Bugüne kadar gerçekleşen ve dünya kamuoyunda paniğe sebep olan yaygın pandemi türlerine şöyle bir bakalım,
Mpox, kuş gribi, Marburg Virüsü, Nipah Virüsü, Ebola, Hantavirüs, Covid vs…
Bahsedilen tüm bu salgınlar içinde tarih boyunca insanlık genelinde toplamda yaklaşık 15 bin civarında insan hayatını kaybetmiş. Covid buna dahil değil zira orada daha çok tedavi yöntemleri insanları öldürdü.
Mesela Kuş Gribi (H5N1) 477, Marburg Virüsü 400-450 ve Nipah Virüsü de 400-500 civarında insanın ölümüne neden olmuş.
Gelelim asıl meseleye;
Bu salgınlar için geliştirilen aşıların doz başına maliyeti 65 ila 100 ABD doları arasında değişerek küresel aşı pazarının en pahalı kategorisinde yer alıyor.
Yine bu salgınlar için üretilen toplam aşı miktarı dünya genelinde yaklaşık 30 ila 40 milyon doz arasında. Varın maliyeti siz hesaplayın. Devasa bir pazardan bahsediyoruz.
ABD’nin mevcut Ebola salgını için ayırdığı bütçe, kabaca on Orta Afrika ülkesinin toplam sıtma bütçesine eşdeğer. Şimdiye kadar Ebola'dan yaklaşık 150 doğrulanmış ölüm vakası varken, aynı bölgede her yıl yaklaşık 120.000 çocuk sıtmadan ölüyor.
Pandemi denilen devasa sektörden korkunç paralar kazanmak varken bunlar kimin umurunda!
Aynı dolandırıcılık iklim krizi üzerinden de yürütülüyor. Ve burada da insanlar aynı pandemilerde olduğu gibi kasıtlı olarak korkutuluyor ve bunun üzerinden büyük bir sermaye akışı sağlanıyor.
Malumunuz bugün birçok insan, dünyanın insan kaynaklı küresel ısınma nedeniyle ölümcül bir tehlike altında olduğuna inanıyor.
Hal böyle olunca Dünya'nın sekiz milyarlık nüfusunu en fazla bir milyara indirmeyi önerenler bile çıkıyor. Birleşik Krallık Kralı III. Charles'ın babası Prens Philip ne demişti? "Eğer yeniden dünyaya gelseydim, insan nüfusunu azaltmak için öldürücü bir virüs olarak dünyaya dönmeyi dilerdim."
Tam da bu noktada CO2'nin şeytanlaştırılmasının elbette bir anlamı var.
İşin ironik tarafı atmosferdeki CO2 konsantrasyonunun artmasının Dünya'daki yaşamı olumlu yönde etkilemesidir.
Ülkemiz de dahil olmak üzere birçok ülkede iklim kanunu çıkarıldı ve CO2 başlıca düşman ilan edildi. Kıyamet tellalları da boş durmuyor. Bunlar da değişen iklim modellerinin küresel gıda güvenliğini tehdit ettiğini söylüyorlar.
Birleşmiş Milletler, "dünyanın gıda arzı iklim değişikliği nedeniyle güvensiz hale geldi" diyor mesela. Hal böyle olunca burada da devasa bir sektör oluşuyor aynı aşı sektöründe olduğu gibi.
Örneğin COP29 İklim Zirvesi'nde gelişmiş ülkeler ve uluslararası kuruluşlar, gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanını 2035 yılına kadar yıllık 300 milyar dolara çıkarma hedefi üzerinde uzlaşmıştı.
Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Enerji Ajansı'na göre, küresel sıcaklık artışını sınırlamak için temiz enerji, altyapı ve uyum yatırımlarında yıllık 4-6 trilyon dolar seviyesinde yatırım gerekiyor.
Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakatı (Green Deal) kapsamında önümüzdeki yıllarda 1 trilyon avronun üzerinde kamu ve özel sektör yatırımı harekete geçirilmesi planlanıyor.
Nasıl ama? İnsanlar “eyvah dünyamız elden gidiyor” derken elitler daha fazla para kazanmanın yollarını arıyor
Bakınız, Hindistan, 2024-25 yıllarında sırasıyla 150 milyon ve 117 milyon metrik tonluk üretimle dünyanın en büyük ikinci pirinç ve buğday üreticisi konumuna yükseldi. Ülke, 358 milyon metrik tonluk rekor bir tahıl üretimi gerçekleştirdi.
2020 ile 2025 yılları arasında tarımsal ihracat %50 artarak 51 milyar dolara ulaştı.
O yüzdendir ki bize söylenenler asla gerçeği yansıtmıyor. Birileri üzerimizden para kazanıyor ve insan neslini çeşitli bahanelerle yok etmenin yollarını arıyor.