İşsizlik mi, mesleksizlik mi?

Elinde geçerli bir mesleği olan ve iş bulamayan bana gelsin, birlikte iş arayalım!

Bizim yeğen Selamet’in merhum babası “Oğlum buralarda okuyamadı, yaşı da geçiyor, ne yapsak?” diye sorunca, “Gönder İstanbul’a!” demiştim.

O zamanlar 14-15 yaşlarında mahcup bir genç Selamet.

Gelir gelmez bir elektrik ustasının yanına verdik.

Bizim Kastamonu’da kıymeti bilinmeyen nice cevher var.

Selamet de onlardan biriymiş, üç ayda işi kaptı, bir senede kalfa, iki sene de usta oldu.

Patronunun vazgeçemediği eleman oldu.

Hatta, merhum babası Selamet’i “Harman işi için” çağırınca, telaşlandı.

Atladı, köye gitti ve “Amca, Selamet bana lazım. Sen yevmiye ile eleman tut, parasını ben ödeyeyim!” dedi.

Selamet bugün hali vakti yerinde bir Dede.

İşine devam ediyor.

Namazlarını aksatmıyor.

Geçen gün ziyaretime geldi.

Bana dua ediyor.

Ve bütün gençlere “Mesleğinizi bir an evvel elinize almaya bakın!” çağrısında bulunuyor

*

Kolunda altın bilezik olanın ve işini hakkıyla yapanın yolu açık.

Helalinden para kazanmak isteyen terleyecek, zorlu yollardan geçecek.

Seçtiği meslekte sebat edecek, yükselecek.

Elindeki altın ise, kıymetini Ahmet sarraf bilmezse, Mehmet sarraf bilir.

Mesele, imanda, gayrette ve tabii iman ile meslekte.

Şimdilerde tercih telaşı başladı.

Adaylar üniversite bölümlerini dizip birinin “tutmasını” bekleyecek.

Sonuç şimdiden belli:

Tercihte bulunanların çoğu mesleksiz, o yaşa kadar meslek edinemeyen “tutturduğu” üniversiteden de büyük ihtimalle mesleksiz olarak çıkacak.

Elinde kocaman diploma, kocaman insan, orta yaşa merdiven dayamış vatan evlâdı.

Ne yapacak?

Büyük ihtimalle devlete kapak atmaya çalışacak.

Bunun sınavı kazanması var, sağlam torpili bulması var.

Pek çok genç görüyorum, asgari ücretle çalıştığı işi de “devlete kapak atma sınavı”na hazırlanmak için bırakmış…

Ailesi tarafından fonlanıyor!

Yaş 26!

Ne kaldı şunun şurasında!

O genç devlete kapak atma sınavından güzel bir puan çıkartabilirse ve ailesi de şöyle kuvvetli bir torpil bulabilirse amacına ulaşabilir.

Bu ihtimal çok düşük ama “size de çıkabilir”!

Milyonlarca genç bu durumda.

Elinde geçerli bir mesleği olan ve işini hakkıyla yapmasıyla şöhret bulan kişiler işsiz kalmıyor, hatırı sayılır işler buluyor, kendi işini kuruyor.

Ezici çoğunluk ise bunalımda, öyle dolanıyor.

“Battı balık yan gider!” diyerek olmadık maceralara atılıyor.

Böyle bunalımlı gençler arayan “şer odakları” da bunları teker teker avlıyor!

*

Sayın Cumhurbaşkanım, Sayın Milli Eğitim Bakanım:

Üniversite öğrencisi sayısını Allah aşkına makul seviyeye çekiniz.

12 yıl eğitim mecburiyetine Allah aşkına son veriniz.

Çocukları, vakit geç olmadan kabiliyetlerine uygun alanları yönlendirecek (göstermelik değil, işlevsel) mekanizmaları kurunuz.

Hayatlarını ötelemelerine, evlilikleri geciktirmelerine, çoluk çocuksuz kalmalarına yol açan bu gidişata son vermek için “radikal” adımlar atınız.

*

Yoksa…

Varoluşsal tehdit!

Allah muhafaza.