Gizli hüviyetlerinin bir şekilde tezâhürüne bir başka misâl̃: Halide Edib ve Vurun Kahpeye isimli romanı
Evet, gizli hüviyetlerini bir şekilde bizzât belli ediyorlar veyâ onların kavilleri, fiilleri, eserleri üzerinde dikkatle teemmül eden ferâset sâhibleri, bunlarda tezâhür eden gizli hüviyetlerini teşhîs ve fâş edebiliyorlar! Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti’nin nâr-ı beyzâ gibi bir üsl̃ûbla kaleme alınmış “Vatan mı, Heykel mi? (Halide Edip Hanıma)” başlıklı fıkrası buna bir misâldir:
“Halide Edibi biliyorsunuz! Babası Edip Beyin kim olduğu da malûm… Dumanı üzerinde taze taze, sıcak sıcak Benî İsrail kavminden… Cezmi Türkün Türk kültürünün anası diye vasıflandırdığı bu hanımın ‘Vurun Kahpeye’ isimli bir eseri var. [Atıfta bulunulan şahıs, Dâhiliyeci Prof. Dr. Mehmet Cezmi Türk’dür (İstanbul, 1903 – a.y., 5.8.1972, Zincirlikuyu Mez.)…] Bu eser filme de alınmıştır. Vak’a Adapazarında geçer… Millî Mücadele sıralarında…
“Millî Mücadelenin bir gaziler, şehidler mücadelesi olduğunu kim bilmez? Din adamlarının bu dâvaya hizmetini kim inkâr edebilir? Birinci B. Millet Meclisine bakınız. Yarısı sarıklı…
“Vurun Kahpeye romanı ve filmi, Dînimize, halkımıza, Türklüğümüze büyük bir hakârettir!”
“Bu hanım bunu pek âlâ bildiği halde, bile bile eserinde [onlara] casusluk yaptırıyor. Abdest almak için çeşme başına oturan bir hocaya şöyle de söyletiyor:
‘- Vallahül azîm düşman yarın burada…’
“[Hâin] Hoca ağzında aynı zamanda Allah, Peygamber kelâmı… Bu birinci ihanet!
“İkincisi: Adapazarı halkına, müslüman Türk halkına, vatansever, fedakâr bir kızı kale önünde parça parça ettiriyor!
Zavallı kız kanlar içinde! En vahşiyâne bir şekilde Türkler tarafından öldürülüyor!
“Allah aşkına, bilenler varsa söylesin, böyle bir şey olmuş mudur? Dinimize, halkımıza, Türklüğümüze hakaret olsa olsa bu kadar olur!
“Ne ince Yahûdi oyunu, Yâ Rabbi!”
“Bu film, yıllardır [1949’dan beri] sinemalarımızda millî film adıyla oynamakta, bütün Anadoluya din, halk düşmanlığı yaymaktadır.
“Ne ince Yahudi oyunu, Yarabbi! Ne ustaca vuruş, ne emsalsiz düşmanlık!
“Şimdi bu hatun kişi Mecliste D. P. Milletvekilidir. Son konuşmalarından birinde, B. Millet Meclisine alenen hakaret etmiş, bizim vekillerimizi ‘Böyle bir muhitte, böyle adamlarla’ misillû sözler sarfederek küçültmüş, dolayısıyla hepimizi, Türk milletini hakir görmüştür…
“Ona söylenecek tek bir söz vardı: Meclisi beyenmiyorsan yeni kurulan kendi meclisine git… [Knesset’e…]
“Heykellerin başına asker dikelim!”
“Şimdi bu hatun, [5816 Sayılı] koruma kanunu hakkında da güzel bir şey söylemiş:
‘- Heykellerin başına asker dikelim!’ demiş…
“Atatürk, Ankaranın o soğuk günlerinde Orman Çiftliğinde âlemler yaşarken, onun kapısında, etrafında nöbet tutan vatan çocuklarının, Mehmetçiklerin soğuktan donup öldüklerini biliyoruz. Bunları sineye çektik! Fakat sayın Milletvekilimiz müsaade ederlerse, artık Türk çocukları, Mehmetçikler, asıl vazifeleri olan vatan sınırlarını beklesinler!
“Kendileri de bilirler ki, bir takım herze vekillerin söylediği gibi bu vatanı o yaratmadı… Eskiden de vatanımız vardı! Hem de bugünkü kadar değil! Ecdadımız 3 kıt’a ve 7 denize hükmetmişti!” (Osman Yüksel Serdengeçti, “Vatan mı, Heykel mi? -Halide Edip Hanıma-” Serdengeçti, Haziran 1951, yıl: 5, sayı: 13, s. 11; Milletimize Revâ Görülen Kültür Jenosidi, Ankara: Hitabevi Yl., Mayıs 2014, 618 s.)

