0

Acısıyla tatlısıyla bir bayramı daha geride bıraktık. Tatlısı belli. Bayram insanlara huzur veren, iyi duyguları besleyen özel anlarımızdan. Acısı da artık uzun tatillerin değişmez haberleri trafik kazaları. "Yine bayramda yollar kana bulandı." cümlesini defalarca duyduk. Ne yaparsak yapalım bu kazaların önüne geçemeyeceğiz. Bayram tatili olması fark etmiyor. Kazalar yakamızı bırakmamaya devam ediyor.

Kurban Bayramı olunca başka bir alışkanlık yine nüksetti. "Hayvanlar kesilmesin." diye başlayıp "Biz de hayvanız." pankartıyla yürüyüş yapmaya kadar uzayıp giden bir Kurban Bayramı düşmanlığı da bayramın gelenekleri arasına girdi.

Ne kadar laik, Atatürkçü varsa Kurban Bayramı'na karşı. Bütün yıl en pahalı mekanlarda etlerin binbir çeşidini patlayıncaya, çatlayıncaya kadar yiyenler konu Kurban Bayramı olunca bir anda içlerindeki depreşen hayvan sevgisiyle dolup taşmaya başlıyorlar.

Şizofrenik bir hal bu. Kurban Bayramı'nın coşkuyla yaşanmasından korkanlar kurban ile şeriat arasında bağ kuruyor olmalı ki "Hayvanlar öldürülmesin!" diyerek ver yansın ediyorlar. Bayram haricindeki zamanlarda yedikleri etlerin acaba ağaçlardan falan mı toplandığını düşünüyor bu az gelişmiş kafalar?

Kurban paylaşmaktır. Yani komünist bir yaklaşım ile bakılınca bile çok önemli bir yeri olan Kurban Bayramı'na karşı olanların, bayramın ruhunu incitenlerin ne bir görüşü olabilir ne de değer yargısı. Onların derdi akan kanlar ya da hayvanların kesilmesi değil. Bütün bunların Allah'ın emri için yapılması. Çünkü kurbana karşı olanlar aynı zamanda başörtüsünü de karşılar, İmam Hatibe de karşılar, camiye, mescide İslam'ı çağrıştıran her şeye karşılar.

Bizi ayakta tutan, birlikteliğimizi pekiştiren bütün vakitlere sahip çıkmamız gerekiyor. Yıllar geçmiş, çağlar değişmiş çok önemli değil. Zaman geçer ama değer yargıları değişmez. Eğer değerler kaybolmaya başlar ya da değersizleştirenler el birliği ederek toplum içine nifak sokmaya başlarlarsa işte o zaman en büyük kalemizi kaybettik demektir.

Kimse böyle günlerimiz üzerinden kendi hesaplarını devreye sokmaya çalışmasın. Bu millet sahip çıkması gereken ne varsa birbirine kenetlenerek bunu başarıyor zaten. Diyanet bu yıl kurban bağışında rekor sayıda kurban bağışı aldı. Kurban pazarlarında neredeyse satılacak kurbanlık kalmadı. Yani birileri yıkmaya çalıştıkça bu millet birbirine daha çok kenetlenip değerlerine daha çok sahip çıkıyor.

Elindeki rantı gidenler de gizli hesap kuranların destekçisi oldu. Yıllardır kurban derisi toplayarak sözde fakir öğrenci okuttuğunu iddia edenlerin tek öğrenciyi bile ücretsiz okutmadıklarını şimdi yeni yeni öğreniyor birçok kişi. Bir zamanlar deri sektörünü elinde tutan Fetö, derilerden elde ettiği geliri olduğu gibi Fetö elebaşına aktarmış olacak ki Türkiye'deki Fetöcüler fakir edebiyatı yapmaya devam ederken Pensilvanya'daki çiftlik tıkır tıkır işliyor.

Bu ülke insanları sadece huzur istiyor. Tek olalım, bir olalım, millet olalım dedikçe huzuru kaşıyan eller boş durmasa da biz millet olmak ne anlama gelir bunu zamanı gelince göstermesini de biliyoruz.

Sanatçı görünümlü provokatörlerin kurban konulu attıkları twitleri gördükçe bunlar kimin, neyin sanatçısı diye düşünmeden edemiyor insan. Hayvan sevgisi ile başlayan bu kin sonunda gerçek yüzünü gösteriyor ve "Bir de Müslüman olacaklar." diyerek kendini kenara çekip İslam'a saldırma seansını da tamamlamış oluyor bu sanatsal tipler.

Kurban Bayramı'nın anlamını bilen, İbrahimî bir teslimiyetin ne anlama geldiğini idrak ederek hareket eden bir ruh hala içimizde dipdiri yaşıyor. Kimsenin bu ruhu incitmesine de fırsat vermemek gerek.

İçlerindeki İslamiyet'e karşı olan kini kurban üzerinden herkese saçmaya çalışanlara da bir tavsiyemiz olsun. Kurbandan şeriat çıkmaz ama sizin yıl boyunca sınırsızca yediğiniz etlerden büyüttüğünüz göbekleriniz ortaya çıkar.