0
Türkiye ve bölge kamuoyunda Kuzey Suriye'nin Afrin bölgesine, Türk Silahlı Kuvvetlerin müdahale edip etmeyeceğini konuşuluyor. Batı medyasına göre, neredeyse bu iş bitmiş. Türkiye, Afrin'i müdahalede bulunacak görüşü hakim. Şu sıralar obüs toplarıyla YPG'nin Afrin kırsalındaki savunması kırılmaya çalışılıyor. Ruslarında geri çekildiği yönünde bilgiler var. Özetle Rusya'nın Karadeniz de Türk Akımı'nı inşaatını başlatmasıyla, Türkiye'nin Afrin'e müdahalede bulunacağı haberleri arasında, yaklaşık bir haftalık süre içerisinde gelişti.
Öncelikle, şunu net bir şekilde vurgulamalıyız. Türkiye'nin ekonomisini, hırpalayacak her şeye dikkat etmek gerekli. Çünkü siyasal başarılar, ancak ekonomik güçle gerçekleşebilir. 'Türkiye, bölgesinde herhangi bir askeri uygulamadan uzak durmalı' görüşünü savunmamıza rağmen, bazen şartlar sizi, bazı olaylara müdahil olmayı zorlar. Hatta milli güvenliği ilgilendirecek sorunlarla baş başa bırakıyorsa, "Yılanın başı, erkenden ezilmeli'' sözünden yola çıkarak, ivedilikle müdahalede bulunmak gereklidir.
Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonuyla önemli bir iş yaptı. Fakat, bu operasyonun devamı gelmediği sürece, önemini yitirecektir. Zira, Türkiye'nin önceliği Menbiç ve Fırat'ın doğusu iken, birden bire, köşeye sıkışmış, dağlık bir bölge olan Afrin'e gözler çevrildi. Belki Hatay sınırından Amanos dağlarından PKK'ın, Türkiye'ye yönelik bir tehdit algısı düşünülüyordur. Ancak öncelik, Afrin değil, Menbiç ve Fırat'ın doğusu Cezire denilen Haseki, Kamışlı ve Ayn el Arab (Kobani) dediğimiz bölge söz konusu olmalıydı. Maalesef güç-denge ilişkilerine göre bir takım adımlar atıldığının fakındayız. Lakin, konuşularak bir takım mutabakata varmanın mümkün görülmediği zamanda, kaçınılmaz olan savaşı/kavgayı, konuşarak ertelemenin bir anlamı yoktur. Zira, ABD yetkilileri ve Türkiye'deki Büyükelçisi dahil, Türkiye'nin Kuzey Suriye'ye müdahil olmasına açıktan karşı.
Türkiye, saçma sapan iç tartışmalarla uğraşırken (Adalet Yürüyüşü v.s.) ABD, Güney sınırlarımıza, PYD/PKK tarafından, Türkiye'ye dönük kullanılmak üzere modern ve ağır silahları yığmaya devam ediyor. Bölgede demografik yapıyı değiştiriyor. İran, bölgede Şii milisler kurarak, sayılarını arttırıyor. Amerikalılar, kiralık askerleri bölgeye yığmaya devam ediyor. Türkiye, bu hareketlenmeyi gördüğü halde, Fırat'ın doğusuna müdahil ol(a)madığı gibi Menbiç'i ıskalayarak Afrin'e bir operasyon hazırlığı içerisine giriyor. Oysa, Afrin operasyonun içine Membiç'te dahil edilebilinirdi.
Çünkü PYD/PKK, Fırat'ın doğusundan, Menbiç bölgesini kullanarak, El-Bab'ın güneyinden, pekala iletişimine devam edebiliyor.
Elbette, Afrin'in PYD kontrolünden çıkarılması önemli hamle olacaktır. Afrin'in Rus askerleri tarafından geri çekilmeye başlandığı haberlerini de bir kenara koyarsak, Afrin'e yönelik Türkiye müdahalesi, bir süreliğine Türkiye'yi oyalamak ve dikkatleri başka tarafa çekmekten başka bir işlev görmeyecektir.
Ayrıca, Rus-Türk ittifakını olumlu ve önemli görmekle birlikte, Ruslarla karşılıklı bir al-ver bir politika yürütüldüğünü görmemiz gerekiyor.
Dolayısıyla, Türkiye, askeri bir müdahalenin kaçınılmaz olduğu, saha da ve masa da bir gerçek olarak duruyor. O zaman, bu müdahaleyi tehdit algısının en çok hissedildiği bölgeden bir an önce başlamalıdır.