Bugün bayram. Sevinç ve mutluluk günü. Nazlı nazlı çoşan dereler misali bayram günlerinde daha bir coşkulu oluyoruz. Daha bayram akşamından başlıyor bu çoşku. Bir türlü uyku tutmuyor insanı.

Sabaha yakın saatlerde, anne ve babaların sesi duyuluyor: “Haydin kalkın, haydin kalkın namaza, bugün bayram çocuklar.” Evet, çocuklar için bayram neşe demek, anne sesi demek. Büyüklerin ellerinden öpmek, hayır dualarını almak demek. Harçlıklar unutulmuyor tabi.

Bayram denince başka ne geliyor aklımıza?Çocukluk günlerimiz geliyor, geleceğe dair kurduğumuz güzel hayaller. Göğsümüze sığmayan sevinçler. “Geceden kucağımıza alıp uyuduğumuz yeni bayramlıklarımızla bayram sabahlarına uyanmak…”

Bayram sabahı; cami yolunda babamın avuçlarında kaybolan ellerimin sıcaklığını hiç

unutmuyorum. Kuş kalbi gibi ve aniden yerinden çıkacakmış gibi çarpardı sevinçten kalbim…

Namazdan sonra caddeye taşan muhteşem bayram ve bayramlaşma görüntüleri. Ve eve dönüş. Anne baba, dede nine, torun tombalak,

çoluk çocuk, maaile aynı sofrada buluşma. Bu bir ikramdır Allah’ın ikramı. Bayramlar ikram. Aile en büyük bir ikramlardan biri. Ne yazık ki bu ikramdan mahrum olanlar lezzetinden de mahrum kalıyorlar.

Şöyle bir tasvirde bulunalım: Uzun bir kuraklığın ardından gök yarılır ve

beklenen yağmurlar kurak topraklarla buluşur ya, işte o an görülmemiş sevinçler yaşanır. Aşığın maşukuna kavuşmasındaki gibi. O zamanlar böyleydi. Mutluluklar zirvedeydi. Sohbetler, neşe, yarenlikler zirvedeydi.

Dün gibi hatırlıyorum evlatlarının yolunu bekleyen anne babaları: “Çocuklar olmadan bayram, bayram olmaz.” diyen çok aile hatırlıyorum. Haccdan dönenler gibi karşılanırdı o zamanlar gurbetten dönenler.

Birde bizim bir Filistin davamız vardı. Bir Çeçenistan davamız vardı. Marşlarımız vardı örneğin, “Şehit tahtında” gibi. Her dem yaydaki ok gibi hazır ve nazırdık zulme karşı.

Hiç eksik olmazdı kardeşlerimiz için yaptığımız dualar. Dönüp arkaya bakıyorum da her şey çok çabuk geçip gitmiş…Hısım akraba, konu komşu ziyaretleri. Sevinçler, dualar, tebrikler…

Ya bugünkü bayramlar?

Bayram tatil demek. Yalnızlık demek. Anne ve babaların çocuklarının yolunu beklemesi demek. Kapı kilitlerine çakılı gözler demek! “Beklemek güzeldir” diyenler çıkabilir aramızdan. Birini beklemek güzeldir evet ama beklenen gelirse tabi. Artık dayanılmaz boyuta kadar vardı yalnızlıklar, hasretler…

Yaşlı adam telefonu bozuk diye bir tamirciye götürür.

Tamirci:

-Telefon sağlam, herhangi bir sorun yok amca, der.

Yaşlı adam gözyaşları içinde:

-Telefonum sağlam ise o zaman çocuklarım beni meden aramıyor?

Özetle: Her güzel şeyin geçtiği, silindiği, kalıcı olmadığı devasa öğütücü zamanlardan geçiyoruz. İnsanlar, kafesteki kuşlar gibi çırpına çırpına ölüyorlar yalnızlıktan. Sabahattin Ali’nin ifadesiyle, “Hiçbirimizin yüzünde gülmek takatı kalmadı.” Turgut Uyar ise şöyle şikayet etmişti yalnızlığından:

“Yalnızlığım sığmadı kente.”

Bayramınız eski bayramlar tadı ve lezzetinde olsun ve arayanınız, soranınız çok olsun. Bayramınız mübarek olsun efendim.