0
Bazı dostlarımız;
"CHP'nin başına getirmeye layık bulmadıkları bir şahsı ülkenin başına getireceklermiş!" demekte.
"Kemal Kılıçdaroğlu, başına bela olan Muharrem İnce'yi Cumhurbaşkanlığına aday göstererek taca atmış oluyor! Muharrem İnce'den kurtulmanın en kestirme yolu" diyenler de var.
Ben ne diyorum?..
Şunu:
Deniz Baykal'ı "kaset" yoluyla devirerek yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nun gelmesini sağlayanlar, Muharrem İnce'nin "adaylık" yolunu niçin açmış olabilirler?..
Kazanması için mi?..
Yani…
"Kazanabileceğine" inanıyor olabilirler mi?..
Efendim;
Diğerleri oyları bölecek…
Erdoğan'ın yüzde 50'nin altında kalmasını sağlayacak…
İkinci turda, bütün "muhalifler" işi gücü bırakıp sandığa gidecek…
Hepsi, Muharrem İnce'yi destekleyecek…
Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı olacak…
Mış!..
Benzemezleri bir hedefe yönlendirmek…
Ve…
Hepsinin bir hedefe kilitlenmesini sağlamak…
Bir "yıkım projesi"ne yüzde 50'nin üzerinde destek bulmak…
Çok zor iş.

Bırakın onu bunu;
En başta, Kemal Kılıçdaroğlu istemez bunu.
Muharrem İnce'nin kazanabileceğini düşünseydi, hayatta adaylığın yolunu açmak istemezdi.
Siz buna inanmayabilirsiniz, ben bütün kalbimle inanıyorum!..
Peki…
Gerçek benim dediğim gibiyse…
Hedeflenen ne?..
Kemal Kılıçdaroğlu açısından hedefi söyledik:
"Sürekli olarak seçim kaybetmesinden dolayı kendisiyle adeta dalga geçen Muharrem İnce'ye mağlubiyeti tattırmak!"
Ben bunu söyleyince…
Deniyor ki;
"Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan fazla oy alırsa, CHP Genel Başkanlığı'nı da alır!"
Yok…
Biri elma, biri armut…
Cumhurbaşkanlığı seçimindeki takviyeli oyla, genel seçimdeki "yalın oyu" bir tutamazsınız.
Öyle olsaydı…
"Desteklerle" hatırı sayılır oranda oy toplayabilen
"çatı adayı" Ekmeleddin İhsanoğlu'nun "Lider" olabilmesi gerekirdi!..
Mağlubiyet mağlubiyettir.
Muharrem İnce yenilir ve bu yenilgi ağır bir siyasi darbe anlamına gelir.
Cumhurbaşkanlığı yarışını kaybetmiş olan İnce, Başbakan'ı olmayan sistemde ne yapacak?..
Milletvekilliği de kalmayınca, kim arayıp kim soracak?..
Peki…
Gerçek benim dediğim gibiyse…
"Esas" mesele ne?..
*****
"YENİDEN 28 ŞUBAT" ARAYIŞI!
Son vakitlerde, "28 Şubat zihniyeti"ne mensup "Saadet'ten Ödüllü" yazarların dediklerine, yazdıklarına bakıyorum…
Bir şeyler söylüyorlar.
"Büyük Plan"ı ifşa ediyorlar aslında.
Diyorlar ki mesela:
"Muharrem İnce'nin adaylığı, laik cumhuriyetin bütün kurallarıyla 'YENİDEN' inşası yolunda önemli bir adım olacaktır!.."
Başka?
"Muharrem ince'nin adaylığı 'özgürlük savaşçıları'nın (!) yolunu 'YENİDEN' açacaktır!.."
Ve dahi:
"Yurtta Sulh, Dünyada Sulh (Hatırlayın, en son ne vakit kullanılmıştı bu!) ilkesinin 'YENİDEN' hayata geçmesini sağlayacaktır!"
Bir de şu:
"Çağdaş ve laik eğitime GERİ dönülmesi için çok önemli bir işlev görecektir!.."
Nedir söylenenlerin özeti?
Şudur:
"Biz, Türkiye'nin 28 Şubat dönemine dönmesini istiyoruz. Bunun için de ortamın iyice gerilmesi lazım!..
Ortamın iyice gerilmesi için de…
Recep Tayyip Erdoğan karşısında ezilmediğini gösterebilmek için diline geleni söyleyecek, keskin bir isim lazım."
Hesaplanan şu:
-Muharrem İnce, yıkamaz ama epeyce yorar!..
-Muharrem İnce, deviremez ama epeyce sarsar!..
-Bu süreçte, kutuplaşma iyice artar…
-Kutuplaşmanın artması, "muhalefetin" milletvekili oranını tırmandırır, AK Parti'nin Meclis'teki temsil oranını sınırlandırır…
Recep Tayyip Erdoğan, Külliye'de "eli kolu bağlı" bir hale gelir!..
-Zaman içinde "Cumhur İttifakı"nı da çatlatıp, dağıtabilirsek…
-Ha bu arada, Recep Tayyip Erdoğan'ın zeminini de biraz olsun kaydırabilirsek…
-1000 yıl süreceği söylenen 28 Şubat, yaklaşık 20 yıllık aradan sonra geri gelir…
-ABD'de ve Avrupa'da zaten böyle bir eğilim var…
-Batı, 28 Şubat'ı yaşarken, Türkiye'de bu sürece eklemlenir!..
Evet…
Muharrem İnce, bu süreçte "devre dışına itilecek" bir isimdir.
Kendisine gaz verilmiştir.
O gazla buralara kadar getirilmiştir.
Lakin…
"Büyük Oyun"daki yeri, farkında olmaksızın sürüklendiği rolü oynamaktan ibarettir.
Binlerce kişi "Erdoğan'ı devirebilecek tek isim sizsiniz efendim!" derse…
İnanırsınız haliyle…
Şimdi…
Diyeceksiniz ki;
"Büyük konuşuyorsun ama diyelim ki, tersi oldu.
Diyelim ki, Muharrem İnce kazandı.
O takdirde…
Senin teorin çökmez mi?"
Soru güzel.
Cevabı da hazır:
"Hayır efendim, olmaz ya, öyle olsa bile teorimin omurgası çökmez!.."
Hadi…
Bir de şunu sorun lütfen:
"Ne yani, ne olursa olsun kara günlerin geri geleceğini mi söylüyorsun?"
Hayır…
Öyle demiyorum…
Sadece…
"Başkanlık ve Milletvekilliği Seçimi Ayrılmaz Bütündür.
Her iki seçime de aynı ölçüde ağırlık verilmelidir." diyorum
"Bu süreçte oyuna gelinmemeli" diyorum.
"Erdoğan'ı yıkıp 28 Şubat'ı geri getirme planına karşı dikkatli olunmalı" diyorum.
"Son vakitlerde kaleme aldığım 28 Şubat muhtevalı yazılara lütfen birer kez daha bakın!" diyorum!
Bunları yazdım ya…
Bir soru daha gelir sizden.
Lütfen…
Sormayın şimdilik!.