0

Öğrencileri, sınavlara hazırlamaya çalışıyoruz. Sınavlara nasıl hazırlandığı değil, sıralama hedef olduğu sürece başarılı olma, yüksen not alma, ne olursa olsun kazanma arzusu stres oluşturuyor. Ailelerinin yüksek beklentileri eklenince, öğrenciler kaygılanarak başarısızlıktan korkuyorlar. Stres, kaygı, başarısızlık korkusu öğrencileri organize ediyor.

Sınavlardan düşük not almak "öğrenilmiş çaresizliğe" sevk ediyor. Çaresiz öğrenci, ne yaparsa yapsın başaramayacağına dair inancı pekişir ve çözüm aramaktan vazgeçer. Öğrencide "ne olursa olsun umurumda değil" eğilimi oluşur.

Öğrenilmiş çaresizlik belirtileri

Benlik saygısı düşer, sürekli güvensizlik içindedir.

Kendini suçlar, korku duyar ve kaygı yaşar.

Çareler karşısında umutsuzluk ve karamsarlığa düşer.

Geleceğe ilişkin olumsuz beklentiler geliştirir.

Çaresizlik içindeki öğrenci başarısız olacağına şartlanmış, başarısızlığı kabullenmiş veya başarısızlığa mahkûm olmuştur. Pire deneyi de güzel bir örnektir öğrenilmiş çaresizliğe.

Durma düşersin!

Kavanozun birine bir pire koymuşlar. Tabi pire bu ya zıplamış çıkmış. Daha büyük bir kavanoza koymuşlar, tekrar zıplamış ve bu kavanozdan da çıkmış. Pireyi tekrar kavanoza koymuşlar ve kapağı kapatmışlar. Pire tekrar sıçramış fakat bu sefer kapağa çarpmış. Bir daha sıçramış kapağa çarpmış. Bir daha sıçramış, bir daha, bir daha kavanoz kapağına çarptıkça gücünü azaltmış. Daha az zıplamaya başlamış. Kavanoz kapağına kadar zıplamış fakat kapağa çarpmıyormuş artık. Zıplamasına bu hizaya kadar devam etmiş. Ve en son kapağı açtıklarında, pire, kavanozdan zıplamaya gücü yettiği halde, kapağa kadar zıplamış. Ve hep öyle kalmış. Taki bir başka pirenin yan kavanozda daha yükseğe zıpladığını görene kadar.

O zaman zorlamaya başlamış kendini, denemiş, denemiş vaz geçmemiş ve en sonunda o kavanozdan çıkmayı başarmış.

Asla vazgeçmeyin kaybedenler yalnızca vazgeçenlerdir.

Sınava hazırlanan öğrenciler, başarısızlık düşüncesi sizi yıldırmasın. Başarısızlık geldiğinde en nihai sonuç olmadığına, bunu bir sonuç görüp oysa kaybetmek de kazanmak kadar doğal olduğunun bilincinde olun. Sınavda yapacağınız hataları normal karşılayın.

Hatalar karşısından kendinizi suçlamaktan kaçının. Hatanın sorun değil, kabul edilebilir ve öğrenme aracı olduğunun farkında olun. Kazanmak için çalışmayı sürdürmek ve öğrenerek gelişmek için vazgeçmemek gerektiğini unutmayın.

Başarının sırrı, başaracağına inanmaktır.

Başarı, ne kazanma hırsı ne de kaybetme korkusudur. Başarı, tek kelimeyle özgüvendir. Unutmayın ki başarıyı ancak siz gerçekleştirebilirsiniz. Bunun içinde hedefinize odaklanmalı, inanmalı ve çalışmalısınız. Çin, bambu hikayesi buna güzel bir örnektir.
Bambu ağacının öyküsü
Çinliler bambu ağacının şöyle yetiştirirler; Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir. Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz. Tohum yeniden sulanıp gübrelenir. Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat tohum bu yıllarda da filiz vermez. Çinliler büyük bir sabırla beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır.

Akla gelen ilk soru şudur: Çin'de bambu ağacı, 27 metre boyuna altı haftada mı yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?

Büyük bir sabırla ve ısrarla, tohum beş yıl boyunca sulanıp gübrelenmeseydi; ağacın büyümesinden, hatta var olmasından söz edebilir miydik?