0

Salı günü itibariyle "ajanskamu, kamudanhaber, kamuajans" gibi internet sitelerinde eş zamanlı olarak meçhul olan biri tarafındanÖzgür Eğitim-Sen'in gündeme getirdiği Ankara/Yenimahalle Milli Eğitim Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışan Numan CENGİZ'in durmak bilmeyen atama macerasına ilişkin yapılan bir açıklama yer aldı. Açıklamada Yenimahalle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde Şube Müdürü olarak özür grubundan ataması yapılan ardından tantanalı bir sürece dönüşen ilgili Şube Müdürühakkında daha önce açılan ve bilakaydüşart mahrem tutulması gereken soruşturmalar ve verilen cezalar açık edilerek bahse konuolan mevzu buharlaştırılmak istenmiştir. Yazılan yazılar ve içerikleri ortada iken söz konusu içeriğe ilişkin bir cevap geliştirmek yerine"müflis tüccar" gibi eski defterleri karıştırarak üste çıkma çabası hem iyi niyetten yoksun hem de alabildiğine çocuksudur. Neden?

Öncelikle yapılan açıklamanın eleştirilen işlemden daha ağır bir hak ihlali olduğunu belirtmek gerekiyor. Devletin namusu sayılabilecek, çalışanına ait kişisel verilerin pervasızca kamuya açık edilmesi başlı başına skandaldır. Son dönemlerde yaşadığımız devletin mahremiyetini hiçe sayan uygulamalara eklemlenen bu son hadise üzerinden MEB'in behemehal soruşturma açması, olayın üzerine titizlikle giderek sorumluları hakkında gerekli işlemleri yapması kamu vicdanının rahatlatılması açısından elzemdir.

Gelelim iyi niyetten yoksun ve çocuksu açıklamaya. Açıklamayı yapan muhterislerin şunu görmesi gerekiyor; yazılan yazılarda mevzuya ilişkin yapılan "haksız işlem" eleştirilmektedir. Bu eleştiri yapılarken de Sayın Bakan ve Müsteşar'ın göreve çağrılmasından, onların konuya ilişkin bilgilendirilmesini amaçlamaktan daha doğal ne olabilir. MEB ile ilgili bir işlemde Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünü göreve çağırmak nasıl düşünülemez ise söz konusu işlemde dahli bulunan bürokratları daeleştirmemek düşünülemez.

İkincisi ataması yapılmış, göreve başlanmış bir kişiyi, üstelik özür grubundan gelmişse, hiçbir mazeret ileri sürmeksizin ve yine üstelik Bakan'ın müdahil olduğu bir sürecin ardından başka yere atamasını yapmak gövde gösterisinden başka nedir?

Üçüncüsü yazılan yazılarda Numan CENGİZ'in kişiliği ve geçmiş cezaları ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Yapılan açıklamalar ve yazılar bu anlamda bir kişilik savunusu değil Numan CENGİZ'i hedef alan "haksız ve usulsüz bir işlem" eleştirisidir.

Dördüncüsü, internet sitesinde gizliliği bulunan bilgileri kamuya aktararak 2011 yıllarında soruşturmaya konu olmuş işlemler üzerinden Numan CENGİZ'in nasıl da uğradığı cezayı hak ettiği algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu soruşturmalar yerinde olabilirancak mevzu bu değil. 2011 yılında olmuş bu işlemler bir kişinin Şube Müdürü veyahut Ankara Yenimahalle'de Şube Müdürü olmasına yasal engel teşkil ediyorsa o zaman bu atamanın başvurusunu, değerlendirmesini ve yerleştirme süreçleri nasıl yapıldı? Bütün bu süreçte engel teşkil etmeyen 2011 tarihli soruşturmalar, 2015 ve 2016 yıllarındaki bir işlem için nasıl gerekçeye dönüşebiliyor?

Meseleyi kayıkçı kavgasına düşürmeden yazıları yazan kişileri sanki "iftira atmış", sanki "gayrı meşru bir işin içindeymiş" sanki "haksız, hukuksuz bir talebi dillendiriyormuş" şeklinde konumlandırarak hatta daha da ileri gidip "şurada şu işi yapıyor" şeklinde hedef göstererek sözüm ona "aba altından sopa gösterenlere" şu uyarıyı yapmak insaf ve vicdan sahibi olmanın gereğidir:

Bu iş haksızlığa uğrayan birisinin yanında olmakla ilintilidir. Nitekim bu yüzden şu temel İslami ve insani ilke mevcuttur: mazlumun/mağdurun kimliğini, dilini, dinini vs. mevzu bahis etmemek. Bir işlem yanlış ise yanlıştır. Yanlışa müdahale ancak meşru ve usule uygun olursa anlamlıdır, meşrudur, insafa ve vicdana uygundur.

Diğer taraftan olayı gizemlileştirmenin, başka gerekçeler varmış gibi intiba uyandırmanın ve içine düşülen yanlışta ısrarcı olmanın bir anlamı yoktur. İşlem yanlıştır. İnsafa, vicdana uygun değildir. Bu kadar basit! Yukarıda da belirtildiği gibi madem bu kadar cezası var bu kişinin, kardeşim o zaman atamasını niye yaptınız? Söz konusu soruşturma ve ceza içerikleri sıkıntı doğuruyorsa bu adam hala nasıl görevdedir? İkincisi bu cezaları önümüze ahlaksızca koyan, aklımıza karartma uygulayıp duygularımız üzerinden esir almaya çalışanlar özür grubundan geldiği yere geri gönderilecek şahsın orada da Şube Müdürü olarak görev yapacağını görmüyorlar mı?

Kıbrısçık'ta görev yaparken engel teşkil etmeyen soruşturma ve içerikleri, Ankara Yenimahalle'de nasıl engel teşkil ediyor? Ankara Yenimahalle MEB içinde özerk bir yapılanma mı? Ayrı bir mevzuata göre mi işliyor işlemleri?

O yüzden açıklama yapanların "özrü kabahatinden büyük" olmuştur. "Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler" deyişi aynıyla vaki olmuştur. Vakıa ortada. Yanlış ortada. Yanlış yapanlar ortada. Bu yüzden yanlışta ısrar edecem efelenmelerine gerek. Yok,"masa başında hazırladılar" yok bilmem "bürokratları Bakan ve Müsteşara şikayet ettiler" ithamlarının arkasına sığınan çocuksuluğa gere yok. Kartopuna dönüşen bu hatalar gittikçe büyümekte ve kontrolsüz bir şekilde büyütülmektedir. MEB'in insicamına halel getiren bu uygulamalara bir an önce Sayın Bakan ve Müsteşar'ın el atması zaruridir. Bu işi bu hale getirenler de ayaklarına dolanan bu işten sıyrılmaları usul ve kaide tanımayan girişimler üzerinden değil yaptıkları yanlışlığı hak ve adalet ölçülerine riayet ederek düzeltmeye çalışmalılar. Niye böyle bir yanlışlığa alet olduk diye nedamet getirip vicdanlarının sesine kulak versinler. Başka maceralara gerek yok.