Nüfus artış hızının dibe çakılmasının önde gelen sebepleri nelerdir?

Okuyucularımdan bu soruya cevap istedim.

Bazılarını paylaşayım ve altlarına yorumumu düşeyim:

Yılmaz Türk:

“Kadını koruma masalıyla kanunu kadınların eline sopa olarak verdiler. Erkek uyandı.

Kadına ulaşmak da kolay olunca evlilikten kaçmaya başladı.

Benim ailede 4 bekar adam var.

‘Evlenip de başımıza belâmı alalım!’ diyorlar.”

(Evet, böyle bir durum var. Süresiz nafaka dahil, kanuni uygulamalarımız yüzünden evlilikten kaçan gençleri ben de görüyorum. Yine de bu düşünce iyi bir düşünce değil. Gençlerimiz hayırlı zevce için dua etsinler.)

Dursun Öcal:

“12 yıllık mecburi eğitim, gereksiz üniversiteler. 6284 sayılı yıkıcı kanun, kadın beyanının uygulamada esas alınması, babaların evlerinden uzaklaştırılması, başıboş köpek sorunu ve ekonomi.”

(Bunların hepsi önemli etkenler. Bence en önemlisi 12 yıl mecburi eğitim ve üniversite öğrencisi sayısının hızla, feci halde arttırılması. Gençlerin çoğu liseyi ‘mesleksiz diplomalı’ olarak bitiriyor. Bir dört-beş sene de üniversite binince üzerine, üniversite mezunu mesleksiz birey! Orta yaşa merdiven dayamış mesleksiz, üstelik elinde üniversite diploması olan genci ne yapacaksın? O genç ne yapacak?

Bunalım, sıkıntı, dert… Evlilik mi, hele en az 3 çocuk mu? Çok çok zor. İmkansız değil ama çok zor!)

Reşat Elgin:

“En önemli sebep zinanın yaygınlaşması. Gençlerimiz batıya özeniyor. Kanunlar da gençleri evlilikten uzaklaştırıyor. Dallasvari bir ortam. Zinaya teşvik eden bir ortam.”

(Zina büyük felâket. Gittikçe yaygınlaşıyor maalesef. Bu sebepten ziyaret sonuç. Evlilikten uzaklaştıran sebepler zinaya götürüyor. Dallas bir, iki nesli perişan etti. Şu anda da bazı ‘yerli programlar ve diziler, artı sosyal medya evlenmemeyi, boşanmayı, zinayı, şiddeti, israfı teşvik ediyor maalesef. Yetkililerimiz de bu durumu seyrediyor!)

Sedat Güngör:

“Vasıflı, vasıfsız kadınların toplum yararına çalışma adına iş hayatına, sokağa çekilmesi. Ev hanımlarının, eve kapatılan asalak bireyler olarak görülmesi. Faizci, sömürücü ekonomik sistem.”

(Birçok kez işaret etmeye çalıştığımız gibi, kadın istihdamını sürekli olarak arttırmanın hedef olarak konulması, bu alanda OECD’nin, AB’nin ölçü alınması çok büyük bir yanlış. Avrupa’da aile batmış, bütün devletlerde nüfus yaşlanıyor ve hepsi bu durumun önüne geçmeye çalışıyor. Onları batıran sebeplere bir sarılıyoruz! Kadın elbette çalışabilir, bazı alanlarda kadınlar da mutlaka görev almalıdır ama kadın çalışan oranını arttırdıkça arttırmak bir hedef olarak konulmamalıdır. Böyle bir hedefi koymak, esasında cinsiyetçiliktir!)

Yılmaz Sezer:

“3 Çocuğu olmayanı devlet memuru etmeyeceksin. Memurun memur ile evlenmesini yasaklayacaksın!”

(Bu olmaz Yılmaz Bey.)

Osman Nuri Haşlak:

“İşsizlik, hayat pahalılığı.”

Bozkurt:

“Geçim sıkıntısından, hem Vallahi, hem Billahi!”

Osmanlı:

“Ekonomi. Karı koca çalışırsa nasıl çocuk yapacak ve bakacak?

(Kesinlikle en önemli sebeplerden. Geçen gün bir muhabir genç, ‘Abi 55 bin lira maaşla nasıl evleneyim? Nereden, nasıl ev tutayım? Evlenebilmek için en az 1 milyon lira lazım. Bu parayı bana kim verir? Bu parayı bulsam, evi nasıl geçindirebilirim. Hele bebek yapmak! Çok zor abi, ne yapayım ben! Devlet evlenene destek veriyor ama şartlarına bir bak, ne kadarlık kesim olabilir?’ diye dert yandı. Dua ettim kendisi için.)

Meymune:

“Üşengeçlik, vurdumduymazlık, aşırı özgür olma hevesi.”

(Bunlarda çok önemli etkenler. Parası olan insanlarımızın büyük bölümü de evlenmek ve çocuk yapmak istemiyor. İstiyorsa da en fazla bir, hadi bilemedin iki!)

Türkoğlu:

“Feminizm!”

(Aaaah, ahhhh!”)