0

Gerek FETÖ'nün, gerekse PKK ve DAİŞ'in en büyük özelliği "Yok ederek var olmak"tır. DAİŞ, İslami yapıları yok ederek neşvünema buldu. PKK, Kürt grupları susturarak büyüdü. FETÖ, Müslümanlara yapılan zulümlerle palazlandı. Her üç örgüt de aynı yöntemi kullandı, yok ederek var oldu.

Kronolojik olarak dünden bugüne geldiğinizde, DAİŞ'in Suriye'deki bütün İslami muhalafeti yok ederek, Esed'in karşısında duran Müslümanları katlederek alan kazandığını ve genişlediğini görürsünüz. PKK'nın 80'lerde diğer Kürt yapıların susturulmasıyla önünün açıldığını görürsünüz. Kemalist rejimin Müslümanlara yaptığı baskılarda Türkiye'deki İslami cemaatler zayıflarken FETÖ'nün enteresan bir biçimde bu baskılardan 'Güçlenerek' çıktığını görürsünüz.

28 Şubat Postmodern Darbesi'nin sonuçları en önemli kanıt olarak karşımızda durmaktadır. 28 Şubat'ta Müslümanlar çevreye püskürtülüp tasfiye edilirken Fetullahçı Terör Örgütü merkeze yaklaşmış ve büyümüştür. İslami cemaatlerin küçülmesi ve alanlarının daralmasıyla oluşan boşlukları FETÖ doldurmuştur. Bu açıdan 28 Şubat Postmodern Darbesi'nin mutfağında FETÖ'nün olduğunu söylemek mümkün.

PKK'nın büyüme süreci de FETÖ'nünküyle benzerlik taşımaktadır. Bu açıdan PKK'nın kuruluş sürecini iyi bilmek gerekir. 1980 ihtilalinde bölgede faaliyet gösteren irili ufaklı 30'a yakın Kürt fraksiyon vardı. Ancak her ne hikmetse bu fraksiyonların tamamının kapısına ihtilal sonrası cuntacılar tarafından kilit vuruldu. Faaliyetlerine son verildi. Ne var ki PKK'ya dokunulmadı. Deyim yerindeyse Kürt siyaseti PKK'ya, dolaysıyla 'İllegal alana' cebren teslim edildi.

Bu sürece büyüteçle yakından bakıldığında, PKK'nın bir plan dahilinde sahaya sürüldüğü, Kürtlerin siyaset kanalıyla dile getirmeleri ve sonuç almaları mümkün olan anayasal/yasal taleplerinin gayrimeşru/illegal bir alana, şiddet sarmalına bilerek/isteyerek hapsedildiği ve sonuç almalarının engellendiği çok net görülür.

Geldiğimiz noktada başlıktaki "PKK, FETÖ ve DAİŞ, ne için ve kimin için öldürüyor" sorusuna cevap bulmak için "PKK, FETÖ ve DAİŞ olmasaydı ne olurdu?" sorusunu sormak gerekiyor.

Aynı hedef kitleye yönlen(diril)diğinden "FETÖ ve DAİŞ olmasaydı ne olurdu?" sorusundan başlayalım:

FETÖ ve DAİŞ'in kendisini var etmek için yok ettiği bir çok İslami grup var. Bunların büyük çoğunluğu "İslami hassasiyetleri" bünyesinde barındırıyordu hiç kuşkusuz. Takiyyesiz bir örgütlenme biçimleri vardı. Kullandıkları kavramlar, uyguladıkları metodlar ve tebliğ yöntemleri "İslami"ydi. Kur'an ve Sünnet'e uygundu. Özgür bir din anlayışları vardı. Bağımsızdılar. ilhamlarını ve referanslarını Kur'an ve Sünnet'ten alıyorlardı. FETÖ ve DAİŞ ile birlikte bütün bu İslami hassasiyetler yok edildi. İslami kavramların içi boşaltıldı. Takiyyecilik, sahtekarlık, yalan, şiddet, kaynaksızlık, riya ve münafıklık gibi gayri-İslami nitelikler İslam/cılarla birlikte anılmaya başlandı. Müslümanlık olgusu "bedevi ve harici" bir yaklaşımla iğdiş edildi. İslam'a ve Müslümanlara güvenirlik zedelendi.