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Vurun_Kahpeye_(film,_1973); 4.6.2026)
Halide Edip Adıvar’ın Vurun Kahpeye romanının sinema filmi… Sabataî Cemâatinin iki güzîdesinin eseri: Hürrem Erman (<
“Hermann, Herman”; Selânik’e komşu Vodina, 1.7.1913 – İstanbul, 9.3.2005, Âşiyân Mez.) ve Halit Refiğ (Selânik muhâciri bir âilenin oğlu; İzmir, 5.3.1934 – İstanbul, 11.10.2009, Teşvikiye C., Zincirlikuyu Mez.)… (Rejisör Halit Refiğ, Refiğ âilesinden Cemil Refiğ ile Eczacı Kemal Vamık Girgin’in kızı İsmet Girgin’in iki çocuğundan biridir. Kemal Girgin ise, 14 çocuk babası, Selânikli Avukat Vamık Efendi’nin oğludur… Halit Refiğ’in amcaları Fahri Refiğ ile Ata Refiğ, Terakki Vakfı’nın müessislerindendi…) (http://docplayer.biz.tr/amp/15029769-Sinemaya-donmus-sinemaci.html; 20.5.2019; https://odatv.com/vefat-eden-usta-yonetmen-halit-refigin-bilinmeyen-hayat-hikayesi-1110091200.html; 15.5.2019; (https://www.terakki.org.tr/terakki-vakfi/hakkimizda/tarihce/; 15.5.2019)
***
“L̃âyuhtî, l̃âyüsel, l̃âyemût Mâbûd” yazıyor: “Mustafa Kemâl, Yahûdi bir babanın kızı olan Halide Hanım’dan aslâ hoşlanmamıştır!”
Vurun Kahpeye romanının müellifi Halide Edip Adıvar (İstanbul, 1884 – a.y., 9.1.1964)… Mütehakkim Zümrenin meşhûr ettiği nice şahsıyetten biri… (Tabîatiyle, Cemâat tesânüdü bu husûsta da tezâhür ediyor!) “Yıldırımlar saçan Zeus” misâl̃i, en küçük bir tenk̆îde dahi tahammülü olmıyan, lâyuhtî, lâyüsel, lâyemût bir Mâbûd muâmelesi görmek istiyen Mustafa Kemâl, bâzı tenk̆îdleri sebebiyle gözünden düşmüş olan Halide Edib hakkında:
“Türkiyede herkesin bildiği ve bizzat müellifin de [Yüzbaşı Armstrong’un] dediği gibi, Mustafa Kemal, yahudi bir babanın kızı olan Halide hanımdan asla hoşlanmamıştır. Ona yalnız bir kadın olduğu için ve İstanbuldan firarla Anadoluda kendisine iltica ve iltihak ettiği için terbiyeli davranmıştır. Fakat onu hiç bir vakit ciddî bir işe karıştırmamıştır.
“Kendisi de bundan çok kudurmuş ve Mustafa Kemalin o zamandanberi her yerde fuzulî olarak aleyhdarı kesilmiştir.”
diyordu… (İngiliz Yüzbaşısı H. C. Armstrong’un Bozkurt Mustafa Kemâl -Grey Wolf- kitabı hakkında -Necmeddin Sadık imzâsıyle- kaleme aldığı tenk̆îdî makâle dizisinden 7’ncisi, Akşam, 14.12.1932, s. 1. Armstrong ve kitabı hakkındaki değerlendirmemiz, işbu araştırmamızın şu tefrikalarındadır: 17, 21-23.12.2025/100, 202-204.)
Alenen mârûz kaldığı bu hakâretâmîz ifâdelere rağmen, Halide Edib, sonuna kadar Kemalist kalmış ve (Sabatay Sevi yerine ikâme edilen) “Ebedî Şef” (ki “hayâtın sonunun sıfır olduğuna” inanıyordu) “yokluğa karıştığında” da, yine onun için göz yaşı dökmüştür! Ahmet Emin Yalman anlatıyor:
“…Eşim Rezzan ve oğlum Tunç’la beraber, Paris’e gitmek üzere Simplon ekspresine bindik. […]
“Milano istasyonuna vardığımız zaman yataklının bir Türk kondüktörü, Atatürk’ün ölümü haberini verdi. Dünyanın sonu gelmiş, kıyamet kopmuş gibi bir his duydum.
Paris’de otele yerleşir yerleşmez, bir kenar mahallede mütevazı bir apartmana yerleşmiş olan büyük dostlarım, değerli vatan aşıkları Dr. Adnan Adıvar ve Halide Edib Adıvar’ı görmeğe koştuk. Her ikisi 1925 olaylarından sonra gücenmişler, memleketi terketmişlerdi. Dr. Adnan Bey, Paris Doğu Dilleri Okulunun Türkçe profesörü diye vazife almıştı, fakat dünyanın her tarafında itibar görüyordu. Meselâ Encyclopaedia Britanica o zamanki son baskısının Türkiye’ye ait uzun yazısını ona yazdırmıştı. Halide Edib Hanım da, Amerika, İngiltere, Hindistan’da dolaşıyor, kitaplar, makaleler yazıyor, konferanslar veriyordu.
“Halide Hanım ağlayarak kapıyı açtı ve dedi ki:
‘- Bu acı ölüm haberinden dolayı bizi göz yaşları içinde bulacağınızı tahmin eder miydiniz? Geçmişe ait büyük vatanî hizmetlerin takdiri başka, sonraya ait görüş ayrılıkları ve hadiseler başka…’ ” (Ahmet Emin Yalman, Yakın Tarihte Gördüklerim ve Geçirdiklerim, İstanbul: Yenilik Basımevi, 1970, III/244-245)

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edib_Ad%C4%B1var; 4.6.2026)
Kemalist/Sabataî zihniyetiyle yazılmış Vurun Kahpeye romanının müellifesi Halide Edib Adıvar… Amerikalı bir milyonerden burs aldırarak Zekeriya – Sabiha Sertel çiftini Amerika’ya tahsîle gönderen de oydu…
***