Futbolla epeyce ilgileniyorum.
Hayata dair mesajlar çıkartıyorum bu dünyadan.
“Futbol futboldan ibaret değil.”
Bizler ona “Kitleleri uyuşturmak için icat edilmiş afyonlardan biri” olarak bakıyoruz.
Bununla birlikte, “büyük resmi” görebilmek için işe yarar alanlardan biri futbol.
Birçok Avrupa takımında “zenci”lerin olması…
Dedelerini kiloyla satan “vahşi batı”ya kendilerini beğendirerek şöhrete ve paraya ulaşan bu insanların, topraklarının ülkelerini yenmeleri için görevlendirilmeleri…
Beyaz adam, siyah adam kadar güçlü değil ama siyah adamların ülkesini soyarak elde ettiği zenginlikten dolayı siyah adamları istediği gibi kullanabiliyor.
Paraya veren düdüğü çalarmış!
Batı “sömürdüğü” ülkeleri ve insanları düdük gibi öttürüyor.
Ve sömürülen insanlar…
Batılıların kendilerini beğenmesi için her şeylerini satacak hale geliyor.
Dünya Kupası’nın dikkati çeken bir tarafı da şu:
“Renk olsun” diye organizasyona dahil edilen “küçük ülke” takımlarından bazılarının epeyce sempati topladıklarını…
Çoğu batı kulüplerinde oynayan topçuların kendi ülkeleri için koşturduklarında epeyce sükse yaptıklarını…
Ancak…
İşin sonunda yarı finale “Marka Ülkelerin” çıktıklarını gördük.
Bizler “renk”oluyoruz oralarda…
Kırk yılda bir sürpriz yaparsak da nesiller boyunca anlatıyoruz.
Bizler, 3-1’lik Macaristan galibiyetini anlatan yaşlı futbol yorumcularının anlattıklarıyla büyümedik mi?
Zamanında elde ettiğimiz “dünya üçüncülüğü” de nesilden nesile anlatılmaya değer bir hatıra…
Batı dünyasına ait olmayan her ülkenin anlatabileceği “kahramanlık” hikayeleri var.
Bize geçmişin gururu…
Onlara kupalar…
Onlara futbolun keyfi…
Bize kurşunlar!

ANFİDAP, FUTBOL VE SİYONİZM!

Tam bunları yazıyordum ki…

Bir metin geldi elime…
Ankara Filistin Dayanışma Platformu/ ANFİDAP da “Dünya Kupası” işine girmiş…
“Tam yerine denk geldi manzara koydum” ruhu ile olduğu gibi vereyim dedim.
Futbol ve Siyonizm…
Buyurunuz Efendim:

Siyonizm, Filistin topraklarındaki işgali ve soykırımı yanında, dünya sisteminin tüm sektörlerinde tahakküm oluşturmuş; neredeyse işgal etmedik alan bırakmamıştır.

Ekonomiden, küresel siyasete, ticaretten, bilim ve sanata kadar kuşatan bu işgal ve tahakkümünün maliyetini yıllardır dünya halkları ödemek zorunda kalmıştır. İşgalci siyonist aparheid yapı, oluşturduğu eşitsizlikler üzerinden dünyayı bir sömürge sistemine dönüştürmüştür.

Bugün de sporda bu işgalin izleri kendini açıkça göstermektedir.
Siyonistler ve onların müttefikleri eliyle 2026 Dünya Futbol Kupasında tüm kural ve teamüller yok sayılarak açık hak ihlalleri ve tarafgir tutumlar işletilmektedir. FİFA, açık bir tarafgirlik içinde hareket etmekte ve bu tavrını gizleme ihtiyacı hissetmemektedir. Dünya müstekbirleri isterse, kurallar ihlal edilebilmekte ve hakem müdahaleri ile maçlar Siyonist muhibbanı takımlara kazandırılmaktadır.

Futbol, yapısı itibariyle sadece futbol değildir. Dünya kupasında toplumlar kültürel ve ulusal arka planları yanında dini ve tarihsel kimlik ve rollerini de sahaya taşımaktadır. İslam toplumlarından gelen oyuncu ve takımlara karşı sergilenen olumsuz tavırlar ortadadır. Son yıllarda Gazze direnişinin küresel etkisi ile dünya kupasında hissedilir düzeyde bir Filistin ve Gazze vurgusu da görülmektedir. Secde mahalline varan Müslüman sporcuların Filistin bayrağı ile küresel isyanı haykırması vb. olaylar, hafızalarda iz bırakmaktadır.

Bu bağlamda Senegal, İran ve özellikle Mısır milli takımına karşı gösterilen tavır, FİFA'nın ikiyüzlü tavrını ifşa etmenin ötesinde, bu yapının siyonist hegemonyası altına girdiğini göstermiştir.

Dünya kupasının bizler için en önemli boyutu, dünya halkları için eşitsizliğin ifşa olması ve bu eşitsizliği var eden küresel sistemin kirli örgüsünün altındaki siyonist zihniyetin görülmesidir.

Bu siyonist küresel işgalin farkındayız, bu işgalin hasımıyız ve tüm dünyada faş olan bu gerçekliğin, insanlığın bir şuur aşamasına gelişine işaret ettiğini görüyoruz. Anti Siyonist isyanımızı yeniden ve en güçlü şekilde haykırıyoruz....

Siyonizm karşısında bir araya gelen tüm halkları selamlıyoruz.
(ANFİDAP)