0
Günlük siyasetin, anlamsız polemiklerin dışında durup meseleleri tarihi perspektifi ile ele alıp bugün hakkında değerlendirmeler yapmak gerekiyor. Önümüze bir sinema karesi koyuyorlar ve bunun üzerinden beyinlerimizde algı operasyonları yapma gibi hevesleri var. Tamam hevesinizi anlayabiliyorum fakat bunu yutacağımız kanaatine nasıl vardınız?
100 yıllık alışkanlığınız mı?
Ezberinizi bozma zamanı geldi sanırım.
Önümüze koydukları karede Tayyip Erdoğan isimli biri başkan olma, tek adam olma aşkıyla Anayasayı çiğniyor, farklı kesimleri yok sayıyor, ağaç kesiyor, yakıp yıkıyor. Bu kareye bakıp hüküm çıkaracak kadar akıl melekelerinden yoksunsanız eğer hiçte iç açıcı bir durumla karşı karşı olmadığımız kesin.
Fakat bu ülkenin 13 sene öncesini, 30 sene öncesini, 60 sene öncesini, 100 yıl öncesini biliyorsanız önümüze bu kareyi koyup enayi avına çıkmış kişilerin çokta iyi niyetli olmadığını görmemeniz mümkün değil.
Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'yi dağıtıp yerine Türkiye Cumhuriyetini kuran güç aptal değildir, ilk bunu çok iyi bileceğiz...
Bu devleti kuranlar kurumları kendilerine göre dizayn ettiler ve bu kurumların kendilerinden çıkıp başka ellere geçmemesi için önlemlerini almasını da bildiler. Siyasetten ekonomiye, spordan sanat dünyasına her alanda kendi kontrollerinin tartışılmaz olmasına azami derecede hassasiyet gösterdiler. Bir sincap titizliğinde, "bir terör örgütü kurulucaksa onu da biz kurarız" demeyi ihmal etmediler.
Neden bu kadar titizler?
Çünkü sayıları yetersiz.
Ardınızda halk desteği yoksa elbette kurumları kale gibi görürsünüz.
"Bu halk oyunu bize vermez" diyorlar.
Bunda haklılar. Halkın dilini yasakladılar. Osmanlıcasını, Kürtçesini yasakladılar, tarihle bağını kopardılar. Kırım dönmesi tarihçileri arşivlere sokarak yalanlarla bezenmiş yeni bir tarih yazdırdılar. Tek parti, tek televizyon, tek gazeteyle, il il, ilçe ilçe, köy köy yeni bir ırk yaratmak için aşkla mücadele ettiler. Tam 25 sene tek parti iktidarı ile ameliyata devam ettiler.
Tutmadı.
Göstermelik olarak çok partili seçimleri düzenlediler. "Açık oy gizli tasnif" ile seçim kazanmak onursuzluğunu bile yaptılar.
"Gizli oy, açık tasnif" ile yapılan ilk çok partili seçimde (onunda ne kadar çok partili olduğu tartışılır) halk tokadı attı.
Demokrat Parti hükümeti halkın ameliyata verdiği cevap oldu.
Halkın sandıktaki sivil cevabına ellerindeki silahlara güvenerek darbeyle karşılık verdiler. Kaybettikleri her seçime darbeyle karşılık vermeyi alışkanlık haline getirdiler.
Ortada bir iktidar, bir de hükümet'i kuran halk var. Halk hükümeti kuruyor, iktidar onun deviriyor.
Türkü, Kürdü, Çerkezi, Arabı, Ermenisi, Çingenesi, Müslüman'ı, Hiristiyanı, Yahudisi, Ezidisi, Sünnisi, Alevisi ile halk Ak Parti hükümetini kurdu.
Halk hükümetini kurdu ve iktidara karşı mücadele ediyor. Ekonomide hakça bir paylaşım için iktidara karşı mücadele ediyor. Kürt halkının gaspedilmiş hakları için iktidara karşı mücadele ediyor. Alevilerin özgürlüklerini artırmak için iktidara karşı mücadele ediyor. Ermeni vatandaşların, dini azınlıkların sokak ortasında öldürülmemesi için iktidara karşı mücadele ediyor.
İktidarda, CHP, MHP, Anayasa Mahkemesi, Mimarlar Odası, Hürriyet, Cumhuriyet, Zaman gazeteleri, head ofisi "wall street"te olan CNN, Kanal D, Show TV, Aydın Doğan, BBC, Ertuğrul Özkök, Yalçın Doğan, Hasan Cemal, Can Dündar, Ahmet Altan, Doğu Perinçek, Fettullah Gülen, Hulki Cevizoğlu vs. var ve bildik alışkanlıklarına devam etmek suretiyle sivil hükümeti yıkmak için operasyon üzerine operasyon çekiyorlar.
