23 Ekim 2021

Türkiye'ye karşı hazırlık mı var?

Türkiye yine yoğun bir haftayı geride bıraktı.

İçeride ve dışarıda birçok gelişme meydana geldi.

Bu hafta yaşanan en önemli gelişme ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika çıkartması oldu.

Çin’in Kuşak Yol Girişimi’nin önemli bir güzergâhı olan Kara Kıta’da Türkiye’nin tarihsel rolünü canlandırmaya çalışması bölgede Ortadoğu üzerinden kurulan düzenin Afrika’ya doğru kaymasının bir sonucu aslında.

Hem doğal kaynak varlığıyla hem de büyük bir Pazar olma özelliğiyle emin adımlarla ilerleyen Afrika ile geliştirilen ilişkiler Türkiye’nin bugününe değil yarınına yapılan yatırımlar olarak görülmeli.

Merkez Bankası’nın 200 baz puan indirim ile politika faizini 16’ya indirmesi ise Türkiye’nin Afrika, Avrupa, Ortadoğu ve Kafkasya için üretim üssü olma adımının bir parçası olarak okunmalı.

Türk ekonomisinde gelir grupları arasında makasın açılması tabii ki iyi değil.

Faiz kararına ulusal ve uluslararası birçok otorite tarafından eleştiri gelmesine rağmen birçok yabancı markanın fabrikalarını Türkiye’ye taşıma kararları alması bu aşamada gözden kaçırılmamalı.

Şu anda Çin’deki fabrikalarda çalışan işçilerin aldığı ücretten 40 dolar daha aza çalışan Türk işçilerinin hemen yanı başında yer alana Avrupa pazarına yakında bulunması, en nitelikli ve en ucuz iş gücüne sahip ülke olarak Türkiye’ye yatırımların kısa süre içinde artmasına neden olacaktır.

Yalnız fiyat istikrarını sağlayacak adımların atılması bu aşamada çok çok önemli.

Bu adım finansal araçlar yoluyla atılmayacaksa yerli üretim yoluyla atılması.

Ayrıca düşük gelir grubundaki insanların kur şoklarının ortaya çıkardığı enflasyondan etkilenmesinin önü de alınmalı.

Gelir vergisi tavana yayılmalı.

TÜSİAD’ın Geleceği İnşa raporu bu durumda oldukça önemli noktalara değiniyor.

Ama şunu unutmamak gerekiyor.

Maalesef ülkemizdeki 500 büyük şirketin yabancı ülkelere kaynak aktarmaları Türkiye’nin geleceği için iyi bir inşa sürecine katkı sunmuyor.

Gönül isterdi ki iş insanlarımız Türkiye’de üretilmeyen ürünler için bir araya gelsin ve iktidar ile de konuşarak gerekli teşvik adımlarını atıp ülkemizde yerlileştirmeye katkı sunsun.

Geleceğimizi kazan kazan ile inşa etmek hepimize fayda sağlar.

MARKETÇİNİN PARA ÜSTÜ KRİZİ

Markete gidip alışveriş yaptığınız zaman bazen marketçinin bozuk parası yetmediği için para üstünü sakız ile ödemesi durumuna benzeyen bir F-16 sürecimiz var.

Türkiye’ye CAATSA yaptırımı uygulayan ABD’nin S-400 alımı nedeniyle Türkiye’yi F-35 projesinden çıkarmasının üstüne bir de Türkiye’nin uçaklar için 1 milyar 400 milyon ABD Doları ödemesine çökmesi garip bir durum.

Ödemeyi geri yapamayıp buna karşı F-16 savaş uçağı teklif etmesi ise başka garip bir durum.

ABD yönetiminden gelen bu teklife rağmen senatörler ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışına karşı çıkıyor.

Yalnız F-35 programından çıkaran zihniyetin F-16 alımı teklifiyle büyük bir tutarsızlık içine girmesi ABD’nin Türkiye ile ilişkilerinde ne kadar kafasının karışık olduğunu gösteren başka bir nokta.

Bir de şimdi üstüne büyükelçiler krizi patlak verdi.

ABD’nin organize ettiği 9 ülkenin büyük elçisinin yaptığı açıklamanın dayanağı hukuki olarak geçerli olsa da yapılan iş diplomatik olarak geçersiz.

Sanki birileri Türkiye’yi uluslararası arenada sürekli olarak itibarsız halde tutmaya çalışıyor.

Acaba bu bir şeye mi hazırlık?

 
Advertisement Advertisement Advertisement