0
Brezilya ve Türkiye, küresel sistemin gelişmekte olan ülkeler içerisinde yer alan ve gelecekte hem bölgesel hem de küresel etkilerin artacağı düşünülen ülkeler arasında gösterilmektedir. İki ayrı kıtada, iki zıt ideolojiye mensup (sol-sağ) parti / iktidar, 2002 yılından beri Türkiye ve Brezilya'nın kaderini değiştiren, benzer siyasi ve ekonomik sancılardan Lula da Silva ve R. Tayyip Erdoğan hükümetleri döneminde sıyrılmıştır. Her iki ülkeBölgesel güç olma yolunda rüştünü ispat ederken, sosyo - ekonomik olarak benzer toplumların içerisinden gelen İşçi Partisi ve Ak Parti, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeni bir sınav daha verecektir.
Brezilya'da "Mensalão Skandalı" olarak bilinen 2002-2005 yılları arasında Kongre'de oy satın almakla suçlanan 38 eski yetkilinin yargılandığı, "Yüzyılın Davası'' olarak lanse edilen yolsuzluk suçlamasında, İşçi Partisi'ni ve ülkede iktidardaki koalisyonu zan altında bıraktı. Dava Başkanın prestijini olumsuz etkileyeceği düşünülse de, 2006 seçimlerinden zaferle çıktı. (% 60'ın üzerinde oy aldı) 2010 seçimlerinde aday ol(a)mayan eski başkan, yerini Dilma Rouseff'e bırakmıştı. Bu süre içerisinde Brezilya ve Türkiye tüm dünyanın dikkatini çeken ciddi sıçrama yaşadı. İki ülkede ekonomik ve sosyal politikalara ağırlık verdiği gibi Küresel olaylara da kayıtsız kalmadı. Özellikle BM'nin artık dünyadaki sorunlara yetersiz kaldığı ve BM yapısını Dünya'da sorgulayan iki ülke ve lider öne çıktı. Dilma ve Erdoğan
2013 yılı…
2013 yılında Brezilya ve Türkiye'de benzer sokak olayları, yakın tarihlerde vuku buldu. Türkiye'de Taksim meydanında gezi parkı düzenlemesi ve topçu kışlası yapımını protesto gösterileri, Brezilya'da ise toplu taşıma ücretlerine yapılan zamlar, sosyal medya ve aynı Uluslararası medya ile dünyada yankı buldu. Türkiye'de Taksim Platformu,Brezilya'da ise kendisini partiler üstü bir platform olarak tanımlayan (Movimento Passe Livre- MPL- Ücretsiz Geçiş Hareketi), her iki ülkenin hükümetlerine geri adım attırmak için görüşmeler yaptı.
Brezilya'da, taşıma ücretlerine yapılan zammın yanında, 2014 Dünya Kupası için yapılan kupa harcamalarını aşırı ve gereksiz bulan gruplar, hükümete karşı protestolarının tansiyonunu yükseltti. ( Brezilya, 2014 Dünya Kupası ve 2016 Olimpiyatları için 20 Milyar $ tahmini kazanç bekliyor ) Brezilya, Santos açıklarında bulduğu petrol rezervi ile yurtdışına olan enerji bağımlılığını azaltacağı gibi yakın bir zamanda dünyanın en fazla petrol üreten ilk 5 ülkesini zorlayacağı tahmin ediliyor. Petrobras'ın derin denizlerde çıkaracağı Petrol ihalesini, Çinli-Fransız ve Brezilyalı Konsorsiyumun kazanması dikkat çekiciydi. Yine aynı dönemde DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü)'ün başına Brezilyalı bir Genel Sekreterin seçilmesi, Batı açısından sıkıntılı bir görünümdü. Çünkü Brezilya, birçok ülke ile özellikle de tarım ürünlerinin fiyatları konusunda DTÖ'de karşı karşıya gelmekteydi. Yaşanan protestolar, ülkede asayiş sorunlarını baş gösterince FIFA ve Olimpiyat komiteleri, Brezilya hükümetini eleştirmeye başladı.
Türkiye'de ise stratejik öneme sahip, Kanal İstanbul, 3. Havaalanı, Nükleer Santraller, 3.Köprü projeleri yapılırken, IMF'e olan borç tamamen ödendi. K. Irak yönetimi ile Enerji antlaşmaları yapıldı.
Bu olaylar sebebiyle Brezilya ve Türkiye'de faizler arttı, döviz çıktı. Ve Borsalar düştü. Her iki ülkenin imajı açısından kötü algı yaratıldı.
Petrobras ve Halkbank
Brezilya Milli Petrol şirketi olan Petrobras'ın, Petrol üretimi yaklaşık 2 milyon varile ulaşarak, gelirlerinde ve şirket değerinde artış yaşandı. Petrobras'da yolsuzluk suçlaması yapıldı. Soruşturmaları destekleyen ve suça bulaşanların cezalandırılmasını isteyen Dilma, şirketin yolsuzluk skandalına karışmasında iktisadi kazanımlara işaret ederken, şirketle ilgili iddiaların sembolik olduğunu, kendisinin ve partisinin yıpratılmaya çalışıldığını açıkladı.
