0

Kadınlar günü diye bir özel günün tahsis edilmesi üzerine çok şey söylenir.

Kapitalizmin oyunlarından biri diyenlerden tutun, kadın hakları savunuculuğunun dine ve değerlere karşı bir örgütlenme olduğunu söyleyene kadar, çok farklı düşünceler ortaya atılır.

Neden erkekler günü diye bir gün yoktur da kadınlar günü vardır?

Bu soru bile tek başına çok şey anlatır aklını kullanana.

Neden mi?

Çünkü kadındır tarih boyunca ezilen. Çünkü kadındır erkeğin şiddetle ördüğü dünyanın asıl mağduru olan.

Çünkü kadındır köleleştirilen.

Çünkü kadındır kullanılıp kenara atılan. Çünkü kadındır tarih boyunca farklı şekillerde bir nesne gibi alınıp satılan.

Çünkü kadındır Allah'ın verdiği hakları yine Allah'ın adı kullanılarak gasp edilen.

Onun için kadınlar günü olmalı. Kadının fiziksel gücünün azlığı ona bu kadar pahalıya ödetilmemeliydi tarih boyunca.

Tek tek erkekleri bu konuda suçlamak elbette anlamsızdır. Ama kadının aleyhine işlemiş olan insanlık tarihine erkeğin oluşturduğu dünyanın sebep olduğu da sır değildir.

Onun için "her türlü ayrımcılığın kötülüğü"ne rağmen kadına "pozitif ayrımcılık" kulağa ve vicdana çok da ters gelmemektedir.

***

Erkek "adam" olsaydı da kadını böyle itilip katılan bir nesne konumuna sokmasaydı.

Evet eğer erkek gerçekten "adam" olsaydı kadınlar gününe gerek kalmazdı.

Eğer insanlar suç işlemeseydi ne hak söylemine, ne hukuka, ne de insan hakları kurumlarına gerek duyulmazdı.

İnsan elinden gelen iyiliği yapmadığı için, insan hak ettiğinden fazlasını almaya çalıştığı için, insan haddini aştığı için, insan hırslı ve nankör olduğu için dünyanın düzeni her konuda olduğu gibi kadının aleyhine de bozulmuş odu.

Erkeğin inşa ettiği bu yalan dünyada "kadının adı yok," evet.

Erkek karşısına çıkan her kadının bir "anne" olduğunu, dünyaya insan getiren bir varlık olduğunu unuttu.

Modern dünyanın insanlığa attığı en büyük kazık "aile"yi, "anne"yi ve "baba"yı öldürmesidir.

Artık ne kadın bir "anne" veya anne adayıdır ne de erkek bir "baba"dır. Herkes toplumda tek başınadır ve "kendi bileğinin gücüyle" mücadele edip ayakta durmak zorundadır.

Kadın bu mücadelede, en azından biyolojisi gereği, bir sıfır geride başlamaktadır. Dezavantajlı bir yarış içindedir. Çünkü o sadece bir öğretmen, mühendis, akademisyen, doktor vs. değil bunlara ilaveten bir de annedir.

Erkeğin eliyle oluşturulan bu sanal dünyada "kadının adı olacak mı?"

Ne yazık ki çok iyimser olamıyoruz. Kadının suiistimali, sömürüsü, itilip kakılması sürecektir erkek "adam" olmadıkça.

Adamlık bir kişisel tutumdan öte bir medeniyet işidir. Bir anlayış ve inanç meselesidir. İstediğiniz kadar hukuk yapın insan faktörü bozuk olduğu sürece yasalar iş göremeyecektir.

Kadın hakları yasal teminat altına alınsa bile "adamlığın" olmadığı yerde güçlü olan güçsüz olanı ezmenin yolunu, yasalara rağmen, bulacaktır.

Hakları olmak ayrı, haklı olmak ayrı bir şeydir. Haklı olsanız bile mutlu ve huzurlu olmak ayrı bir şeydir.