0
24 Haziran seçimlerine kısa bir süre kala, İstanbul Ortaköy'deyiz…
Çalış çalış nereye kadar, "Şöyle bol malzemeli bir kumpirle dünyadan kam alalım.' diyoruz.
Gidenler bilir, esnaflar sıralanmış, müşteri çekmek için bağırmalar, çağırmalar… "Gürültü"nün ortasında bir Hanımefendi, sessiz sakin, temiz pak "rızkını" bekler halde…
Fark hoşumuza gidiyor, "kumpir"i ondan istiyoruz.
Biz, iki müşteri, "kumpir"lerin hazırlanmasını beklerken, hemen yanda bulunan "dükkan"dan seçim propagandası muhtevalı "kadın sesleri" geliyor.
İleri yaşlardaki gayet koyu makyajlı satıcı kadın, "Bu seçimde Tayyip tamam!.. İnce geliyor ince, bir hoş oluyor sevdiğini görünce" yollu bir şeyler söylüyor…
Epeyce propaganda yapınca kadın…
Şöyle hafiften gülümseyerek, "Tayyip Erdoğan işi ilk turda bitirir, hiç heveslenmeyin Hanım Teyze!" diyoruz…
Kadın birden "bağırır gibi" marş söylemeye başlıyor:
"İzmir'in dağlarında çiçekler açaaaar!"
Karşı tarafta da "Beşiktaş Belediyesi"nin kadrolu "sanatçıları" varmış, bizim "komşu" kadınla birlikte onlar da başlıyor bağırmaya:
"Yaşşşşa Mustafa Kemal Paşaa Yaşşşaa!"
Şenlikli bir hal alıyor bizim orası…
Marşın bitmesini gülümseyerek bekliyoruz, biz böyle "gıcık" ettikçe tempo artıyor…
İşi başlatan bizim "komşu kadın"ın gözleri yuvalarından fırlayacak gibi…
Etrafta birikenler artmış, adeta bir "çılgın ayin", büyük bir ihtirasla bağırıyor, çağırıyor, kendilerinden geçiyorlar…
Onlar böyle yaptıkça gülümsemeyi bırakıp gülmeye başlıyorum, ben böyle yaptıkça onlar tempo arttırıyor.
"Vah, vaaaah" diyerek ayrılıyorum oradan, "Durumlar çok vahim, çook!"
Önceki akşam, "En Yandaş" kanalda konuşulanlara şahitlik ederken, Ortaköy'deki bu "garip" tablo geliyor gözümün önüne…

TUHAF TUHAF KONUŞMALAR!..
24 Haziran'dan önce, Erdoğan'dan "kurtulma umudu"nun çıldırttığı zihin dünyası, CHP'ye "en yandaş" ekrandan öfke saçıyor..
Öfke bu kez içe yönelmiş durumda…
Biri, "CHP şirket oldu şirket!" diyor…
Mealen şöyle devam ediyor:
"İdeoloji diye bir dertleri yok! (Atatürkçülük, laiklik filan numara yani!..). Bu nedir böyle!.. Bu iş ne Kemal Kılıçdaroğlu ile olur, ne de Muharrem İnce ile. 600 oyu sayamayanlar Türkiye'yi nasıl yönetecekler? Kemal Bey'i de Muharrem Bey'i de etrafları yakıyor!.. Kemal Bey'siz birer 'hiç' olan tiplerle Muharrem Bey'siz birer 'hiç' olan tipler, menfaat için her ikisini de yanlışlara itiyorlar. CHP emeğin partisi olmalıyken sermayenin partisi oldu!"
Çıldırmış gibiler…
Erdoğan karşısındaki "acziyete" vurgu yapıyor, kendilerini bu hallere düşüren "Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce" gibi zatlarla bu işin olmayacağını söyleyip duruyorlar…
Acayip laflar, çok acayip…
Ontolojik problemlerin dışa vurumu:

"Kemal Kılıçdaroğlu'nu indirsen, Aleviler HDP'ye gider!"
"Muharrem İnce'den de bir yol olmaz! 50 günde yüzde 30'a çıkmış, 100 günde 35'e çıkarmış! Laf mı bu! Bir transatlantik ABD'ye sekiz günde giderse, iki transatlantik dört günde gider hesabı gibi bir hesap!.. Neresini ciddiye alacaksın!"
Dert büyük:
Kemal Bey ile olmaz, Muharrem Bey ile hiç olmaz…
Peki ama kimle olur bu iş?
"Nasıl devirebiliriz Erdoğan'ı"
Soru bu…
Bütün mesele bu!..
"Başka bir isim ama kim?"
Bu soruya cevap verme makamındaki "İzm'ci aydın" diyor ki,
"Şimdi isim vermem doğru olmaz, bunu çok uygun bulmuyorum!"
İsim vermek istemeyen arkadaş bir süre sonra,
"Aslında öyle bir isim de görünmüyor!.." demez mi!..
Hale bak:
Olmayan ismi vermek istemiyormuş, ey akıl biraz da o tarafa takıl!..
Program matrak, ben de ciddi ciddi izliyor, hatta not alıyorum iyi mi…
Sonra…
Bakıyorlar ki böyle olmuyor, mevzu dolandıkça dolanıyor, program izleyenleri iyice "açmaza" sürüklüyor…
Mesele…
"Kapatın gidin kardeşim o vakit partiyi, başlayacam muhabbetinize!" noktasına geliyor…
Sunucu arkadaş uyanıyor ve çıkış yolunu yine Tayyip Erdoğan'da buluyor.
Ne dese beğenirsiniz bu arkadaş:
"Aslında biliyor musunuz, CHP'nin, İyi Parti'nin ve Saadet Partisi'nin içleri aynı anda karıştı ya…"
-Eeeeee?
"Bu işte Tayyip Erdoğan'ın parmağı olabilir mi?.. Yani bunların üçünün de aynı anda karışması, işte CHP'de bu kriz, ötekinde başka kriz, ötekinde Fatih Erbakan'ın parti kuruyor olması… Hepsine baktığınız vakit, buralarda bir Tayyip Erdoğan parmağı olduğu düşünülebilir mi?.."
Hopssssssss!
Pessss!..
Bunu söylüyor…
"Erdoğan gibi usta bir politikacı bunu yapar, önemli olan karıştırılmaya müsait olmamak!" yollu yorumlar yapıyorlar üstüne!..
"Oooohaa" diyecem de, uymayacak nazik bünyeme!
Bu "zihniyet" gerçekten bir "Memleket Meselesi" halini almaya başladı artık!..
Atatürk'ün yaptığı gibi bir "parti" bile kurdurulabilir bu alanda…
Bilemem artık, ne yapılacaksa yapılmalı!..
Halleri hiç iyi görmüyorum, hele de bu zihniyetin "en zinde" Kurum'da ne kadar etkili ve güçlü olduğunu bilen bir vatan evladı olarak…
Bu "çaresiz" ruh halinin, memleketi büyük sıkıntılara sürüklemesinden endişe ediyorum.
Bir yerlerde "biriken" gazı mutlaka almak lazım.
Yoksa patlar!..