Türkiye'de ise Halkbank ile ilgili yolsuzluk suçlaması yapıldı. Önce İran'la yapılan ticarete aracılık ettiği gerekçesiyle ABD tarafından suçlandı. Daha sonra Irak Petrollerinin parasının toplanacağı şirket hasebiyle dikkatleri üzerine çekti.
Petrobras ve Halkbank ile ilgili soruşturmalar nasıl sonuçlanır bilemeyiz. Lakin her iki şirketin enerji sektörünü ilgilendiren teknik ve iktisadi konularda önem arz etmesi kurumları daha da değerli kılmaktadır.Zira iki şirkette, iktisadi bir işletmeden çok, stratejik ve dünya enerji politikalarını etkileyen kurumlar haline geldi.
2014 yılı Cumhurbaşkanlığı Seçimine Doğru
Brezilya'da Mensalao davasının temyiz sürecinde, 25 kişinin hükmü onaylandı. Eski Başkan Lula, yüksek yargıyı politik kararlar almakla suçlarken, Kararı veren mahkeme Başkanı Barbosa ise, "Lula, yargı bağımsızlığını kabullenmiyor'' şeklinde cevaplandırdı. Bununla birlikte ceza alan mahkumların hapishane dışında denetimli çalışma izinlerinin de iptal edilmesine karar verdi. Lula, yargılama için 'İşçi Partisi'ni (PT) yok etmeyi amaçlayan bir katliam' sözünü kullandı. Mahkeme sonucunun % 80'inin politik kararlar olduğunu iddia etti. Yüksek Mahkeme Başkanı Barbosa, "Mensalão" davasının yargıcı olduğundan ötürü Brezilya merkez medyasına göre, "Ulusal kahraman''olarak kabul ediliyor. Türkiye'de ise 17 Aralık ve 25 Aralık süreçlerinden sonra, Ak Parti oylarının düşeceği beklentisi ve bir kısım medya tarafından manipülatif istatistikler yayınlansa da, Erdoğan ve Ak Parti ezici bir çoğunlukla seçimlerden galip çıkmayı bildi. Twitter yasağı için Anayasa Mahkemesi'nin almış olduğu karar, Ak Parti ve Hükümet tarafından eleştirildiği gibi, AYM Başkanı Haşim Kılıç'ın "Yargı Bağımsızlığı ve Kuvvetler Ayrılığı''ile ilgili açıklamaları, Hükümet ve Cumhurbaşkanı tarafından tepkiyle karşılandı.
Brezilya'da Merkez medyada yayınlanan anketlere göre, Başkan Dilma'nın oylarında düşüş, en yakın rakibi Aecio Neves'in (PSDB-Merkez Sağ ) ise oylarında artış yaşandığı yönünde olduğu, dolayısıyla ikinci turda parti ittifaklarıyla Aecio'nun seçilme şansını yüksek olduğu yönündedir. Lakin bu verilerin manipülatif bilgiler olduğu ve toplumu yönlendirmek üzere algı yönetimi ile ülkenin kutuplaştırılmak istendiğini söylemeliyiz. Protestocular kupa için yapılan harcamaların eğitim ve sağlık gibi alanlara kaydırılmasını istiyor. Dolayısıyla muhalefetinde eleştirilerine maruz kalan hükümet, aynı zamanda FIFA yetkililerinin tenkitleri de kaçınılmaz hal alıyor. Her türlü durumda Brezilya'nın imajına ciddi zarar verecekleri aşikar. Brezilya'da tedirgin bir bekleyiş var. Türkiye'de Ak Parti ve Erdoğan'ın gücüne karşın, Muhalefetin çok fazla seçenek şansı görünmüyor. CHP ve MHP'nin ortak aday çıkarma ihtimali yüksek görünüyor. Lakin her türlü durumda Ak Parti'nin adayının kazanacağı kesin gibi gözüküyor.
Brezilya'da Seçimlere kısa bir süre kala Başkanın,Akıl hocası ve selefiLula de Silva, "Manevi kızım" dediği Dilma Rousseff'i destekleyeceği ve parti propagandalarına katılacağını ilan etti.
Türkiye'de ise Ak Parti ve Erdoğan'ın aday olması halinde kazanacağı kesin gibi. Erdoğan aday olmasa bile işaret edeceği kişinin de kazanması çok yüksek görünüyor.
Brezilya ve Türkiye'de mevcut iktidarların seçimlerden galip çıkması, ülkelerin eko-politik ve stratejik hedefleri açısından kazanımları, İşçi Partisi ve Ak Parti hükümetlerinden geçtiği gibi, Lula-Dilma ve R.Tayyip Erdoğan'ın yönetişim kabiliyetleri de önemledir.
Takdir seçmenin…