0
Ashaptan Ka'b bin Malik'in, Abdullah bin Ebî Hadret'ten bir miktar alacağı vardı. Ka'b, Mescid'de rastladığı Abdullah'tan bu alacağını hemen ödemesini istedi. Abdullah ise, durumunun yerinde olmadığını ileri sürerek borcunu ödemeye yanaşmadı. Birbirlerine karşı seslerini yükselterek çekişmeye başladılar. Peygamberimiz, onların seslerini işiterek odasından dışarı çıktı.
– Ka'b! diye seslendi.
Ka'b:
– Buyur ya Resûlallah! dedi.
Abdullah'a işaret ederek:
– Bunun sana olan borcunun yarısını kendine bağışla, dedi. Ka'b itirazsız:
– Öyle olsun ya Resûlallah! Alacağımın yarısını Abdullah'a bağışladım, dedi.
Bundan sonra Peygamberimiz Abdullah'a dönerek:
– Kalk, sen de kalan borcunu ne yapıp yapıp hemen öde... dedi.
Yarısı bağışlanınca az bir miktar kalan borcunu Abdullah, sıkılmadan, sevinerek ödedi.
İki sahabi arasında borç-alacak yüzünden çıkması muhtemel olan bir soğukluk, Allah Resûlünün olaya müdahalesi ile böylece tatlıya bağlanmış, barış yolu ile halledilmiş oldu.
Hicretin, 6. yılında, mü'minlerin annesi Hz. Âişe'ye büyük bir iftira atılmıştı. İftirayı atanlar, Ensar'dan Hazreç kabilesine mensup münafıklardı. Ne var ki, aynı kabileden bazı saf yürekli müslümanları da, kendilerine alet ederek, iftiranın bir anda büyüyüp yayılmasını sağlamışlardı. Bu durum, Ensar'ın diğer kabilesi Evslileri son derece üzmüştü. Hatta Evs'in büyüğü Sa'd bin Muaz, fitneyi körükleyen Hazreçliler hakkında ağır konuşmuştu. Ancak bu sözler, Hazrecin büyüğü Sa'd bin Ubade'ye dokunmuş; Sa'd bin Muaz'a aynı üslûpla karşılık vermişti. Bunun üzerine iki Sa'd'ın araları açılmış, kalplerine kırgınlık girmişti.
Peygamberimiz, Hz. Âişe Annemizin ma'sumiyetini haber veren ayetlerin inmesinden sonra, Sa'd'ler arasındaki kırgınlığı ortadan kaldırmak istedi. Bu maksatla, önce Sa'd bin Muaz'a uğradı. Onun elinden tutup, yanına Evs'in ileri gelenlerini de alarak Sa'd bin Ubade'nin evine gitti. Sa'd bin Ubade, misafirlerine yemek hazırlattı. Hep birlikte yeyip içtiler. Sohbet ettikten sonra dağıldılar.
Peygamberimiz, daha sonra da Sa'd bin Ubade'yi elinden tutup bazı Hazreçlilerle birlikte Sa'd bin Muaz'ın evine gitti. Sa'd bin Muaz da, yemek çıkardı. Yeyip içip sohbet ettikten sonra dağıldılar.
Peygamberimiz, İslama büyük hizmetleri geçmiş iki Sa'd'ın arasındaki kırgınlık ve küskünlüğü böylece gidermiş oldu.
Zaten Allah Resûlü, mü'minler arasında küskünlük istemez, "Mü'minin mü'mine üç günden fazla dargın durması helal olmaz" buyururlardı.