0

(Venezüella, Nikaragua, Arjantin)

Latin Amerika, ABD'nin arka bahçesi olarak bilinse de; dünyanın en anti-ABD'ci coğrafyasıdır. 2002'den 2013'e kadar Latin Amerika'nın büyük bir kısmı, sol hükümetlerin yönetimi altındaydı. Bazı ülkelerde kötü yönetimler, bazı ülkeler de ABD'nin manipülasyonlarıyla Sol dalga, yerini Sağ dalgaya bırakmıştı. Son olarak 2015-2016 Arjantin ve Brezilya'daki gelişmelerden ötürü 'Sol bitti' diğer bir ifadeyle 'ABD karşıtlığı bitti' denilen birçok abartılı analiz yayımlandı. Aslında Sol, çoktan bitmişti. Hatta birçok sosyalist hükümet, liberal politikalar uyguladığı için eleştiri alıyordu. Fakat anti-ABD'cilik bitmemiş, bilakis daha da kemikleşerek vücut buluyordu.

Son olarak Meksika'da solcu bir lider AMLO, iktidarı ele geçirmesiyle Latin Amerika solun bir kıpırdanma yaşanır oldu. ABD'nin açık destek verdiği liderler Meksika, Arjantin, Brezilya ve Peru'da başarısız oldular. ABD, bir domino etkisi yapmaması ve enerji temelli çıkarların sekteye uğramaması için vites arttırmaya başladı. Son bir ay da ABD, Latin Amerika'da kendisine yakın iktidarları kaybetmemek için iyice agresifleşti.

Gelin neden-sonuç ilişkisiyle birlikte bunları yakından inceleyelim.

  • Venezüella: Geçen hafta sonu ABD karşıtı Nicolas Maduro'ya bir suikast girişiminde bulunuldu. Maduro, saldırıyı yara almadan atlattı. Maduro, saldırının arkasında Kolombiya Cumhurbaşkanı Santos'u suçlayarak, ABD'nin desteklediği Venezüellalı muhalifleri suçladı. Peki meselenin arkasında ne vardı? Venezüella, an itibariyle Ortadoğu ülkelerini geride bakarak dünyanın en fazla petrol rezervine sahip ülkesi oldu. ABD, bu işletmeleri ve ülkeyi yönetemiyor. Rus ve Çinliler, oldukça cömert teklifler ciddi bir alan kazandı. Hatta Çin, geçen ay Venezüella'ya verdiği krediden 5 Milyar $'ını hibe etti. Dolayısıyla ABD, Rusya ve Çin'in ağırlığından rahatsız. Meksika ve Kolombiya'da CIA ile çalışan uyuşturucu mafyası, Venezüella güzergahını kullan(a)madığı için Maduro yönetimine ve onu destekleyen Venezüella ordusu ve Venezüella uyuşturucu mafyasına tepkili. Hattı zatında Maduro, Kolombiya Cumhurbaşkanı Santos'u suçlarken, aslında Kolombiya uyuşturucu kartellerini hedef gösteriyordu. Çünkü Santos'un görev süresi bu hafta dolmuşu. Nihayetinde Venezüella'da ekonomi çok kötü durumda.ABD baskıyı iyice arttırdı. Anlaşılan ABD, Venezüella'da Maduro'ya bir suikasti, ulusal gün kutlamasında yapmayı kafasına koymuşsa, anlaşılan beklemeye daha fazla tahammülü kalmamış görünüyor.

  • Nikarugua: Orta Amerika ülkesi Nikaragua, asayiş olayları yüzünden dünyanın gündeminde. Görünürde Cumhurbaşkanı Daniel Ortega'yı ve hükümetini hedef alan protesto gösterilerinde 200'den fazla kişi hayatını kaybetti. Göstericiler hani şu Brezilya'da otobüs biletine 3 kuruş zam yapılması, Türkiye'de ağaç meselesi, Arjantin'de elektrik kesintisi, Mısır'da ne olduğunu anlayamadığımız uyduruk bir konu gibi Nikaragua'da İşçiler ile işverenler, bir düzenlemeye karşı çıkmakta. Malumunuz 2013'ten beri Türkiye ve Erdoğan benzer birçok badireyi atlattığı için ülkece antremanlı olsak da; CHP zihniyeti halen meseleyi insan hakları, özgürlük, düşünce bilmem nesi şeklinde ele almayı devam ediyor.

Neyse biz Nikaragua'ya devam edelim. Oysa meselenin arka planında Nikarugua ve Daniel Ortega'nın jeo-stratejik küresel bir kavganın eşiğinde olduğunu gösteriyor.

