0

Ey laikler! Ey Kemalistler! Ve ey bilumum çağdaşlar?

Bu ülkeyi o kadar süre yönettiniz? Dindarların kıyafetini yasakladınız, dinini yasakladınız, dilini yasakladınız, tekkesini, medresesini, zaviyesini, hatta camisini kapattınız.

Din eğitimini yasakladınız.

Bu toplumda din yokmuş gibi davrandınız. Dindar yokmuş gibi davrandınız.

Bu halka uzaydan düşmüş bir "ulus" gibi davrandınız. Geçmişi, kültürü ve tarihi yokmuş gibi davrandınız.

Adına laiklik dediniz.

Peki hiç düşündünüz mü bu insanlar bundan rahatsız oluyor mu?

Umurunuzda oldu mu hiç?

**

Halkın kıyafetini zorla değiştirdiniz. Müziğini değiştirdiniz. Eğitimini değiştirdiniz.

Batılılaşma dediniz adına.

Bu halkın istemediği türlü şaklabanlıkları "batılılaşma" diye dayattınız. Demokrasi aklınıza bile gelmedi.

Sizin gibi giyinmeyen, sizin gibi konuşmayın, sizinle aynı dünya görüşüne sahip olmayan halkı aşağılamaktan başka bir şey yapmadınız.

Halkı batılılaşmaya ve "çağdaş Avrupai yaşama" zorladınız. Ama devleti "Ortaçağ" Avrupası gibi özgürlüklerin önünde duvar gibi diktiniz. Değişmeyi değil değiştirmeyi, Batılılaşmayı değil Batılılaştırmayı tercih ettiniz.

Hiç sordunuz mu bu halk bundan rahatsız oluyor mu? Hayır umurunuzda bile değildi.

**

Türkü batılılaşmaya, Sünni'yi laikliğe, Alevi'yi Sünniliğe, Kürdü Türkleşmeye zorladınız.

Halk dinini öğrenmesin diye okulları kapattınız: Sonra "kafanıza uygun din adamı yetiştirmek için" 1950 de lütfen ve kerhen ilk ilahiyat fakültesini açtınız.

Niyetiniz yaptıklarınızı dinen onaylayan din adamları yetiştirmekti. Yani bu da halk için değildi.

Bu yaptıklarınıza ses çıkaranları en şiddetli şekilde cezalandırdınız. Laiklik düşmanı, gerici, vatan haini diye damgalayıp türlü cezalara layık gördünüz.

Hiç düşündünüz mü "bu böyle gider mi?" diye?

**

Şimdi bu sizin savunduğunuz ve dayattığınız demokrasi mi "Militan Laiklik" mi?

Yıl olmuş 2016 siz hala "militan laiklik" ile bir halkı yöneteceğinizi sanıyorsunuz. Devletin dinle kavga etmesini istiyorsunuz.

Halk ile kavga eden ve halkın iradesini küçümseyenlerin akıbetini hiç mi düşünüp ibret almıyorsunuz?

Halkın inançlarını beğenmiyor olabilirsiniz, gerici bulabilirsiniz. Ama izin verin halk inandığı dini yaşasın, öğrensin. İzin verin halk istediği dili konuşsun, istediği kıyafeti giysin.

Daha düne kadar küçücük kızları, başını kapatmış diye üniversiteden kovan siz değil miydiniz?

"Başını kapatacaklar Arabistan'a gitsin" diyen siz değil miydiniz?

Dindarların aleyhine organize ettiğiniz 28 Şubat süreci "bin yıl sürecek" diyen siz değil miydiniz?

Bunları söylerken, söyleyene destek verirken, hiç düşündünüz mü "dindarlar bundan rahatsız oluyor mu acaba?" diye?

**

Halk sizin "militan laiklik" zorbalığınıza rağmen dinini öğrendi, okulunu açtırdı, ezanını tekrar Arapça 'ya çevirdi. Size rağmen var oldu. "Militan laikliğe" rağmen var olmaya çalıştı halk.

Bırakın laikliğin kaldırılmasını, "laikliğin bir tanımı olsun" önerisi yapanı bile rejim düşmanı ilan ettiniz.

Şimdi sorarım size: Sizce böyle sicili olan siz "çağdaşlara" bu halk güvenir mi?

Dini özgürlükleri sizin insafınıza bırakır mı? Hayal görüyorsunuz.

Elinizdeki yetkiyi çok kötü kullandınız. Hor kullandınız. Hak nedir, adalet nedir düşünmediniz. Hoyratça zorbalık yaptınız. Devleti ayakta tutan şeyin adalet ve hak-hukuk olduğunu unuttunuz.

İktidarının kalıcı olmasını isteyen "adaletten ayrılmasın", ardından hayır dua isteyen "adaletten ayrılmasın." Çünkü Adalet iktidarın temelidir. Zulmün ve zulüm yapanın sonu hep aynı olmuştur.

Çare Hak'sız Hukuksuz bir laiklik yerine demokrasidir. Eşit yurttaşlık temelli bir demokrasinin tesisi için hep birlikte çalışmak zorundayız. Yoksa kimin eline güç geçerse ötekini dövmeye çalışacaktır. Böyle bir ülkede herkes "devleti ele geçirmeye" çalışır. Herkes siyasallaşır. Kimse kendi işine yapmaz. Bu gün akademisyen, öğretmen, esnaf, işçi, köylü herkes siyaset konuşur. Çünkü her kesin ya sormak istediği bir hesabı ya da bir korkusu vardır devlet ile.