0

Çocuk istismarı, dünyanın her yerinde vuku bulan iğrenç bir vaka şüphesiz. Aktivizm, politik alanın dışında kalması gereken, kendi "sivil" sınırları olan bir etkinlik türüdür. Çocuklara yönelik istismarlara karşı aktivistlerce alınacak aklı başında tavır ise, tecavüz edenin ve tecavüze uğrayanın kimliğine, siyasi görüşüne, dinine ve ten rengine bakmaksızın alınan tavırdır.

Maalesef Türkiye'de "siyasallaşmamış" çok az sayıda aktivist var. Kendisini solcu, Atarürkçü, Kemalist şeklinde tanımlayan aktivistlerin tamamı "kişiye göre" aktivistlik yapıyor maalesef bu ülkede.

Çocukların yaşadığı mağduriyeti, dindarlara karşı kin ve öfke kusma "nesnesi" haline getirdiğinizde aktivist olmaktan çıkarsınız. Bir siyasi ideolojinin maşası haline gelirsiniz ki bu da sizi ahlaken çökertir. Haklılığınız ve sahiciliğiniz kalmaz.

Sözgelimi, birkaç gündür duyar kasıyorlar peşi sıra sosyal medyada. Tecavüze uğrayan çocuklar için ciğerlerinin yandığını, bu nedenle de dine, İslam'a ya da önüne gelen herkese küfür ve hakaret etmelerini sineye çekmemizi istiyorlar.

Peki, bu duyar kasan troller, tecavüze uğrayan çocuklara mı yanıyor dersiniz?

Ya da Gezi'de kesilen ağaçlara mı?

Bitkilere, hayvanlara, çevreye mi?

Kadın haklarını korumaya yönelik ultra-aktivistlik mi yapıyor sanıyorsunuz yoksa?

Geçmişte ağaç sevgisinden Gezi'yi talan etmelerini aktivizmin hangi kuralıyla bağdaştıracağız mesela?

Çevreye duyarlı olduğunu iddia edenler, çevre için çevreyi yakıp yıkmadılar mı?

Kadın haklarını savunan örgütler, daha kuruluş aşamasında "hangi kadın" sorusunun cevabı etrafında aktivistlik yapacaklarını ilan etmediler mi?

Başı açık kadına ayrı, başı kapalı kadına ayrı muamelede bulunmadılar mı yıllarca?

Çocuk tecavüzü hem dini metinlerde hem de seküler metinlerde yasaktır. Dünyanın her yerinde çocuk istismarı suçtur. Yazılı olmayan normlarda da "suç" kabul edilir. Bu çirkin fiili yapan kişi her kim olursa olsun dışlanır, yaptırıma tabi tutulur. Zannımızca "idam" edilmelidir de.

Ama gel gör ki, Türkiye gibi nefreti, aklının ve vicdanının önüne geçmiş bireylerin olduğu bir ülkede öncelikle tecavüz eden sapığa değil, sapığın kimliğine bakılıp ona göre harekete geçiliyor maalesef.

Esasen Türkiye'deki problemlerin başında bu anakronik yaklaşım biçimi yok mu zaten?

Kişiye göre muamele, kişiye göre tavır, kişiye göre aktivizm, kişiye göre eleştiri, kişiye göre savunu…

Bütün pozisyonlar "kişiye göre" alınmıyor mu?

Ağacın kesilmesiyle, katledilmesiyle kim ilgileniyor?

Duyar kasanların neredeyse tamamı "ağacı kimin kestiği" saikiyle hareket ediyor. Tacize, hakarete uğrayan kişi eğer başı kapalı bir kadınsa kadın hakları örgütleri kulaklarının üzerine yatıyor. Ama eğer bu kişi başı açık bir kadın ise dünya ayağı kaldırılıyor. Önemli olan kadının haklarının çiğneniyor olması değil, hangi kadının haklarının çiğneniyor olduğudur laik kesim için.

Gezi'ye dönüp bakın. "ağaç" diye çevredeki her şeyi yakıp yıkan Vandallara bakın, hiç birisinin Yalova'da CHP'li belediyenin yaptığı ağaç katliamına karşı tek kelime etmediğini görürsünüz.

