0

Hayatında hiç tiyatro seyretmemiş biri olsam tamam, olup bitene tiyatro deyip geçeceğim de tiyatro nedir, ne değildir iyi bilirim. Memlekette bir şeyler olduğunda birileri algıları yöneterek akıllarla oynamaya devam ediyor.

Köprülerden başlayan bir rezilliğe şahit olduk 15 Temmuz akşamı ister istemez. Bunu da görecekmişiz demek ki. Bazıları ile aramızda köprülerin tamamen atılması için de köprülerin vesile olması da ayrı bir tesadüf.

Son üç yıldır yaşananlara şöyle bir bakalım. Mit TIR'ları, Gezi olayları, 17-25 Aralık süreci. Bütün bunlar hep aynı noktayı işaret ediyor. Dış merkezli ama içten patlamalı bir tehditle karşı karşıya kaldık. Onlar yapmaz diyenler, onların işi eğitim diyenler, hizmet diyenler hiçbirini malum yapıya konduramasa da artık bunun bahanesi, kaçışı yok. Paralel bir yapı oluşturup içimizde serpilip büyüyenler bugün bizlere öyle bir ihanet ettiler ki bu da mı ofsayt demeye bile gerek kalmadı.

Yüzlerce insanımız öldü, binlerce insanımız yaralandı. Meclis bombalandı, uçakla, helikopterle insanların üzerine ateş açıldı, tv kanalları işgal edildi, çakma da olsa bir muhtıra yayınlandı. Bütün bunları görenler bile hala utanıp sıkılmadan olan bitene tiyatro dediler, müsamere dediler, hatta daha da ileri gidenler başkanlık sistemi için bütün bunları Cumhurbaşkanının organize ettiği alçaklığını bile yaymaya çalıştılar. Bu sığ akıllılara en güzel cevabı meclis verdi. Bütün partiler tek vücut olarak darbelere karşı olduklarını tüm dünyaya gösterdiler.

Sokaklara çıkmayın, sokaklar tehlikeli diyerek insanları evlerinde tutmaya çalışanlar da en az darbeciler kadar suçludur. Bu milletin başına gelen tüm darbeler sessiz sedasız yapılmıştı. Sokaklarda tek insan görmeyen darbeciler ellerini kollarını sallayarak darbe yapmışlardı milletin gözünün içine bakarak. Bu kez olmadı. Her şehirde meydanları dolduran on binler darbelere dur dedi. "Sokaklara çıkmayın" diyen hainlerin oyunları tutmadı.

Darbeler görmüş bir milletiz. Darbe nedir ne değildir noktasında yaşananlara bakınca darbe kelimesi ile yan yana gelmeyecek olaylar yaşadık. Kendi milletine silah çeviren, halkını ezen, bombalayan bir kalkışma olan tüm yaşananlar olsa olsa terördür. Bu terörde görev alan kim varsa en ağır şekilde cezalandırılmalarını bekleyeceğiz. Emir komutayı alt üst edip emri hocasından alan bir zihniyetin acizliğinin ortaya koyduğu bu rezilliğe sebep olanlara öyle bir ceza vermeliler ki bir daha hiç kimse vatanına karşı böyle bir hainliğe cesaret edemesin.

Aklını satmış bu zihniyetin hocasından aldığı emri yerine getirirken sonsuz bir sadakatle bunu yapacağını çok iyi bildiğimden iki gündür yaşananların müsebbibi konusunda en küçük bir şüphe taşımıyorum.

İnsanın nutku tutulabilir, bazı insanlar idrak etme konusunda olayları biraz geç algılayabilir, aklını ver ruhunu kendi inisiyatifi dışında birine emanet etmiş kişiler aramızda olabilir. Bütün bunlara eyvallah diyorum. Fakat üst üste bu millete akla ziyan hainlik oyunları sergileyenlerin hala taban ya da masum halk sıfatıyla aramızda bulunmasına fırsat vermemek gerek. Herkes safını belli etmeliydi. Bunun için illa böyle bir darbe girişimi mi gerekiyordu? Bazı şeyler için artık çok geç. Yaşadığımız bunca darbe girişimini görmezden gelip son çırpınışlarda saf değiştirenleri de bir kenara yazmakta fayda var.

Düşman çok; ülkemiz üzerinde planları olanları saymakla bitiremeyiz. Terörü bitirmek için ordumuzun, emniyet güçlerimizin canla başla mücadele ettiği bu günlerde ülkenin gücünü kuvvetini darbelerle oyalayanların teröristten en küçük farkı yoktur.

Bütün bu yaşananlar ibretlik bir tablo gibi zihinlerde canlı kalmalı. Yaşananlar unutulursa bundan sonra bizi kimlerin tehdit edeceğini kestirmemiz oldukça zordur.

Allah bizlere böyle badireli günler göstermesin. Uyanık olan, çevresine karşı duyarlı
bir neslin yetişmesi için yaşananları en ince ayrıntısına kadar kaydetmekte fayda var. Hizmeti vatana millete olan yürek erlerine şimdi her zamankinden çok ihtiyacımız var.