Amerika/İsrail ortaklığının İran’a karşı başlattığı işgal savaşın sona ermesiyle birlikte dünya rahat bir nefes almış oldu. Bu savaştan çıkarılması gereken önemli dersler var…

İbn-i Haldun, “coğrafyanın kader” olduğunu söyler. Evet, bu savaş coğrafyanın kader olduğuna bir kez daha göstermiş oldu. Hürmüz Boğazı mesela, İran’a nefes oldu. Elini güçlendirdi. Öyle ki, İran Hürmüz’ü sonuç aldığı bir silah olarak kullandı. İran’a çökme ve işgal planına engel olmada aslan payı Hürmüz’ün. İran için çok önemli bir koz, çok etkili bir silah.

Bu savaş, Emperyalizmin bu coğrafyadaki iştahının hala devam ettiğini gösterdi. Ve insanlık alemi, bir kez daha örgütlü kötülüğün sırf kendi menfaati için dünyayı ateşe verebileceğine şahit oldu.

Bir şey daha; ABD/İsrail ortaklığı başarılı olsaydı eğer, İran’dan sonra bütün coğrafyanın işgal planlarının devreye girmesi muhtemeldi. Ancak İsrail durmaz çünkü habis bir kanser hücresidir. Kesilip atılmazsa bölgeye yayılım gösterecektir.

Bu savaşın bir galibi var mı?

İran büyük yara alsa da kaybetmedi. İsrail kaybetti. Trump’ın ifadesidir, “ben olmasaydım İsrail yok olurdu.” Bu ifade malumun ilamıdır. İran’ın küçük dronlarını bile durdurmaya güç yetiremeyen İsrail, ABD olmadan bu coğrafyada bir gün bile barınamaz. Dünyada hiç bir toprak kabul etmedi bunları. Bu topraklar da, kene gibi yapıştığı yerden söküp atacak bu “lanetli kavmi” bir gün.

Gelelim ABD’ye. Başarısız oldu, yıprandı. Askeri gücüyle dünyaya hükmeden bir devletin itibarı dibe vurdu. Güç kaybetti. Amerikalılar’ın “tanrıya meydan okuyan” benzetmesi yaptıkları devasa uçak gemileri ve hayalet (stealth) uçaklarına rağmen ABD büyük yara aldı. Gemileri battı. Uçakları düştü. Kısaca ABD postu fena deldirdi.

Şu fıkra ABD’nin aciz durumunu özetliyor gibi: “Uçkuruna çok düşkün bir horoz günün her saati tavukları rahatsız eder. Azgın horoz, yine tavuklardan birinin peşine düşmüş, tavuk kaçmış o kovalamış. Tavuk az hasarla çitten atlayıp karşı tarafa geçmeyi başarmış. Ancak uçkur düşkünü horoz için bu o kadar da kolay olmamış ve tam çitten atlarken bütün malzemeyi çite kaptırmış, erkeklikten olmuş yani.

Horoz, çaresiz ve kızgın bir halde, seni yakalarsam deyip başlamış tavuğa sinkaflı küfretmeye. Tavuk, kahkaha atarak horoza şu cevabı vermiş: -Geç artık bunları, geç…Sen artık erkek değilsin, yapamazsın. Senin bu sinkaflı tehditlerin bir hükmü yok artık. O dediklerin çite takılmadan önceydi.”

Amerika, Hürmüz Boğazına takıldı. Erkeklikten oldu. Yenilmezlik büyüsü bozuldu. İtibar kaybetti.

Gerçek şu; bir güç; inanca, adalete, hak ve hukuka dayanmıyorsa çok uzun ömürlü olmaz. Dikiş tutmaz. Bana göre ABD’nin çöküşü gözle görülür bir hale gelmiştir.

Yukarıda ifade etmiştim, İran bariyeri aşılmış olsaydı eğer, bölgenin muhtemel işgal planları işlerlik kazanacaktı. Burada asıl hedef Türkiye’dir. İsrail artık bunu gizleme gereği bile duymuyor. Er ya da geç bu kapışma olacaktır.

Peki neden gavurun bize karşı kini ve öfkesi dinmiyor? Çünkü biz, Batı emperyalizmine karşı set çeken, durduran bir geçmişe sahibiz. İsmet Özel’den ilham alarak ifade edelim, “Biz gavurla savaşmayı göze alan bir milletiz”

Müstevliler dün Çanakkale üzerinden ülkemizi işgal planlarını devreye aldılar. Yine gelecekler.

Bilmek ve kabul etmek istemeyenler için tekrar ifade edelim. Biz bu topraklarda yolcu değiliz, hancıyız. Bizzat bu kalenin sahibiyiz. Bu topraklar bizim alın yazımız, kaderimiz.