Bundan otuz iki sene evvel “köyden” evlendim.

Şehirde her biri üniversiteli ya da üniversite mezunu nice kız vardı, buralardan da evlenebilirdim ama tercihimi köyden yana kullandım.

Zira şehirdekilerin çoğu “ana muhalefet” oluyor…

Erkekle rekabete giriyor.

Oysa rekabete ne gerek var, karı-koca birbirine rakip değil ki birbirinin tamamlayıcısı.

Feminizm o zamanlarda da etkiliydi, bünyeyi bu kadar sarmamış olsa da kızlar-kadınlar değişiyordu.

Ben değişimden en az etkilenen birini aradım ve şükür buldum.

O günlerde hanımın köyünde sürekli olarak ikamet eden en az 200 kişi vardı.

Köyün öğretmeni, okulu bile vardı.

Çift kale maç yapardık bazen, hakem lüksümüz bile eksik değildi.

Şimdi,

Orada yaz kış yaşayan sayısı 10!

Köy neredeyse boşalmış durumda, yazları şöyle bir uğrayanlar oluyor, bu sayede 40 kişiyi bir arada görebiliyoruz.

Onun dışında köy öldü ölecek.

Genç kalmayınca, tarlaları ağaç basmış durumda.

Ormana gitmiş tarlalar!

Az sayıdaki yerleşik köylü “Ekecek biçecek yer kalmadı gibi, olanlara da eksen ne olacak, hepten zarar!” diyor.

Allah korusun bir savaşa girsek büyük sıkıntı.

Aile Bakanı, bir ara “Nüfus artış hızı böyle düşmeye devam ederse 20, 30 yıl sonra askere alacak genç bulamayabiliriz!” demişti hatırlarsınız.

Savaşta kullanılabilecek savunma ürünlerinin sayısı, niteliği her geçen gün artıyor…

Bu alanda gittikçe daha fazla yerlileşiyoruz da çok şükür…

Gıda güvenliği ne olacak?

Bu işler insanla oluyor.

Ben tarla işlerinden anlamam, çünkü öyle bir ortamda büyümedim.

Bizim çocuklar da öyle ve buralardan kopmuş köylülerimizin çocukları da..

Köy işlerini bilmiyorlar, öğrenmek de istemiyorlar!

Savaşta en fazla “yiyecek” lâzım.

Onu da üretecek insan lâzım.

Resim1-37

Epeyce bir süredir “İnekler atmosferi kirletiyor. En iyisi yapay et!” propagandası var.

Ona mı güveniyoruz acaba?

Neye güveniyoruz bilmem ama…

İşlerin çok sıkıntılı olduğunu bilirim.

Buralarda usta kalmamış gibi, bu da büyük dert.

Ustalar yaşlanmış, kenara çekilmeye hazırlanıyor.

Çırak yok, kalfa da yok.

Gençler lisede, üniversitede vakit geçiriyor.

Mesleksiz mezunlar olarak “torpil bulabilmeyi” hayal ediyor.

Ben de buradan gençlere “Bir an evvel hayata atılın, paranızı kazanın,biriktirin, evlenin, en az 3 çocuk yapın!” diyorum.

Ha yeri gelmişken…

Mecburi eğitimin süresi 12 sene ya!

Bize yetmiyor bu…

Yetkililerimiz şunu 20 yıla yükseltsin de…

Hep birlikte rahat edelim!

Çocuklarımızı 50 yaşına geldiklerinde evlendirelim!