İsrail'in günlerdir savaş tehditlerini artırmasıyla Lübnan'da, saldırıların kapsamının genişleyebileceğine dair kaygılar arttı.
Siyasi analistler, İsrail'in tehditlerinin kapsamlı bir savaştan ziyade sınırlı bir askeri tırmanışla kalabileceği yorumunu da yapıyor.
İsrail basınında bir süredir, Lübnan hükümeti ve ordusunun, Hizbullah'ın silahlarını tasfiye etme yönündeki taahhütlerini yerine getirmemesi halinde, İsrail ordusunun Hizbullah'a ait hedeflere yönelik 'geniş çaplı bir saldırı planını' tamamladığına dair haberler yer alıyor.
İsrail'de aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, yakın zamanda yaptığı açıklamada, Hizbullah ile hızlı ve kesin bir savaşın kaçınılmaz olduğunu savundu.
Smotrich, Lübnan'a karşı bir savaşın ağır bedeli olacağını ancak, şimdi adım atmanın, hiçbir şey yapılmaması durumunda ileride ödenecek bedelden daha az zarar vereceğini ifade etti.
Diplomatik çabaların sürdüğünü vurgulayan Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise 25 Aralık'ta yaptığı açıklamada, 'savaş hayaletinin Lübnan'dan uzaklaştırıldığını ve sürecin olumlu yönde ilerleyeceğini' söyledi.
Bu çerçevede, AA'ya konuşan siyasi analistler, mevcut aşamada kapsamlı bir savaş ihtimalinin zayıf olduğunu, buna karşın bölgesel ve uluslararası dengeler ile özellikle ABD'nin tutumunun belirleyici olduğu sınırlı bir askeri tırmanışın devam edebileceğini öngörüyor.
İsrail'in 'asıl hedefi' İran olabilir
Lübnanlı siyasi analist Meysa Abdulhalik, ülkesindeki resmi tutumun İsrail saldırılarının genişletilmesini şiddetle reddettiğini ve Lübnan'a yönelik yeni bir saldırı ya da ikinci bir savaşın önlenmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesinde ısrarcı olduğunu belirtti.
Abdulhalik, yaptığı değerlendirmede, diplomasinin 'şu ana kadar savaşın önüne geçmeyi başardığını' ifade etti ancak İsrail'in ve arkasındaki ABD'nin saldırgan niyetlerine karşı 'herhangi bir güvence bulunmadığını' dile getirdi.
Uluslararası alanda egemenlik kavramını ve uluslararası hukukun rolünü sorgulayan Abdulhalik, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısını ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun evinde gözaltına alınmasını, ayrıca İsrail'in Arap dünyasının itirazlarına rağmen Somaliland'ı bağımsız bir devlet olarak tanımasını örnek gösterdi.
Abdulhalik, özellikle ABD'nin tutumu başta olmak üzere uluslararası toplumun yaklaşımı konusunda belirsizliğin sürdüğünü belirterek mevcut tabloda bekleyiş halinin hakim olduğunu vurguladı.
İsrail'in ABD'nin siyasi ya da askeri desteği olmadan Lübnan'a karşı bir savaş başlatamayacağını savunan Abdulhalik, bu durumun yeni bir saldırı ihtimalini tamamen ortadan kaldırmadığını ifade etti.
Buna karşın, Lübnan'a yönelik yeni bir kapsamlı savaş ihtimalini düşük gördüğünü dile getiren Abdulhalik, olası bir doğrudan saldırının ise Hizbullah'tan ziyade 'asıl hedef olarak İran'a yönelik' olabileceğini öne sürdü.
Abdulhalik'e göre en olası senaryo, sahadaki gelişmeler ve diplomatik baskılara bağlı olarak İsrail'in günlük saldırılarını sürdürmesi ve zaman zaman değişen yoğunlukta askeri tırmanışların yaşanması yönünde.
Alternatif araçlar
Siyasi analist Muhammed Hamiyye de İsrail'in Lübnan'a topyekun savaş açma ihtimalinin, başta ABD'nin stratejik önceliklerini yeniden düzenlemesi olmak üzere çeşitli siyasi ve güvenlik sebeplere dayanarak şu an için uzak göründüğünü ifade etti.
Hamiyye, Washington'un son savaşlardan sonra Orta Doğu'yu sakinleştirmeye ve mevcut dengeleri yönetmeye çalıştığını dile getirdi.
Lübnanlı analist, 'İsrail'in son yıllarda elde ettiği kazanımları heba edebilecek geniş çaplı bir savaşa girmeden bölgedeki İsrail askeri üstünlüğünü ve ABD yayılmacılığını sürdürmeye özen gösterdiğini' kaydetti.
İsrail'in iç siyasetinin de topyekun bir savaşa girmeye izin vermediğini savunan Hamiyye, İsrail vatandaşlarının büyük bir kısmının yeni bir savaşa girmeyi reddettiğini ve istikrarlı yaşam arayışında olduğunu söyledi.
Hamiyye, İsrail'in gelecek dönemde topyekun savaş yerine alternatif araçlara başvurabileceği görüşünü dile getirerek şunları ifade etti:
'İsrail, sınırlı askeri operasyonlar, mali ve ekonomik baskılar, yaptırımlar, Lübnan devletine baskı yaparak yeniden imarı engelleme ve Hizbullah ile çevresi üzerinde baskı kurmak amacıyla hesaplanmış güvenlik gerilimleri çıkarma gibi yöntemlere başvurabilir.'
Hizbullah'ın silahsızlanması
Hamiyye, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında geçen hafta Florida'da yapılan görüşmede Gazze, Suriye, İran ve Lübnan dahil olmak üzere çeşitli bölgesel meseleler üzerinde görüş birliğine varıldığını hatırlattı.
Lübnanlı yetkililere ulaşan bilgilere göre Lübnan'ın şu an için 'acil bir öncelik olmadığını' ifade eden Hamiyye, Lübnan hükümetine Litani Nehri'nin kuzeyindeki silah meselesini çözmesi için yaklaşık iki ay süre verildiğini, bunun da 'savaş hayaletini şimdilik uzaklaştırdığını' kaydetti.
Hamiyye, Lübnan'da İsrail saldırılarının durmasını beklemediğini, güneydeki köylerde suikastların ve sınırlı saldırıların devam etmesini, Litani Nehri'nin kuzeyi ve Suriye sınırı yakınlarına yönelik saldırıların yoğunlaşmasını beklediğini ifade etti.
Lübnan'da Beyrut yönetimi, 5 Ağustos'ta Hizbullah dahil grupların silahsızlandırılması ve ülkedeki tüm silahların devletin tekelinde toplanması kararını kabul ederken Lübnan ordusuna 2025 yılı sonuna kadar uygulanmak üzere bir plan hazırlama görevi vermişti.
Lübnan hükümeti, ordunun eylül ayında hazırladığı 5 aşamalı planı kabul ederken, planın ilk aşaması kapsamında, Litani Nehri'nin güneyindeki bölgelerden silahların 2025 sonuna kadar toplanması öngörülüyordu.




