0
16 Eylül 1961'de Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'yu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ı bir gün sonra da (17 Eylül) Başbakan Adnan Menderes'i katlettiler. Bu kez 15 Temmuz 2016'da hortladılar. Cumhurbaşkanı'nı, TBMM'yi, hükümet üyelerini ve TSK'yı rehin almaya kalkıştılar.
Semih Terziler; 15 Temmuz'da Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı basmak isterken Zekai Aksakallı Paşa'nın Ömer Halisdemir'e "vur" emri vermesiyle Ömer Halisdemir'in alının ortasından vurduğu Semih Terzi; sadece hain değil, şerefini ve görevini satmışların sembol ismidir.
Semih Terziler, her on yılda bu milletin silahını millete doğrultanlardır. Semih Terziler, 27 Mayıs 1960'ta TBMM'yi kapatıp milletvekillerini, Cumhurbaşkanını, Genel Kurmay Başkanını, kuvvet komutanlarını tutuklayan uyduruk "Yüksek Adalet Divanı" mahkemesinde yargı tiyatrosu oynayan " Millî Birlik Komitesi" üyesi cuntacılarıdır, 16/17 Eylül 1961'de Başbakanı, Bakanları asanlardır.
Semih Terziler, 12 Mart Muhtırası'yla milli iradeye el koyanlardır, 12 Eylül 1980'de "Millî Güvenlik Konseyi" adıyla milletin hakimiyetine musallat olanlardır.
Semih Terzicilik bir zihniyet körlüğüdür, devleti ele geçirmek için uygun şartların oluşmasını isteyen çetecilerin adıdır.
15 Temmuz'da Semih Terziler, TBMM'yi, Genel Kurmayı, Cumhurbaşkanlığı külliyesini devletin kurumlarını, emniyet müdürlüklerini, sokakları, meydanları bombaladılar. Bombacı Haşaşîler Yurtta Sulh Konseyi adına yayınladıkları bildiride yine devleti yeniden yapılandırmak için yola çıktıklarını ilan ettiler. Seçilmiş Cumhurbaşkanına suikast teşebbüsünde bulundular, hükümeti devirip FETÖ diktası kurmak istediler.
TBMM'yi bombalayan FETÖ'cü Semih Terzilerle TBMM'yi kapatıp milletvekillerini, cumhurbaşkanını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanlarını tutuklayan, Millî Birlik Komitecileri, Millî Güvenlik Konseyi darbecileri arasında hiçbir fark yok. Sadece 15 Temmuz'da Yurtta Sulh Konseyi'nin Semih Terzileri hain emellerine ulaşamadılar.
Seçilmişleri hazmedemeyen herkes, birer Semih Terzidirler.
Haziran 1988'de Özal'a suikast düzenleyenler, 1989'da onun cumhurbaşkanı olmasını önlemek için TBMM'yi çalıştırmayanlar, Nisan 2007'de on birinci cumhurbaşkanını seçtirmemek için daha ileri giderek 367'yi dayattılar. 27 Nisan e-Muhtıra'yı verdiler. Buna alet olan yargı mensupları da e-Yargı Muhtırası yayınladılar. Millî iradeye el koyanlar, el koymak isteyenler, Semih Terziler...
"411 El Kaosa kalktı" manşetini atanların Semih Terzilerden yok aslında hiçbir farkları. "Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak" gibi bir yaftayla iktidar partisine kapatma davası açanlar, milletin inançlarını, düşüncelerini yasaklayanlar, yıllardır başörtüsü zulmünü destekleyenler, Kur'an kurslarını, İmam- Hatipleri kapatanlar, katsayı adıyla zulme kılıf bulmaya çalışanlar Semih Terziler...
1997'de Sincan'da tankları yürütenlerle 15 Temmuz'da tankları yürütüp milleti katledenler aynı zihin dünyasının müntesipleri değil mi? Yurtta Sulh Konseyi ile Batı Çalışma Grubu'nun beslendiği çöplük aynı değil mi?
3 Mayıs 1999'da TBMM'de "dışarı dışarı" tempolarıyla kürsüyü işgal ederek Merve Kavakçı'ya milletvekili yemini ettirmeyerek milletin iradesine saldıranlarla, 15 Temmuz'da TBMM'yi bombalayan Yurtta Sulh Konseyi arasındaki fark ne?
Millî Birlik Komitesi, Millî Güvenlik Konseyi, Batı Çalışma Grubu, Yurtta Sulh Konseyi aynı üst aklın tetikçileri... Semih Terzileri....
Milletin yüzde elli iki oyu ile seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı "diktatör" olmakla suçlayanlar, II. Abdülhamit Han'a da Başbakan Adnan Menderes'e de Turgut Özal'a da Necmettin Erbakan'a da aynı iftirayı attılar. Bunlar birer Semih Terzi... Hainlerin en güçlü yanları, müfteri olmaları.
Bu hezeyanlarına 15 Temmuz'dan sonra da devam ediyorlar. Semih Terziler, darbe arayışından vazgeçmiş görünmüyorlar. Darbecileri "gazeteci", "aydın" kisveleriyle perdelemeye, koruma altına almaya çalışmalarını da yeni darbe arayışları, Semih Terzileri koruma olarak değerlendirmek gerek.
Semih Terzilere karşı Ömer Halisdemirler olarak her zaman uyanık olmalıyız.
15 Temmuz'u unutturmayacağız.