0
Basında yeniden alevlenen bir tartışma var; barış sürecine dönülecek mi?
Burdan cevabını veriyorum.
Hayır dönülmeyecek çünkü barış süreci hiç durmadı.
Konunun muhatabları değişse de, barışa giden yolda arasıra tahliye yollar kullanılsa da ulaşılacak hedef belli. Buna karar veren ne Ak Parti ne HDP ne de PKK. Türk ve Kürt ittifakının mimarı bizzat Türk ve Kürt halkıdır.
Barış süreci bütün zorluklara rağmen devam ediyor. Kürt halkının hak ve özgürlükleri sağlandı, sağlanmaya devam ediyor. Kürtçe önündeki engeller kaldırıldı, kaldırılmaya devam ediyor. Kürdistan bölgesinin geri kalmışlık sorunu çözüldü, çözülmeye devam ediyor.
Gönül isterdi ki Ak Parti ve HDP içinde Kürt meselesi ve çözümünde daha donanımlı bireyler olabilseydi. Maalesef elimizdeki malzeme bu ve laf dinlemek de istemiyorlar. Burunlarından kıl aldırmıyorlar. 10 sene gerimizden gelmekte ısrarlılar. Çünkü bilinçaltlarında üstesinden gelemedikleri korkularla yaşıyorlar.
Buna rağmen kör topal da olsa barış süreci hiç durmadı.
Muhatablar arasında bulunan HDP ve PKK tasfiye oldu. Öcalan ise bizzat HDP ve PKK tarafından tasfiye edildi.
"Hard core" olarak yılların getirdiği alışkanlıklar sebebiyle PKK'nin barışa direneceği öngörülebilinirdi. Fakat HDP'nin bu derece barıştan uzak duracağı en azından benim tahmin edebileceğim bir şey değildi.
Yeni bir kavgaya tutuşmak gibi bir derdim yok fakat Selahattin Demirtaş HDP'nin başına gelebilecek en kötü şey oldu. Bulduğu her fırsatta ortamı germeyi siyaset yapmak sanan biriyle gelebileceğimiz son nokta elbette bu olacaktı. Aslında Kandil'de elinde kaleşnikof, heyecanla mevzi bekleyen biri olması gereken bir karakterin siyasi bir partinin başında olması ve birde bütün başarısızlıklarına rağmen (evet seçim kaybetmek bir parti başkanı için en büyük başarısızlıktır) kendini bir şekilde dayatması, yüzlerce cana maloldu. Şiddetten yana silahlı bir örgütünüz olabilir, fakat bu silahlı örgütün iz düşümüzü olarak kabul edilen siyasi partinizin başına uyumlu, yapıcı, diğer kesimlerle rahatlıkla iletişim kurabilen birini getirmelisiniz. Yarın herşeye kızıp, çekip dağa gidecek gibi duran birini değil…
Demirtaş'la devam etmekte kararlıysa Kandil, bari danışmanları siyaseti bilen ve önemsiyenlerden olsun...
ABD Başkan aday adayı; Bernie Sanders
"I don't believe that the men and women who defended American democracy fought to create a situation where billionaires own the political process"
"Erkek yada kadın, Amerikanın demokrasi mücadelesini verenlerin, bunu bir avuç trilyonerin politikaya hakim olması için yaptığını düşünmüyorum."
Benim ABD başkan adayım bu sözleri söyleyen Bernie Sanders. Büyük ihtimalle kazanamayacak.
Olsun….
Kazanamayacak çünkü bahsettiği, politikaya hükmeden trilyonerler sadece mainstream basına değil yerel basına da hakimler. TV ve radio istasyonlarının önemli bir bölümünü ellerinde bulunduruyorlar. Hollywood'a hükmediyorlar. Bütün sular onlara doğru akıyor.
Sanders başkanlık yarışını kazanamayacak fakat hepimize (özellikle üst akıl, gladyo yok, komplo teorisi üretmeye hevesli beyinlerin deli saçması bunlar diyenlere) çokta alışık olmadığımız bir yerden, "oh yeah! they exist and they are here, üst akıl da var, Gladyo da var" dedi.
Bir çeşit kral çıplak diye bağıran çocuk olarak tarihe geçti. Aslına bakılırsa bunlar Sanders'ten önce de Amerika kıtasında dile getirilen şeyler. Fakat ilk defa böylesine güçlü bir yerden ifade edildi.
Benim adayım Bernie Sanders.
Sizin adayınız kim peki bayım?
Küsünce özgürlükçüleşenler
Küskünler deniyor onlara. Kimileri siyasetçi, kimileri bürokrat, kimileri gazeteci. Niye küstükleri pek anlaşılmıyor çünkü karınlarından konuşuyorlar. Epey okuyup, dinlemekteyim kendilerini anlayabilmek, küskünlüklerinin sebebini öğrenebilmek için. Henüz dişe dokunur bişi bulamadım.
Altlarından koltuk alınınca küsen çocuklar gibi birşey.
Emekliliği gelen çocuksu kişiler.
"Git kitap yaz, tecrübelerini aktar, sivil toplum kuruluşlarında memleket hizmetine devam et" desen hakaret sayıyorlar.
Bill Clinton hakaret saymıyor ama... Bu arkadaşlar daha kıymetli, bulunmaz Hint kumaşı.
Bugünkü asıl konumuz gazeteci küskünler. Genel yayın yönetmeni koltukları devredilince küsenler... Yetmedi özgürlükçü kesilenler.
Tayyip "baldıran zehri içmeye razıyım, sizde elinizi taşın altına koyun" deyince "acaba!" diyenler şimdi demokraside geriye gidiyoruz diye feveran koparmaya başladılar.
Bu memlekette kendimden daha Kürtçüsüne rastgelmedim henüz, mesele Kürt meselesiyse demokraside, özgürlüklerde geriye gidiş falan yok. Bunu ben bilmeyecem de sizin gibi yıllarca Kürtlere kuşku ile bakanlar mı bilecek sayın küskünler?
Kürtler özgürde, Aleviler mi sorun yaşıyor?
13 sene öncesine göre epey ilerde olduğumuzu yıllarca Alevi vatandaşlarımızın haklarını savunan ben bilmeyeceğim de, ömrü hayatında Alevi kelimesini bir kez ağzına almamış sizler mi bileceksiniz? Ermenilerin bu gün çok daha özgür olduklarını ben bilmiyecektim de 13 sene önce Ermeni düşmanı olan sizler mi bileceksiniz?
Aydın Doğan'ın postalcı medyasında 30 dakika yer almak için bu ülkenin özgürleşmesi için kelle koltukta mücadele eden bir lideri kötülemenin size kazandıracağı birşey yok. Bilmenizde fayda var.
Söylenmese eksik kalırdı
"Ne bi kesên ku li ber siya te bêhna xwe vedikin, bi yên ku tu di dilên wan de bêhna xwe vedikî re bibe rêheval."
"Gölgende dinlenen insanlarla değil , gönlünde dinlendiğin insanlarla yola çık."
-Kürt atasözü-