evrim tarihi burada ve şimdi sona eriyor diyerek bu korkunç planlamanın, tasarımın bir ucundan tuttuğunu da itiraf ediyor.

Hannah Arent’in nasyonal sosyalistler toplama kamplarıyla ilgili bir tespiti vardır. Kamplar yalnızca insanların yok edilmesi ve bireylerin aşağılanması için değil, aynı zamanda, bilimsel olarak kesin koşullar altında, bir insan davranış biçimi olarak “kendiliğindenliği” ortadan kaldırmak ve insanları aynı koşullar altında bir şeye dönüştürmek için korkunç deneyler için de kullanıldı.

Bu kamplarda önce ahlaki değerlerin yok edilmesi sağlandı. Bu, kurbanları faillere dönüştürerek yapıldı. Örneğin anneler, hangi çocuklarının vurulması gerektiğine karar vermek zorunda kalırken diğer mahkûmlar da kamp yöneticisi yapıldı.

Bugün daha farklı bir yol izleniyor. Doğrudan insan genomuna müdahale ediliyor. Bu şekilde insanı içeriden kontrol etmek istiyorlar.

Size neyin peşinde olduklarını açıkça söyleyeyim. Kendilerinde olmayan ve bizde olan insan ruhunu ele geçirmeye çalışıyorlar. O yüzden aklımıza ve ruhumuza sahip çıkmalıyız.

 
TDV sağ
Advertisement Advertisement