Öyle ya…

Onlar "ağacın kesilmesine değil, ağacın kimin tarafından kesildiğine" bakarak hareket eden Nüfus Cüzdanı Aktivistleri...

2007'ye dönüp bakın. Aziz Nesin Vakfı'nın Çataca'daki kız yurdunda kalan bazı kız öğrencilere yönelik tecavüz iddialarına ilişkin bugün duyar kasan küfürbaz kişilerden hiç birisinin o gün tek kelime etmediğini görürsünüz.

Öyle ya…

Onlar "tecavüze uğrayan kişiye değil, tecavüz eden kişinin kimliğine" bakarak hak savunuculuğu yapan Nüfus Cüzdanı Aktivistleri...

Gökte uçan bir kuş üzerlerine pislese, dindarlar yaptı, #Hükümetistifa diye hashtag açacak kadar İslamofobikleşmiş trollerin artık alttan alınacağı parantezi kapatmak zorundayız. Bu toplumsallaşmış nefret ile baş etmenin yolu "savunma yapmaktan" ya da "defansta kalmaktan" geçmiyor artık.

Dindarlar, Muhafazakarlar, Mütedeyyinler, İslamcılar… Bir avuç jakoben laikin küstahlığını sineye çekecek, alttan alacak değil. Bu pervasızca saldırıların, kişilik suikastlarının, havada uçuşan küfür ve hakaretlerin bir yaptırımı, karşılığı olmalı. Bu ülke bugün artık, 90 yıl birilerinin çiftliği haline gelmiş Muz Cumhuriyeti değil, olamaz. İslam dinine, Müslümanlara hakaret etmenin bu kadar kolay olmaması gerekiyor.

Kimseye, tecavüze karşı olduğumuzu ispat etmek zorunda da değiliz. Zira bizi kınamaya çağıranlar, aslında üstü örtük bir biçimde kendilerini "temize" çekiyor. Farkında mısınız?

Standart belirleyen bilirkişi onlar mı da biz onlara göre hareket edelim?

Siz kimsiniz? diye sormak lazım…

Otorite misiniz?

Bu ne küstahlık? Bu ne nobranlık? Bu ne aymazlık?

Her iftiranıza, her had bildirme tavrınıza, her fişlemenize bir cevap yetiştirmek değil Müslümanlar. Sınıf başkanı edasıyla Müslümanlara sopa sallamak da neyin nesi?

Tecavüze karşı olduğunuzu siz beyan edin. Müslümanları, Dindarları böyle bir teste tabi tutmak sizin haddinize değil.

Her olayda, her vakada Müslümanlara, Ak Partililere, İslamcılara parmak sallamanız sıktı artık. Batmış geminin malı ideolojinizin bugün geçerliliği yok, üzgünüm. Müslümanlar üzerinde kurduğunuz otoritenin de sonuna geldik.

Ya kendinizi güncellersiniz. Ya da sizin için ardına kadar açılmış tarihin karanlık sayfalarına gömülürsünüz.

Bir tecavüzcü sapığın ahlaksızlığını alıp bütün Müslümanlara mal etmenizi yutacak değiliz. İğrenç bir adamın hayasız fiilini topyekûn İslam'a, Peygambere saldırmak için araçsallaştırmanıza seyirci kalacak değiliz.

Sizi 90 yıldır tanıyoruz. Bu ülkenin değerlerini kimlere pazarladığınızı, kimlerin namına hareket ettiğinizi, hangi başkente ülkenizi sattığınızı biliyoruz. Damarlarınızdaki kanın renginin "mavi" olduğunu biliyoruz. Tecavüz eylemine tepki göstermek, çocukları korumak, istismarı engellemek gibi bir muradınızın olmadığını biliyoruz. Küfür ve hakaretten başka bir numaranızın olmadığını, ahlak ve zeka seviyenizin deniz seviyesinde olduğunu da biliyoruz.

Bu coğrafyanın, bu medeniyetin, bu toprakların, bu ülkenin çocuklarının, gençlerinin, insanlarının sizin gibi sömürge aydınlarının insafına bırakılmayacak kadar değerli olduğunu da biliyoruz…

Bu yüzden sizin gibi kof ve arkaik zihniyetli insanlarla mücadele etmeyi şeref kabul ediyoruz.

Hiç durmadan…