Eğer FETÖ ve DAİŞ gibi ihanet şebekeleri olmamış olsaydı, Müslümanların aydınlanması daha rafine olacaktı. İslami tebliğ daha hızlı, daha şeffaf ve daha özgün olacaktı. Ilımlı İslam dayatması olmayacak, kontrol altında tutulan bir İslam'ın bahsi dahi yapılmayacaktı. İslamofobi dünyada bu kadar yaygın hale gelmeyecekti. İslamcı beyinlerin göçü bu denli büyük olmayacaktı. Müslüman alim, bilim insanı, sosyolog, asker, doktor, mühendis, bürokrat, teknokrat, iş adamı ve siyasetçiler devşirilmeyecek ve dolaysıyla milli ve yerli kalacaklardı. Batı, Doğu'ya son yüzyılda bu kadar kapsamlı ve konforlu tahakküm edemeyecekti.

Olmadı...

FETÖ ve DAİŞ'i kuranlar, bu coğrafyada Müslümanların büyümesine ve gelişmesine İzin vermedi. Müslüman görünümlü yapılarla Müslümanlara zarar verdiler. Müslümanları kontrol altına aldılar.

Peki, PKK olmasaydı ne olurdu?

Adına "Kürt sorunu" denilen sorun, en başta "demokrasi sorunu" olarak tanımlanacaktı. Çözüm bu kadar gecikmeyecekti. Kürtlerin gasp edilmiş bütün hakları iade edilecekti. Toplumdaki psikolojik bariyerler bu kadar derin ve yıkıcı olmayacaktı. Milliyetçilik ve ırkçılık TT (Topping Trend) olmayacaktı. Şiddet, bir araç olmaktan çıkacak, demokratik olgunluk ileri bir safhada olacaktı. Bu kadar ölüm olmayacak, bu kadar acı yaşanmayacak, bu kadar gözyaşı dökülmeyecekti.

Hayatın döngüsü, olması gerektiği gibi olacaktı. Babalar evlatlarını değil, evlatlar babalarını toprağa verecekti.

Ama olmadı...

PKK'yı kuranlar, bu coğrafyada Kürtlerin büyümesine, Türklerle kardeşlik temeli üzerinden bölgelerinde ve dünyada söz sahibi olmasına izin vermedi. Kürtler için-miş gibi görünen bir yapıyla Kürtlere zarar verdiler. Kürtleri, Türkleri ve dolaysıyla topyekün Müslümanları kontrol altına aldılar.

Şimdi en başa dönüp soralım:

PKK, FETÖ ve DAİŞ kimin için ve ne için öldürüyor?"

Cevabı çok net!

PKK, Kürtler için öldürmedi/öldürmüyor. PKK, bizatihi Kürtleri öldürüyor. Kürtleri öldüren bir terör örgütünün Kürtlere ne gibi bir faydası dokunabilir?

FETÖ ve DAİŞ, Müslümanlar için öldürmedi/öldürmüyor. Bizatihi Müslümanları öldürüyor. Müslümanları öldüren terör örgütlerinin Müslümanlara veya İslam'a ne gibi bir faydası dokunabilir?

O halde daha güçlü ve daha sarsıcı bir şekilde soralım:

PKK, Kürtler için Kürtleri öldürmediğine göre, FETÖ ve DAİŞ de Müslümanlar için Müslümanları öldürmediğine göre kimin için ve ne için öldürüyorlar?

Cevap çok açık!

Bu örgütleri kim kurduysa onlar için öldürüyorlar.

Onlar için kurşun sıkıyorlar, onlar için darbe yapıyorlar, onlar için bombalar patlatıyorlar.

FETÖ, DAİŞ ve PKK'nın eylemlerine bakın.

Bu eylemler kimin işine yarıyorsa işte tam da onlar için öldürüyorlar.

Bu coğrafyada plan kuranların planlarına hizmet etmek için öldürüyorlar.

Hans için, George için, Michael için, Elizabeth için, Ariel için öldürüyorlar.

Ahmet, Ayşe, Şeymus, Dilan için değil!

Bizim için değil!

Adalet için, özgürlük için değil!

Siyonizm için, emperyalizm için, kolonyalizm için öldürüyorlar.