Dolar (USD)
18.6452
Euro (EUR)
19.6449
Gram Altın
1077.074
BIST 100
4962.97
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

19 Ağustos 2022

Zillet size, izzet bize

Milletimiz vefa ve hoşgörü sahibidir. Kendisine yapılan iyilikleri unutmadığı gibi kendisinin yaptığı iyiliği de çabuk unutuyor çünkü iyilik Allah’ın emridir ve mutlak yapması gerektiğini de biliyor.

Evet, sağlam bir mümin ağırda olsa şahsına yapılan kötülüğü affedebiliyor ve bir nefs meselesi yapmıyor. Çünkü Müslüman kimlik, kin ve öfkenin şeytandan geldiğini, görevinin ise şeytanla mücadele etmek olduğunun farkındadır.

Müslüman kimlik temel görevinin Allah’ı razı etmek olduğunu, bunun da yaratılanı razı etmekten geçtiğini biliyor. Bu nedenle yaratılanı, yaratandan ötürü sevip hoş görüyoruz.

Ancak…

Hoş görmediklerimiz de var; kötülüğü hoş görmüyoruz örneğin. İnancımıza, değerlerimize saldırıyı ve ihanete tahammülümüz yoktur. Edepsizliğin ve çıplaklığın yaygınlaştırılmasına engel olmak Allah’ın emridir. Bir Müslüman Allah’ın emrine uyandır. Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağa karşı mücadele etmek iyilerin kıyamete kadar sürecek görevidir. Fitne ve fesat insanlığın ruhunu ve dünyanın dengesini bozuyor çünkü.

İnsan olma gereğinin en başında mahremiyet ve utanma duygusu geliyor. Bu duyguyu kaybedenler “Esfeli Safilindir.” İnsan olma vasfını kaybetmiş, hayvandan daha aşağı bir mertebeye inmiştir. Bu sınıftakiler ahlakın, iyiliğin, güzelin celladı oluyor. Hayatı yaşanmaz ve manasız hale getiriyorlar. Bunların nereden cüret aldığı ve fonlandıkları gizli değil.

Bunlar sanatçı, şarkıcı türkücü, yazar, gazeteci vesaire kimliği adı altında kötülün yaygınlaştırılması adına bütün güç ve hünerlerini sergiliyorlar. Şu bunlardan birinin ifadesidir “En masum yerlerimiz annelerimizin memeleri açık olsun, bırakın” Bu ifade şizofren bir ifadedir. “Esfeli Safilin” birinin ifadesidir. Bu çirkin ve edepsiz söze gazeteci kimliğindeki biri şu ifadesi ile destek verdi, “Baskılara karşı Gülşen’in mücadelesi ile geçmişte başörtülülerin verdiği mücadele arasında bir fark yoktur. ”Bu gazeteci kılıklıya soralım o zaman, siz eşinizin sahnelerde stipriz gösteriler yapmasına, uluorta mahrem yerlerini göstermesine razı olur musunuz?

İyilik ve iyi insanlar şifadır, kötülük ise hastalıktır. İyilerin varlığı herkese ve her yere iyi gelir. İyiliğin yokluğunda ise kötülük artar. Siz ey iyi insanlar, davranın iyilikler dalga dalga yayılsın dünyaya. Çünkü ömrümüz az, vaktimiz kısa, sorumluluklarımız çok.

Şu hadsizliği yapan Üstün Dikmen hocaya ya ne demeli? “Başörtülü psikolog, psikiyatrist, PDR uzmanı meslek etiğine aykırı; psikolog nötr olmalıdır.”

Buna kötülük görevini yapıyor denir. Kötülerin görevi inançlara, insanı haklara karşı olmaksa, iyilerin görevi de insanlığı yaşatmaktır. Bilinsin ki bizler yok sayıldıkça daha çok var olacağız.

Bilimsel gerçekler arasında empati kurmak vardır. Bilim insanı bildiğimiz bir kimliğin bir LGBT’liye bir ateist ve solcuya bir liberal ve komüniste gösterdiği hoşgörü ve kurduğu empatiyi bir başörtülüden neden esirgiyor olabilir?

Direkt ‘Ben başörtüsü düşmanıyım’ diyemediği için midir ki lafı eğip büküp ötekileştirici ifadeler kullanıyor? Oysa bizler farklılıklarla ve farklı inançlarla birlikte yaşanması gerektiğini emreden kutlu bir değerin insanlarıyız.

Eğer bu şahıstan bir özür alamazsak nefreti körükleyen biri olarak nitelendirmiş olacağız. Kendisine haketmediği değeri verdiğimiz için de o değeri geri almış olacağız. ‘Ben hadsizlik ettim’ cevabı kabulümüzdür.

Bu yazımızı bitirirken şu ihtimali de düşünelim. Türkiye’de partizan, inanç ve değerlere karşı azgın bir kesim var ki 2023 seçimlerinde CHP’yi mutlak iktidar görüyor. Bu ihtimalden cüret alanlarınmuhtemel başlatılacak baskı ve başörtüsü yasağında ön saflarda yer alma istekleri olabilir. Böylece bir CHP iktidarından nemalanmak isteyenlerin varlığı da aşikârdır.

Bu millet geçmişte büyük zulümler gördü ve büyük travmalar yaşadı. Artık zihninin, gönlü ve inancının işgal edilmesi girişimlerine müsaade etmeyecektir. Bunu en son 15 Temmuz darbe girişinde gördük.

Sayın okuyucularım sizlerle bir üzüntümüzü paylaşmak istiyorum. Ankara Valisi kıymetli hemşerimiz Sayın Vasip Şahin’in muhterem annesi Rahmet-i rahmetine kavuşmuştur. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Sayın Valimiz ve tüm ailesinin başı sağ olsun.

 
Advertisement Advertisement