Orduyu sahaya sürdüler, Anayasa mahkemesi, Mimarlar odası, Barolar Birliği gibi darbe artığı kurumları ile saldırdılar, hormonlu gazetelerine, televizyonlarına tetikçilik yaptırdılar, ağacı çiçeği bahane ederek tabanlarını sokağa döktüler. Fakat bu hükümet geçmişteki hükümetlerden dişli çıktı, çünkü bu hükümetin başında tırsıp kaçacak, külhanbeylerine pabuç bırakacak bir lider yok. Çünkü bu hükümetin ardında geçmişkilerinden farklı olarak çok güçlü bir Kürt desteği var.
Kürtler bu toprakların asli sahiplerindendir. Bin yıl öncede Türklerin yanında sağlam durdular bügünde sağlam duruyorlar. Gladyo'nun Kürdistan'ı Kürtsüzleştirme projesi bu yüzden..
Türk ve Kürt stratejik işbirliğinin izlerini Ak Parti hükümetinin iktidara karşı sürdürdüğü savaşta görmemek mümkün değil.
Kürdün desteğini alan hükümeti zor yıkarsınız beyler...
Dokunulmazlıkların kaldırılmasının bize bir faydası yok
HDP'li bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması gündemde. Partilerin değil bireylerin işledikleri suçlar için cezalandırılıyor olması elbette olumlu bir gelişim olarak kabul edilecektir. Buna rağmen bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması bana çok da akıllıca atılmış bir adım olarak gelmiyor. Sivil hükümetin global bir kuşatma altında olduğunu görmezden gelecek değiliz fakat bu kuşatma özgürlükleri daraltmakla değil inadına genişletilerek aşılabilinir. HDP'nin PKK'nin Meclisteki izdüşümü olduğunu uçan kuş biliyor, zaten bunu inkar da etmiyorlar.
Mevcut hükümet biliyordu, halk biliyordu. Her şeye rağmen kalıcı bir barışın sağlanabilmesi için bazı şeylere göz yumuldu halk da bu göz yumuşu mantıklı ve faydalı buldu. Bunu defalarca test ettik.
HDP'nin bu fırsatı iyi değerlendirememiş olması, PKK çizgisi dışında HDP saflarında bulunan Altan Tan, Ayhan Bilgen, Hüda Kaya, Mir Mehmet Fırat, Celal Doğan gibi kimliklerin insiyatif almaktan uzak yapıları, diğer tüm HDP ve de AK Parti milletvekilleri gibi Kürt meselesinin çözümü konusunda yetersiz olmaları barış yolunda geri adı atmamızı gerektirmiyor. Bırakın HDP milletvekilleri şiddeti kutsasın, bırakın ölen PKK'lıların cenazesine katılsınlar, savaş dilini kullansınlar. Seçim sandığı buna en iyi cevabı verecektir. Barış dilini kullanan her zaman kazanır. Savaş dilini kullanan her zaman kaybeder.
Kürt halkının yarısından çoğu AK Partiye oy veriyor. HDP tabanının yüzde 80'nin ikinci tercihi AK Parti'dir.
Hükümetin Kürt meselesinde muhatap arayışına girmesine de gerek yok. Evet bir dönem bu muhatap PKK ve HDP oldu ve olması da gerekiyordu. Hükümetin samimiyetle attığı bazı adımların başarıya ulaşamaması, PKK ve HDP'nin uzatılan barış elini tutmamış olması hükümete kaybettirmedi tam tersine kazandırdı. Şimdi tüm dünya kimin gerçekten barış istediğini biliyor. Dokunulmazlıkları kaldırarak psikolojik üstünlüğünüzü kaybetmeyin derim.
--------------------------------------------
Söylenmese eksik kalırdı
" Heke hin ramanan pejirandin an jî li dij wan sekînin, an jî di hin mijaran de ji tiştekî bawerkirin an jî bawernekirin bi ziman xistin, rê bide danekirinên sizayê, raman ne azad e. "
" Bazı fikirleri benimsemek veya onlara karşı olmak, ya da bazı konularda bir şeye inandığımızı veya inanmadığımızı dile getirmek, ceza yaptırımlarına yol açıyorsa düşünce özgür değildir."
-Bertrand Russell-