Hani şu, Güney Amerika ile Kuzey Amerika'yı birbirinden ayıran Panama Boğazı var ya; gemilerin Güney Amerika'yı dolaşmadan geçtiği, böylece zaman, para ve lojistik birçok avantaj sağlandığı boğaz. İşte o Panama Boğazının kuzeyinden Nikarugua devleti bir boğaz/kanal açmak istiyor. Projeyi de hazırlamış. Sponsoru da bulmuşlar. İşte sponsorun Çin olması yüzünden ABD, çıldırıyor. Sadece sponsor olması yetmiyor, Nikaragua kanalının açılmasına da karşı. Malumunuz yıllardır Panama'ya o kadar para akıttılar, Hükümet indirip-çıkardılar ülkeyi istedikleri gibi dizayn ettiler. Haliyle bu avantajı/kazanımı bölüşmek istemediği gibi Çin'in alan/siyaset kazanmasını istemiyor. Yani jeo-stratejik açıdan bir tekelleşmeyi kaybetmek istemiyor. Hattı zatında Nikarugua devleti de protestoların arkasında ABD, yani CIA'ın olduğunu belirtiyor.

Anlaşılan ABD, Nikarugua'da Venezüella'da yaptığı gibi bir süikast seviyesine gelmemiş ama vites attırdığı kesin. Çinlilerin (Hong Kong Nicaragua Development) 50 yıllığına işletme hakkı elde ettiği Boğaz, inşaat sırasında da birçok işletim sabotaj/komplo/suikaste uğraması an meselesi gözüküyor.

Arjantin: Ülkede ABD'nin yaptığı seçim manipülasyonla övündüğü beyaz, mavi gözlü, işadamı ''Macri Hükümeti'' çuvallamış, başarısız yönetimiyle 'mızrak çuvala sığmıyor' durumuna gelmişti. Ekonomik refah, yolsuzlukla mücadele, adalet, liberal politikalar, zenginlik gibi vaatlerle iktidara geldi. Ancak iktidarın son yılında, yani iki ay önce IMF'den 50 Milyar $ kredi aldı. Böylelikle Arjantin ekonomisini IMF'e teslim etti. Ülkenin güneyinde Patagonya eyaletinde Kaya Gazı rezervlerini de ABD'ye verdi. Yani görev başarı ile tamamlandı!!! ABD karşıtı ve aktivist Maldonado'nun kaybolmasını açıklayamadı. İşçiler, yoksullar, hatta iş dünyasının bile tepkisini aldı. Panama Papers da adı yolsuzluk skandalına karıştı. Arjantin'den son olarak ABD karşıtı Krischer hükümetinin seçimleri kaybetmesi için Facebook'un özel olarak 2015 seçimlerinde Macri'ye yardım ettiği açıklamasıyla prestiji yerle bir oldu. 2019'da seçim var. Macri'nin kaybetmesi kesin gibi. Son bir haftadır Arjantin'de skandal sayılabilecek ancak aklın-mantığın durduğu bir olay yaşandı. ''Planlama Bakanlığı'nda üst düzey bir yetkili olan Roberto Baratta'nın makam aracı şoförü Oscar Centeno, görev yaptığı yıllarda günlük tutmaya başlamış!! Centeno, Buenos Aires'te teslimatını yaptığı para çantalarında ne kadar para olduğunu, çantaların ağırlığını ve bu teslimatların ne zaman yapıldığını günlüklerine yazmıştı''!! Yani günlükten operasyon çekecekler. Zaten dünyada şöförler, hele de Arjantin şoförleri trafik kurallarından önce günlük tutmaya özen gösterirler.!! ABD karşıtı blokta, Peş peşe eski bakan ve yöneticiler gözaltına alındı. Seçimlere yakın bir zaman yaşanan bu tiyatro, 2015 yıllarında ABD ve AB ülkelerin desteklediği ettiği grevler, elektrik kesintileri, polis grevlerini, artan asayiş olaylarını hatırlattı.Çünkü bu gerilimin suçlusu olarak Arjantin halkı, ABD karşıtı sol partiler ittifakını görmüş ve seçimi kaybettirmişti.Oysa gerçek tam tersiydi.

Son kerte de; Brezilya'da ABD'nin hukuk darbesini ve 2018 seçimlerine Lula da Silva'nın engellenmesini de dahil ettiğimiz de; ABD enerji ve ekonomik menfaatlerini riske atmamak ve Meksika'daki sol dalganın, Brezilya ve Arjantin'de esmemesi için Nikaragua'da jeo-stratejik pozisyonu korumak ve Venezüella'da kemikleşmiş anti-ABD'ciliği önlemek için her türlü yolu vahşice denemeye başladı. Bundan sonraki süreçte başarılı olur mu olmaz mı? Bunu zaman gösterse de; ABD karşıtlığının, Latin Amerika'da kalıcı olarak tesis edildiği günlerden geçmekteyiz. Bu bağlamda ABD, evanjelizmi ihraç ederek, kendisine suni bir sosyolojik taban oluşturma çabası içerisinde bulunsa da; Trump vari Latin Amerika liderleri var oldukça, politikalarının meşruiyeti sürekli sorgulanacaktır.