“Vanminıt!...”
“Vanminıt!...”
Katillerin suratına indirilmiş şamardır.
BM kürsüsünde…
“Dünya Beş’ten Büyüktür.” korkaklara, iş birlikçilere şamardır.
*
Siyonizm…
Emperyalizm…
Ve…
Hainler…
*
Abdurrahman Çavuş’un rüşvet sofrası…
Tatar Ramazan, koğuş arkadaşları kuru ekmek yerken o, sadece kuş sütünün eksik olduğu bu şeytan sofrasından bir lokma dahi almaz. Arkadaşlarını düşünür.
Savaşın gidişatının ne olacağı sorusuna
Abdullah Çavuş:
-Kim kazanacak? Parası olan kazanacak.
Tatar Ramazan, koğuş arkadaşlarının “Günde bir kuru tayınla nasıl doyacak bunlar?” sorusuna
Abdurrahman Çavuş:
-Biri yutacak, biri yutkunacak.
-Sen yiyeceksin, berduş geberecek!
Siyonist düzen böyle kurulmuş…
27 Mart 1994’te Bütün engellemelere rağmen İstanbul şehremini seçti. Fakat ipleri birilerinin elinde olan “zinde güçler “rejim tehlikede” diyerek üç yıl sonra okuduğu bir şiiri ileri sürerek onu zindana attılar. Hem de bir daha seçilmemecesine…
Pınarhisar zindanından aynı zamanda başörtüsü mağdurlarından olan kızı Esra’ya 08.06.1999 tarihinde gece saat: 03.45’te yazdığı mektubunda: “Amacı büyük olanların hisleri hiçbir zaman bulanık olmamalı...” diyordu.
Ve…
“Kızıldeniz'i kulu Musa'ya kara yapan Allah, neye muktedir değil ki...
"Ol dedi mi bir kerre var olur CİHAN, Olma derse mahvolur ol dem hemân."
…Kızım sizin gayretiniz, aşkınız, sevdanız hep ne için?
Sizin "ne" içininiz var ya kızım, onun için sabır... Anlam yüklü sabır…”
*
Tatar Ramazan ve Kasımpaşalı Tayyip…
Zalimlerin baş düşmanı…
*
3 Kasım 2002’de kendi yasaklı ama kurduğu parti tek başına iktidar çoğunluğunu elde etti.
“Zinde Güçler”in rejimi yine tehlikeye girmişti.
Ülkede asayişi bozacak planları devreye sokarak gerekli dersi vermeye kalkıştılar…
2003 Ekiminde “Ordu Göreve” pankartlarıyla yürüdüler.
Danıştay’da katliama kalkıştılar.
367 ile cumhurbaşkanını seçtirmediler.
“411 El Kaosa Kalktı” diyerek milletin iradesini gaspa yeltendiler.
Gezi ile Abdurrahman Çavuşlarını meydanlara saldılar.
15 Temmuz’da alçaklıkta sınır tanımadılar.
*
Abdurrahman Çavuşlar tankların arasından süzülüp inlerine çekilip halkın katledilmesini ekranlardan kahvelerini yudumlayarak seyrettiler.
İşgal girişimine “Kontrollü darbe” dediler.
Ama bunların hepsi beyhude…
Kasımpaşalı Tayyip: “"Tekraren ifade ediyorum, başaramayacaksınız. Milletimizi bölemeyeceksiniz, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, vatanımızı parçalayamayacaksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, ezanlarımızı susturamayacaksınız, bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz, bu halka boyunduruk vuramayacaksınız." diyerek meydan okudu.
*
Tatar Ramazan Filminde…
İstediği zaman dışarı çıkıp gezen Abdurrahman Çavuş’un ayrıcalıklı olmasına Tatar itiraz edince Zinde Güçlerin” elemanı Abdurrahman Çavuş propagandaya başlar:
“-Adamın ismine bir bakın hele…
-Tatar Ramazan…
-Ne demek Tatar?
-Şu demek, bu demek…
(Dil farklılıklarını sıraladıktan sonra)
(…)
-Bizden ayrı bi kerem bu adamlar.
-Hiçbiri Türk değil.
-Arapların da dini bir ama dili ayrı.
-İşte Tatar da böyle…”
Gardiyana taktik veriyor, kışkırtıyor:
-Bak Başefendi, müdüre gideceksiniz. Şikayet edeceksiniz, bu p…
-Bi kere devlete karşı geliyor.
-İki… Düzenimize karışıyor.
-Üç…Sizlerin Şerefiyle oynuyor.
-Şimdi mahkum ne diyecek?
-Aferin şu Tatar’a…
-Nasıl da dize getirdi gardiyanları.
-Yok, Başefendi yook!
-Bu kazık sivri kazık. Ya bir tarafımıza batacak, ya da düzelteceğiz bu sivriyi. Huzur vermemeli ki köpeğe dalaşmasın.”
Yani “Tehlikenin farkında mısınız? demek istiyor.
*
15 Temmuz 2016….
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
“…milletime de bir çağrı yapıyorum, o da şudur, milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda, havalimanında toplanalım ve bunların o azınlık grubu, tanklarıyla, toplarıyla gelsinler ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar. Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar.”
“Bu millete diz çöktüremeyeceksiniz…”
*
Kadir İnanır’a rahmet, ailesine, milletimize başsağlığı dilerim.